7 Şubat 2016 Pazar

GERÇEĞİ SÖYLEYENLER




Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil, 
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
- demeğe de dilim varmıyor ama -
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!



NAZIM HİKMET





"Üçkağıtçılığın, sahtekârlığın, evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, 'gerçeği söylemek' devrimci bir eylemdir."



GEORGE ORWELL







...Budalalık çağının cüceleriydiniz, farkında değildiniz.
   Bilmiyordunuz doğanın yasalarını. Suyun kaç derecede ısındığını, ateşin nasıl yandığını, uranyumun nasıl dönüştüğünü...Yaşamda "temel itici güç"ün ne olduğu ise umurunuzda değildi. Oysa, Marx tanımlamıştı sizin gibileri: Tufeyli.
   Bilmiyordunuz çalışmak aynı zamanda kendini üretmektir. Sizse her şeyi tüketmek için vardınız.


FERİDUN ANDAÇ






...Kapitalist toplumlarda merkez medyanın işlevi, yurttaşlara sürekli biçimde "her şey yolunda" mesajı vermek, onları eğlendirip avutmak, hayatın tam da olması gerektiği gibi olduğuna inandırmaktır...


YAVUZ ALOGAN




   
   
...Bu emperyalizm denilen düzen; tüm insan ve doğa değerlerini sömürüp, insanı türlü yöntemlerle hiç ihtiyacı olmayan malları almaya teşvik ederek, ömür boyu bunların bedelini dünyanın binbir şirketine ödeyen köleler haline getirmiş, işsizliği arttırmış, gelir dağılımları arasında uçurumlar ve yoksullar yaratmış, eğitimli ve kültürlü değil cahil tüketici bir toplum oluşturmuş, eşitlik, adalet, özgürlük, demokrasi taleplerini bastırmıştır...

ETHEM GÖNENÇ






...Kapitalizmle yeni tanışan ülkemiz ne idüğü belirsiz "yeni insan" prototipini yarattı. Her gün her yerde, her olay ve durumda karşımıza çıkıp duruyorlar.
   Değer yaratmadan her şeyi değersizleştirerek bir hamam böceği gibi yaşıyorlar. Artık dilimize yerleşti şu kavramalar, deyimler: vole vurmak, köşeyi dönmek, kafa koparmak, para her kapıyı açar... Harikasın, kendine iyi bak, önemlisin, ortak noktamız yeni telefon numaran!
   Oysa çürüme her yanda. Değer yitimi, yozlaşma, ikiyüzlülük, aldatma , yalan, muhteris bir gözün hem canı hem de sancısı.
   Emek nedir bilmezsiniz, üretmenin nasıl bir değer olduğunun çok uzağındasınız. Bilgi, beceri çok ötenizde: ancak gösteriş budalalığında varsınız.
   Ortak yaşamak kültürü nedir, insana saygı neden gereklidir, hayatın sürekliliği nerededir bilmezsiniz. Ama ancak tüketerek var olduğunuza inanırsınız. İnsan tüketmekte de üzerinize yoktur. Oysa farkında olmak soylu bir davranıştır. Dönüp bakmak, "ne yaptım, ne yapıyorum" demek de...



FERİDUN ANDAÇ










   "...Vahşi kapitalizm kadar insan ruhunu küçük düşüren başka bir sistem yoktur. Kapitalist, çevresinde balıklı göl varsa, telle çevirir, yakaladığı balıkları satar. Marksist anlayış ise gölü kamulaştırır, insanlara balık tutmayı öğretir. Herkes yakaladığı balığı yer...."



OSMAN ŞAHİN









Merhaba!















      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder