20 Aralık 2014 Cumartesi

SANAT TOPLUM İÇİNDİR




"Sanat toplumsal bir çabadır, toplumdan gelir, topluma döner. Fakat gelenle giden aynı şey değildir."


ATTİLA İLHAN
(d.15 Haziran 1925 Menemen, İzmir-ö.11 Ekim 2005 İstanbul)




   "Fikirde toplumcu, sanatta gerçekçi görüşe bağlı kaldım. Memleketimiz insanlarının dertlerini, toplum gerçeklerini ancak bu edebiyat tekniğiyle gün ışığına çıkarmanın ve onlara çözüm yolunu göstermenin mümkün olabileceğine  inandım. Batı mükemmelliğine ulaşabilmek için eski sanat değerlerimizin tümünü inkar etmek, geleneksel bağlardan arınmak gereğini savunanlara katılmıyorum. Bizim halk edebiyatımız zengin bir dil ve sanat hazinesine dayanır, ölü değil, yaşayan bir dil hazinesidir bu. Olanakları geniştir. Halk için yazan bir sanatçı, bu hazineyi görmezden gelir, ondan faydalanmazsa, ister istemez halkla arasına mesafe koyar."



KEMAL BİLBAŞAR
(d.1910 Çanakkale-ö. 21 Ocak 1983 İstanbul)





"Eğer bir şairle yazdığı dili kullanan toplum arasında bir duygu akışı olmuyorsa o şairde bir sorun var demektir."


CARLOS FUENTES
(d.11 Kasım 1928 Panama-ö.15 Mayıs 2012 Meksiko)




   "Edebiyat evsizlere ev, açlara yemek, işsizlere iş bulmaz ama onları insanlaştırmaya yardımcı olur. Bütün bunları elde edebilecek bilinç verir. Odağında insanın olmadığı bir roman, bir şiir olamaz. Edebiyatın temel işlevi insana insanı anlatmasıdır."


EMİN ÖZDEMİR
(1931 Kemaliye, Erzincan)
(Bilgisayar ve seçenek gibi sözcükleri Türkçe'ye kazandıran dilbilimci)





   Sanata sahip çıkmak demek hayata sahip çıkmak demektir. Elbette ki, yaşama sanatı diye bir şey de var. İnsanoğlu sanata sahip çıkabilmek için önce ayakta kalacak. Ama biri bedenin ihtiyacını karşılarken diğeri ruhun ihtiyacını karşılıyor. Sanattan mahrum kalmış bir bedende ruh hep aç kalıyor. Hayattan sanatı çıkarın geriye alışveriş kalır. Bu da sistemin işine gelir. Çünkü bugün sistem bize "Sen insan değil müşterisin" buyuruyor. "Senin işin üretmek değil tüketmek" buyuruyor. "Tükettiğinle birlikte tüken ve çöplüğü boyla" buyuruyor. "Hayatı kasıklarınla miden arasındaki o alanda sürdür, akla ihtiyaç duyma" buyuruyor. Sanatsa bu tükenişin karşısında duruyor. Çünkü sanat bilgi demek, kültür demek...Kültüre, bilgiye sahip olan insan kendisini, çevresini, toplumu, dünyayı sorgular. Ama sorgulayan toplumdan çok, dünyayla bağlarını koparmış, kendi içine kapanmış dış dünyayla izole yaşayan ve boyun eğen bir toplum hedefleniyor. Yani insan beden olarak yaşayacak, suyu sıkıldıktan sonra posası bir kenara atılacak bir varlık olacak. Oysa sanat insanoğlunun köle gibi yaşadığı bir toplumdan çok, daha insanca, daha uygar, daha çağdaş bir dünyayı hedefler. Tiyatro daha uygar, daha çağdaş bir dünya hedefiyle perdelerini açar. O yüzden diyorum, toplum tiyatroya sahip çıktıkça hayata da sahip çıkmış olur diye... Toplum daha mutlu bir gelecek için tiyatroya gitmelidir. Çünkü hep söylediğim gibi: 

   Tiyatroya gitmeyen toplumlar sık sık oyuna gelirler!



ALİ ERDOĞAN
(d.1964 Ankara -Tiyatrocu, yazar, şair)





"Gerçek sanat yapıtı bir saat gibi içinde bulunduğu zamanı, bir pusula gibi gidilecek yönü gösterir."


FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
(d.26 Ağustos 1914 İstanbul-ö.15 Ekim 2008 İstanbul)





Merhaba!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder