8 Aralık 2024 Pazar
YENİ SÖMÜRGECİLİK
23 Haziran 2024 Pazar
GERİSİ HİKÂYE !
25 Şubat 2024 Pazar
BİNBİR ÇİÇEKLİ BAHÇE
29 Ekim 2023 Pazar
RANT, KÂR; NEREYE KADAR ?
5 Ağustos 2023 Cumartesi
REÇETE
"Yazar, kuşkusuz yaşayabilmek ve yazabilmek için kazanmalıdır,
ama asla kazanmak için yaşamamalı ve yazmamalıdır."
(KARL MARX)
***
Her şeyin bir nedeni var. Sizin çabalarınızın zaman zaman başarısız olması, kolaya kaçıp çabuk yazmanızdan. Gazetelere tefrika yetiştirmek, oraya buraya kol salıp her yerden geçim parası sağlamak!.. Bu arada gerçek sanat yapmaya, doğru dürüst yazı yazmaya zaman mı kalır! Demin de dediğim gibi, bir başka neden de şu: Kendinizle çok dolusunuz, yazılarınız çoğunca sizin kişiliğinizin damgasını taşıyor. Böyle olmaz, başka bir dünya var sizden öteye, başka insanlar, memleket var bütünüyle! Memleketinizin insanları var!.. Kocaman bir kentte yaşıyorsunuz. Kabuğunuzu kırıp çıkın dışarı, açık havaya, insanların içine, gerçek kavgaların, sevdaların çatıştığı, ekmek, sevda kavgalarının oluştuğu meydanlara çıkın...
Biraz yazı yeteneği olan herhangi kişi hayatını konu alıp güzel bir hikâye, roman çıkarabilir. Kolay iş bu... Biraz da ustalığı varsa tamam! İnsanlar meraklıdırlar yaratılıştan. Başkalarının yaşamı üzerine eğilmekten hoşlanırlar... Önemli değil böylesi. Önemli olan, bizim kişisel sorunlarımızdan çok, toplumun, insanlığın sorunudur bana kalırsa. Çağımızı anlayabilmek, onu anlatabilmek, insanlarımızı oldukları gibi yaşadıkları anın içinde duyguları, duygusuzlukları, olumlu olumsuz yanları ile hani denizden yeni çıkmış balıklar vardır ya öyle kıvıl kıvıl canlı yakalayabilmek... Bunu yapabilmek için gereken bir tek şey var, okumak, kendini yetiştirmek... Bu işin yaratıcılarını okuyun, çok okuyun. Balzac, Stendhal, Dostoyevski, daha birçokları, romanın Allahları bunlar. Çevrenizi görmeye, anlamaya çalışın. Çağınızın yazarı olmak için çok ama çok çalışmanız gerekir. Usanmaya gelmez. İyi yazar olmak istiyorsanız yorulacak, yaşamınızdan vereceksiniz. Çaresi yok başka.
30 Temmuz 2023 Pazar
YAŞAM YOLCULUĞU
"Hiç kimse kendisinin kim olduğunu bilmez.
Bize kim olduğumuzu başkaları söyler değil mi?
Bu bize bir milyon kez söylenmiş olsa da
eğer yeterince uzun yaşarsanız sonunda kim olduğunuzu hâlâ tam olarak bilemezsiniz.
Siz kendiniz bile her an kendinize farklı bir şey söylersiniz."
2 Haziran 2023 Cuma
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ve EDEBİYAT
1 Ocak 2023 Pazar
YAZAR HÂLLERİ
"Gözlemcilik, değerli olanı göz alıcı olandan ayırt edebilmektir."
3 Temmuz 2022 Pazar
UMUT NEREDE?
Umutsuzluğa kapılmaktan korkup kaçma. Üstüne yürü, geç onu. Karanlığı aşınca umudun ışığını göreceksin.
(ANDRE GIDE)
***
(...) Sanılır ki mutluluklar, gülümsemeler, sevinçler, heyecanlar... Hayatta ne varsa yüz güldüren, varlığa / varsıllığa bağlıdır. Böyle düşünenlere bombaların susmadığı bir kentte ya da bir deprem sonrası yıkıntılar arasında koşup oynayan çocuklar verir asıl yanıtı hem de kırıp dökmeden hem de yüzlere bile vurmadan.
Çöplerden toparladıklarını ekmeğe dönüştürme telaşındaki insanın sevinci, hayatı katlanılır kılma inadı sokak lambalarından daha çok aydınlatır umutların köşebaşlarında yittiğini sandığımız sokakları... (Y. BEKİR YURDAKUL)
***
ZEYNEP ORAL & MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ
16 Ocak 2022 Pazar
HAYAT
"Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor."
(ŞÜKRÜ ERBAŞ)
***
Hayat bir hikâye gibidir. Ne kadar uzun olduğu değil ne kadar güzel olduğu önemlidir.
(LUCIUS ANNAEUS SENECA)
Ama eninde sonunda bir hikâyenin de sonu gelmelidir. Neden, sonu gelmeyen hikâye hayata benzer de onun için. Hayatsa sıkıcı bir şeydir. İnsanın, işte hayatı dinlerken esneyesi gelir. İsteyen kavga etsin, isteyen savaşsın, birbirinin canını çıkarsın, isteyen kıyıda köşede at gibi sevişsin, ne yaparsa yapsın, hikâyeye göre hayat sıkıcıdır. (FARUK DUMAN - Sus Barbatus! 2 / Yapıkredi Yayınları)
Edebiyatın bir "özelliği", gerçekten de belli bir döneme tanıklık etmesidir. Toplumsal meselelerle ilgilenmeyen büyük yazarlar da vardır. Ancak yazar aynı zamanda bir aydınsa olup bitenle içtenlikle ilgilenmemesi olanaklı değildir. İşte onu tanıklığa zorlayan kendi içinde acısını hissettiği, neredeyse kendi yaşantısı gibi deneyimlediği toplumsal olaylardır. (ERENDİZ ATASÜ - Cumhuriyet Kitap)
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.
ATAOL BEHRAMOĞLU
***
"İyi şairlerin yüzü her daim insana dönüktür. Dünyaya, insanlık durumlarına oradan bakarlar."
FERİDUN ANDAÇ
Merhaba!
22 Ağustos 2021 Pazar
YAŞAMA SANATI
"Dışarıda yağmur yağıyor. Çok yağıyor. Çay koydum. Oturdum, izliyorum.
Bunun dünyanın en güzel, en eşsiz, en değerli tablosu olduğuna yemin edebilirim."
ŞERMİN YAŞAR
(Deli Tarla)
***
"Alelacele koşup yaşama sığınmıyorsa insan, yaşamdan zevk alabilir mi?"
***
Ufak şeylerden zevk alabilmek,
lüks yerine zarafet aramak,
saygı istemek yerine değerli olmak,
zengin olmak yerine kimseye muhtaç olmamak,
sıkı çalışmak, sessizce düşünmek ve dürüst konuşmak,
yıldızları, kuşları, kelebekleri ve bilgeleri açık kalple dinlemek.
İşte benim hayat senfonim.
WILLIAM ELLERY CHANNING
***
İranlı vezir Abdul Kasım İsmail'in öyküsünün gerçek olduğuna inanmışımdır hep. Onun sayısı yüz bini bulan kitaplarına sevgisi hiç de anlaşılmaz gelmez bana. Bunlardan ayrı kalmama tutkusunu ise anladığımı söyleyebilirim! Nereye giderse onları da yanında götürmesi şaşırtıcı gelebilir belki! Ama hiç de ol(a)mayacak şey değil!
Dört yüz devesine taşıtırmış kitaplarını. Develer yüklendikleri kitapları alfabetik sıraya göre taşırlarmış... Bu düzen ve kitap düşkünü vezirin öyküsünü öğreneli beri kendimi de hep sorgulayadururum. Kitaplarımın, defterlerimin, kalemlerimin ve masalarımın tutkunu olarak zaman zaman bir tutsak mıyım yoksa demeye başladım.
Belki şu öyküyü de bilirsiniz: İranlı şair ve yazar Feridüddin-i Attar'ın ilk işi aktarlıktır. Bir gün dükkânına bir derviş gelir; onun dükkân raflarındaki düzeni, şişeleri, kutuları gözden geçirerek şunları söyler: "Ne mutlu bana, böyle bağlandığım, bu dünyadan göçüp giderken bırakmaya kıyamadığım şeylerim yok." Ve çeker gider derviş. Attar düşünedurur. Ertesi gün dükkânını kapatır, her şeyi satar, ailesine bırakır hacca gider; sonrasında da kendini gezgin kılar. İsfahan'a döndüğünde ise tüm zamanını okuma ve yazmaya verir.
Doğrusu bu öyküyü öğrendiğimde ise "bunları nasıl bırakır giderim" düşüncesindense bağlandıklarımın anlamını düşündüm daha çok. Hayatımıza anlam katanlar nelerdir? Bir yelek, bir hırka, bir parça peksimet mi? Yoksa daha başka şeyler mi? Nedir yaşamdaki sıralamalarımız sahi? (FERİDUN ANDAÇ - Cumhuriyet Kitap)
***
Yaşamak bir sanat ise eğer; "yaşama sanatı" herkes tarafından öğrenilebilir herhalde.
Bu nedenle kimse bulunduğu yeri abartmamalı mı acaba! Hem abartsak ne olacak!
Montaigne, öyle güzel demiş ki bu konuda:
"İstediğimiz kadar yüksek sırıklar üzerine çıkalım, yine kendi bacaklarımızla yürüyeceğiz; dünyanın en yüksek tahtına da çıksak, yine kendi kıçımızla oturacağız."
(ÜNAL ERSÖZLÜ / Yeryüzü Misafiri - Karakarga Yayınları)
Merhaba!
11 Nisan 2021 Pazar
OKU! İNSAN SANATLA YAŞAR!
Bağırırlar şaire:
"Bir de torna tezgâhı başında göreydik seni.
Şiir de ne?
Boş iş.
Çalışmak, harcınız değil demek ki..."
Doğrusu
bizler için de
en yüce değerdir çalışmak.
Ve kendimi
bir fabrika saymaktayım ben de.
Ve eğer
bacam yoksa
işim daha zor demektir bu.
Bilirim
hoşlanmazsınız boş lâftan
kütük yontarsınız kan ter içinde.
Fakat
bizim işimiz farklı mı sanırsınız bundan:
Kütükten kafaları yontarız biz de.
VLADİMİR MAYAKOVSKİ
(Çeviri: ATAOL BEHRAMOĞLU)***
Nazilerin 1933 yılından itibaren toplu kitap yakma eylemlerine hız verdiği, 1945 yılına dek de bu tarihe geçecek utanç verici pratiği sürdürdüğü biliniyor. Bilinen en büyük "yakma organizasyonlarından" biri 10 Mayıs 1933 günü gerçekleşmişti. Bu, kitapların yalnızca öylece ateşe atıldığı bir eylem değil, neden belli yazarın ve belli kitapların seçildiğine dair bildirilerin okunduğu, etraflı bir organizasyona sahip toplaşmalardan biriydi. Örneğin, Erich Maria Remarque'ın Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok 'u, "savaştan kaçan askerleri betimlediği" gerekçesiyle yakılmıştı. Freud'un yapıtları ise "cinselliğe aşırı derecede vurgu yaptıkları" gerekçesiyle kara listeye girmişti. (sabitfikir.com)
***
"Ne kadar ilerledik bilemem ama ortaçağda olsak beni yakarlardı, şimdi kitabımı yakıyorlar."
SIGMUND FREUD
(Portre: SALVADOR DALİ)
***
"Çocuktuk, büyüdük. Kitapları seçtik, başka şeyleri seçen insanlar arasında..."
ENİS BATUR
(Fotoğraf: ARA GÜLER)
***
"Çocukken kitapların tılsımlı olduklarına inanırdım, büyüdüğümde kesinlikle tılsımlı olduklarına ikna oldum." (SENTA URGAN - Cumhuriyet Kitap)
***
Yaşam başka türlü yaşanmıyor. Eğer düşleriniz varsa ömrünüzü uzatabilirsiniz. Bir insanı sevmekle nasıl çoğalabildiğinizi görürsünüz. Ve onun için yaşamayı göze alırsınız.
Sevince, tıpkı okurken ki gibi, ilerler insan. Zihninin kalıpları kırılır, yeni algılar edinir. Irmaklar yaratır kendine, kuyular açar, atlaslar kurar, dağları aşma gücünü kuşanır... Yetinmeyen bir duyguyla kendini amber kokulu çarşılara taşır. İnsan sesine, insan sözüne erdirir her bir bakışını. Günü dokur, zamanı eğitir, gözlerini soldurur bir kitabın sayfalarında. (FERİDUN ANDAÇ - Cumhuriyet Kitap)
***
İnsan sanatla yaşar. Muhakkak ki barınma, beslenme, eğitim, sağlık ve güvenlik gibi temel gereksinimlerimiz geliyor akla ama onlar yaşamak için. "İnsan" olmak için, "insan" gibi yaşamak için gereksindiğimiz öncelikle sanat. (KORKUT AKIN - Cumhuriyet Kitap)
***
"Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır."
ANDREY TARKOVSKİ
Merhaba!



.jpg)


.jpg)


















