26 Şubat 2014 Çarşamba

ERDEME DAİR





         Sokrates yargılanırken, gözyaşı dökerek sızlanan karısı: "Bu insafsız yargıçlar seni haksız yere öldürüyorlar" dediğinde, "haklı yere öldürseler daha mı iyi olurdu?" diyordu filozof.

           Erol Toy Kilittaşı adlı romanında şöyle konuşturuyor kahramanını:

      Bir ülkede çoğunluk kolaya kaçmayı çözüm sayarsa, erdem ölür. Erdemin bile bile öldürüldüğü yerde bilge erdemsizliği seçebilir miydi? Sokrates'in ölümü onun için mi, bir koskoca Atina için mi ayıptır? Yurtseverlik ya da erdem söz konusu olduğunda, aklın yerini hiç bir şey almamalı. Erdem , en kolayın en güzelini elde etmek değil, en zorun en değersizini örnekleyebilmektir. Ölüm, Sokrates'ten önce vardı. Şimdi de var. Hangimiz ölümsüzlük taslayabiliriz? Öyleyse kaçılması gereken ölüm değil, erdemsizlikti.




     EROL TOY
                          


       Nihat Behram'ın  "Miras" adlı kitabında şöyle bir cümle vardır:

       Direniş sürecinde gelen ölüm, hem ölümlerin en hazinidir, hem en soylusudur.



      Alın size yüzyıllar öncesinden süzülüp gelen soylu bir cümle daha:

     " Er odur hak yoluna baş oynaya; Döşekte ölen murdar olur."

                                                                               ( KADI  BURHANETTİN )



                                                                                        Merhaba!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder