23 Mayıs 2021 Pazar
DENİZ VE MEHTAP SORDULAR SENİ
17 Mayıs 2021 Pazartesi
GERÇEK DEVRİMCİLİK
8 Mayıs 2021 Cumartesi
ACI MİZAH
1 Mayıs 2021 Cumartesi
BİR GÜN MUTLAKA - 2
Tekel eylemleri sırasındaydı; o dönemin Başbakanı "Ayaklar baş olursa dünya başımıza yıkılır" demişti. Yıkılır mıydı? Önemli olan bu değildi herhalde. Önemli olan yürütmenin başına anayasal bir seçimle gelmiş kişinin emekçileri "ayak", kendisini ise "baş" olarak görmesiydi. Ayaklar ayak olarak kalmalıydı, başlar ise baş. Peki kimin ayak kimin baş olacağına kim karar verecekti? Ya da bir gün ayaklar ayak olmaktan, emir almaktan, pasif kalmaktan, yükü taşımaktan usanırlarsa ne olacaktı? Ama bu sorular da önemsizdi. Önemli olan o zaman Başbakanın anayasa önünde eşit vatandaşlık ülküsünün bir yalan olduğunu itiraf etmiş olmasıydı. Ekonomik eşitsizlik var ise siyasi eşitlik iddiası martavaldan öte bir şey değildi.
İnsan sadece insan olduğu için değerlidir, değerinin bilincine varabilmek için bir başkasıyla kıyaslamak gerekmez. Kıyaslama başladığında sahte ahlak başlar. Sırf bu nedenle Marx kapitalizmin eşitsizliği karşısında eşitlik isteyen reformistlerin aslında burjuvazinin düşünsel ufkunu aşamadıklarını belirtmişti. Önemli olan eşitsizliğe karşı eşitlik kartını öne sürmek değildir; önemli olan eşitlik veya eşitsizlik kavram ve kaygılarını ortadan kaldıran bir toplumsal kurguya ulaşmaktır. Diğer bir ifadeyle derdimiz "ayakları" "baş" yapmak değildir, derdimiz "ayakları" ayak, "başları" baş yapan sistemi ortadan kaldırmaktır. Bunu başardığımızda her bir onurlu insanın kendisini kimseyle kıyaslamadan elinden geldiğince gönüllü katkıda bulunabileceği ve ortak sofradan, başkalarının ne kadar aldığına bile bakmadan, ihtiyacı kadar alabileceği bir toplum ortaya çıkacak ve sahte ahlak yok olacaktır. (SERDAL BAHÇE - soL Haber)
Ne gümüş iğne ne ipek iplik
yama tutmaz bu yırtık
Vakit geldi Tarih Dede
al makası eline
şu mavi atlastan biç
şu kızıl kadifeden
Kuş kondur üzerine
MEHMET BARIŞ
Merhaba!
23 Nisan 2021 Cuma
GÜLMEYİ UNUTANLAR
17 Nisan 2021 Cumartesi
KÖY ÖĞRETMENLERİ
KÖY ÖĞRETMENLERİ
Yurdumuz uçsuz bucaksız,
Gökte yıldız kadar köylerimiz var.
Ama uzak, ama harap, ama garipsi..
Alın benim gönlümden de o kadar.
Uzak köylerimizde kuşlar gibi
Her sabah çocuklar size uçar.
Ama küçük, ama büyüyen, ama güleç..
Alın benim gönlümden de o kadar.
Siz kara göklerin yıldızları,
Işıtın yurdumuzu sabaha kadar!
Ama düşe kalka, ama yiğit, ama umutlu..
Alın benim gönlümden de o kadar.
(...)
Ve onlar saçları uzamış,
Çatlak ellerinde çıkınları,
Üç saat, dört saat ötelerden
Yorgundur, sessizdir akınları.
Ve onlar, yıldızlar gibi
Gözleri ışıl ışıl yananlar.
Oyuncak için değil, kâğıt, kalem
Kitap için gizlice ağlayanlar.
(...)
Gündüzün akşamla kavuştuğu saatte
Güneş altında tarlalar çın çın öterken
Ya o sıcak yağmurlar toprakla çiftleşir,
Ya da ilk ışıklar sabahları erken
Rüzgârla içimizde eserken.
Çemişkezek'te, Patnos'ta, Malazgirt'te doğanlar,
Bütün bunları düşünmelisiniz.
Yüce ırmaklar gibi sessiz, sürekli
Kağnılarla, arabalarla, kamyonlarla
Akıp köylere gitmelisiniz!
Yurdumuza ışık iletmelisiniz...
(CAHİT KÜLEBİ)
CAHİT KÜLEBİ & CEYHUN ATUF KANSU
Köy nüfusunun azalması tarımsal üretimin azalmasına, hayvancılığın olumsuz etkilenmesine ve köy okullarının kapanmasına neden olmuştur. 2000'li yıllara kadar her köyde bir okul bulunmaktaydı. Öğretmenler köylünün diğer sorunları ile de ilgilenirdi. Hasta olan, başka bir şehre iş için gidecek olan gelir öğretmene danışırdı. Tam gün eğitim yapan köy okullarının servis, ısınma, temizlik, güvenlik gibi sorunları bulunmuyordu.
Köy okullarını kapatarak insanlarımızın şehirlere göç etmesine zemin hazırladık. Köylünün ekonomiye katkısını hiç hesaba katmadık. Eğitim imkanlarına eşit erişimin merkezleri olan köy okullarını kapatarak dezavantajlı çocuklarımızın dünyaya açılan tek şansı olan bu kapıları da kapatmış olduk.
Köy okulları yaparak yaşayarak öğrenmenin merkezleriydi. Yoksul ailelerin çocuklarının özgürce sosyalleştiği alanlardı bu okullar. Şimdi bu çocuklarımızı kilometrelerce mesafelere taşıyarak, özgüvenlerini yok ettik.
Yıllardır eğitim modelleri üzerine tartışmalar yürütülüyor. Kendi modelimize dönüp bakmak aklımızın ucundan geçmedi. Aslında 1923'ten bu yana kendimize özgün bir model oluşturduk. Köyleri boşaltarak kendi modelimizi yok ettik. Çocuklarımızı asfalt bahçeli apartman şeklindeki okullara hapsettik.
Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Talip Apaydın, Niyazi Altunya gibi aydınlanmacı öğretmenlerin yetişmesinin önüne set çektik.
Bir köy okulunda yetişen Cumhuriyet Öğretmeni Şefik Sınığ'ın köy çocukları ile olan eğitim yaşamı bu kurumların önemini bir kez daha hatırlamamızı sağlıyor. Şefik Sınığ kimdir?
1925 yılında Konya-Seydişehir'de dünyaya gelir. Gönen Köy Enstitüsü'nü bitirdikten sonra, Afyon-Dinar ilçesi Sütlaç Köyü İlkokulu'na öğretmen olarak atanır. Burada ilk görevine başlar. 1949 yılı ekim ayında tamir etmekte olduğu okulun ara duvarının üzerlerine çökmesi sonucu ağır yaralanır. O yıllarda, ulaşım şartları hayli zor olduğundan Çivril'e güç şartlarda getirilir. Doktor Şerif Gürsel, ağır yaralı olan Şefik öğretmeni muayene eder ve omuriliğinin hayli ezilmiş olduğunu görür. Çaresiz bir şekilde, öğretmen Şefik Sınığ görev yaptığı köye geri götürülür. Hasta yatağının başında öğretmen arkadaşı Mehmet Aydeniz ile köylülerden birkaç kişi bekler. Ancak, durum umutsuzdur. Dünyanın bütün çiçeklerini, köy çocuklarını, öğretmenlik mesleğini çok seven idealist öğretmen ölmek üzeredir. Sürekli öğrencilerini sayıklar. Bu sayıklaması gün boyunca sürer. Hep, öğrencilerini, kaderleri kendisine benzeyen o köy çocuklarını sayıklar. Dünyanın bütün çiçeklerini yanına ister. Son sözleri şu olur: "Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin." Zorluklarla geçen yaşamı bu sözlerle son bulur.
Ceyhun Atuf Kansu, Şefik öğretmenin ölümü üzerine yazdığı o meşhur şiirinde bir köy öğretmeninin öğrencilerine olan sevgisini, ilgisini şu şekilde dile getirmektedir:
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçeklerini getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin... ve sonra öleceğim.
(...)
Dünyanın bütün çocuklarını diyorum,
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kopdağına göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen,
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencileri istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.
(...)
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.
Köy okulları "Bey çocuğu bey, ırgat çocuğu ırgat olmasın" diye açılmıştı. Bizler köy okullarını kapatarak binlerce Şefik Sınığ'ı bir kez daha toprağa vermiş olduk. (ALİ TAŞTAN, Eğitim Uzmanı - BirGün Gazetesi)
11 Nisan 2021 Pazar
OKU! İNSAN SANATLA YAŞAR!
Bağırırlar şaire:
"Bir de torna tezgâhı başında göreydik seni.
Şiir de ne?
Boş iş.
Çalışmak, harcınız değil demek ki..."
Doğrusu
bizler için de
en yüce değerdir çalışmak.
Ve kendimi
bir fabrika saymaktayım ben de.
Ve eğer
bacam yoksa
işim daha zor demektir bu.
Bilirim
hoşlanmazsınız boş lâftan
kütük yontarsınız kan ter içinde.
Fakat
bizim işimiz farklı mı sanırsınız bundan:
Kütükten kafaları yontarız biz de.
VLADİMİR MAYAKOVSKİ
(Çeviri: ATAOL BEHRAMOĞLU)***
Nazilerin 1933 yılından itibaren toplu kitap yakma eylemlerine hız verdiği, 1945 yılına dek de bu tarihe geçecek utanç verici pratiği sürdürdüğü biliniyor. Bilinen en büyük "yakma organizasyonlarından" biri 10 Mayıs 1933 günü gerçekleşmişti. Bu, kitapların yalnızca öylece ateşe atıldığı bir eylem değil, neden belli yazarın ve belli kitapların seçildiğine dair bildirilerin okunduğu, etraflı bir organizasyona sahip toplaşmalardan biriydi. Örneğin, Erich Maria Remarque'ın Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok 'u, "savaştan kaçan askerleri betimlediği" gerekçesiyle yakılmıştı. Freud'un yapıtları ise "cinselliğe aşırı derecede vurgu yaptıkları" gerekçesiyle kara listeye girmişti. (sabitfikir.com)
***
"Ne kadar ilerledik bilemem ama ortaçağda olsak beni yakarlardı, şimdi kitabımı yakıyorlar."
SIGMUND FREUD
(Portre: SALVADOR DALİ)
***
"Çocuktuk, büyüdük. Kitapları seçtik, başka şeyleri seçen insanlar arasında..."
ENİS BATUR
(Fotoğraf: ARA GÜLER)
***
"Çocukken kitapların tılsımlı olduklarına inanırdım, büyüdüğümde kesinlikle tılsımlı olduklarına ikna oldum." (SENTA URGAN - Cumhuriyet Kitap)
***
Yaşam başka türlü yaşanmıyor. Eğer düşleriniz varsa ömrünüzü uzatabilirsiniz. Bir insanı sevmekle nasıl çoğalabildiğinizi görürsünüz. Ve onun için yaşamayı göze alırsınız.
Sevince, tıpkı okurken ki gibi, ilerler insan. Zihninin kalıpları kırılır, yeni algılar edinir. Irmaklar yaratır kendine, kuyular açar, atlaslar kurar, dağları aşma gücünü kuşanır... Yetinmeyen bir duyguyla kendini amber kokulu çarşılara taşır. İnsan sesine, insan sözüne erdirir her bir bakışını. Günü dokur, zamanı eğitir, gözlerini soldurur bir kitabın sayfalarında. (FERİDUN ANDAÇ - Cumhuriyet Kitap)
***
İnsan sanatla yaşar. Muhakkak ki barınma, beslenme, eğitim, sağlık ve güvenlik gibi temel gereksinimlerimiz geliyor akla ama onlar yaşamak için. "İnsan" olmak için, "insan" gibi yaşamak için gereksindiğimiz öncelikle sanat. (KORKUT AKIN - Cumhuriyet Kitap)
***
"Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır."
ANDREY TARKOVSKİ
Merhaba!














