Türk Dil Kurumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Dil Kurumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2023 Pazar

İYİ Kİ ŞAİRLER VAR !

 


CAHİT KÜLEBİ


   "12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye'yi olumsuz etkilemiştir. Darbecilerin eliyle partilerin kapatıldığı, demokrasinin rafa kaldırıldığı tarihtir. Toplumun üzerinden silindir gibi geçtiği zulüm ve baskı dönemidir. 
   1983 yılı ise Türk Dil ve Tarih kurumlarının kapatıldığı, diğer devrimler gibi Dil Devrimi'ni de sonlandırma gayretinin zirve yaptığı tarih olarak kabul edilmelidir.
  Türk Dil Kurumu çalışanları, üyeleri öyle adanmış ruhlardı ki 1983'te kuruma el konulduğunda, hepimiz orada olmayı görev bilmiş, toplanmıştık. Biz yuvasına yılan girmiş kuşlar gibiydik. Genel yazman Cahit Külebi hüngür hüngür ağlıyordu. Ağlamaması fısıldanınca, 'Ağlarım, şairleri ağlamayan milletin anası ağlar!' demişti Külebi."

   (Yrd. Doç Dr. TAYYİBE UÇ - Dil Kimliktir) 


***


   Tanrım, dedik, iyi ki şairler var!

   Kim, hiçbir şeyi incitmeden, düzeysizliğe de itmeden; tam karşıtı, o düzeysizlikleri en alışılmış, sıradan sözcüklerle bile gerileterek böyle bağırabilirdi? Kim, iç sesin titreşimleriyle yinelenen en eskimiş sözleri yenileyebilir, kim, mezar taşlarını dirilerin içe akıtılmış gözyaşlarıyla sulayıp güzelleştirebilirdi? Kim, bir ân'ı, o ân içinde kendini gizlemeden, kendini beş paralık da etmeden yaşamın alnına böyle ışıltılı bir yıldız gibi çakabilir; o ân'ın kendi gerçeğiyle varolduğuna insanları kim böylesi inandırabilirdi?
 
   Tanrım, dedik, iyi ki şairler var!

   (ADALET AĞAOĞLU - Yazsonu)


***


   Tanpınar, büyük yetenekli bir sanatçı, bir düşünür olduğu kadar, sıcağın sıcağı bir insandı, bir çeşit "insanı kâmil"di. Bir Çin atasözüne, "Bir şair, şair olmadan önce insan olmalı" diyen atasözüne dayanarak, söyleyebilirim ki, elli altmış yıldır yakından uzaktan tanıdığım sanatçılar içinde, bu atasözünü doğrulayan çok az kimselere rastladım. Bunlardan biri, hiç kuşkusuz Tanpınar'dı. Nâzım Usta'nın, Cahit Sıtkı'nın, Bedri Rahmi'nin, Aziz Nesin'in, Yaşar Kemal'in, Abidin Dino'nun insanlıkla sanatçılığı atbaşı beraber yürüttüklerine yakından tanık olmanın mutluluğunu tatmışımdır.

   Sanatçı olmak kolay değil, insan olmaksa hiç mi hiç.

   Ne mutlu, insan-sanatçı olabilenlere.

   (VEDAT GÜNYOL - Giderayak Yaşarken, 1987)






Merhaba!


24 Ocak 2021 Pazar

"TATLI" DİL

 


Karikatür: CARLOS LATUFF



   Bir delikanlıyı yaşını büyüttürerek idam ettiren darbeci Kenan Evren, Türk Tarih ve Dil kurumlarının özerkliğini kaldırıp sıradan devlet dairesine dönüştürmeyi kafasına koymuştu. 
   Bunu yasal yolla yapıyor görünmek için 1982'nin mayıs ayında üniversitelileri, eğitimcileri, bakanlık temsilcilerini, gazetecileri MEB Şûra Salonu'nda bir araya getirir.
   Burada sözü, katıldığı toplantı ortamını ayrıntısıyla anlatmayı boynunun borcu sayan TDK uzmanı, aynı zamanda Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı asistanı Tayyibe Uç'a bırakıyorum:
  "Salon TDK karşıtlarıyla doluydu. Biz savunucular azınlıktaydık. Hocam Doğan Aksan, Sözlük Kolu Başkanı Kemal Demiray, Terim Kolu Başkanı Emin Özdemir, Dil Devrimi'nin başarılı sonuçlarını örneklerle kanıtlamayı kararlaştırmıştık. 
  Ben, 'Dil Devrimi'nin geriye dönüştürülemezliğini terimlerle, ad ve soyadlarımızdan bile anlayabiliriz' diyerek başladım. 'Örneğin çağrışımın Osmanlıcası ne?' diye salona soru yönelttim. Birkaç dilci hoca, 'tedai' diyebildi, 'Peki, solungaçınki ne?' dediğimde, salondan ses çıkmadı. 'Çağrışım, solungaç, bilinçle türetilmiş terimler; Türk halkına çağrışım yapan sözcükler' dedim. 
   Soyadı örnekleriyle savımı desteklemeye çalışırken, 'Erdem, Örnek, Ülkü, Ünlü, Ulus, Yıldız, Güneş soyadı olmuştur; ama Osmanlıca eşanlamlıları fazilet, misal, mefkûre, meşhur, millet, sitare, şems ya da hurşit olmamıştır' gibi bir dizi kanıtla savımı örneklemeye çalışıyordum ki ön sıralarda, gazetecilerin çoğunlukta olduğu yerden yükselen bir ses, 'Kim bu velet?' dedi. Adım, soyadım, üniversitem söylendi.
   O an fişlendiğimi biliyorum. 6 Kasım 1982'de sözleşmem yenilenmedi.  



 
   Konuşmacı Emin Özdemir söz alıp, Türk Dil Kurumu'nun söz varlığımıza kazandırdıklarını anlatmaya kalkıştığında TDK karşıtı, yaşlı bir militan sözünü kesip, 'Ağzımızı bozdunuz, dilimizi bozdunuz!' dedi. Emin Bey'in cümlesini tamamlatmama kararlılığıyla Ahmet Kabaklı da hem sesini yükselterek hem de sıra kapaklarını vurarak 'Ağzımızı bozdunuz, dilimizi bozdunuz, dili -sal, -sel'ler götürdü!' diye bağırdı. 
   Emin Özdemir, 'Biz sizin ağzınıza...' dedi ve sustu! Salonda çıt çıkmıyordu. O kısacık zaman öyle uzadı ki... Hocam Doğan Aksan, alt dudağını ısırarak duygularını dışa vururken, Kemal Demiray, hem de Özdemir'in öğretmeni, diliyle dişi arasından 'Tüh!' diye fısıldadı.
   Salon kulak kesilmişti. Sözünü tamamladı Emin Özdemir: 'Biz sizin ağzınıza, Türkçenin balını çaldık!'
   Salon alkıştan çınlıyordu..." (ADNAN BİNYAZAR - Cumhuriyet Gazetesi)  


***


"En kolay öğrenilen dil, tatlı dil!"


AZİZ NESİN
(Karikatür: SEMİH POROY)





Merhaba!