Dostoyevski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dostoyevski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2023 Cumartesi

REÇETE

 

"Yazar, kuşkusuz yaşayabilmek ve yazabilmek için kazanmalıdır,

ama asla kazanmak için yaşamamalı ve yazmamalıdır."

(KARL MARX)


***


   Her şeyin bir nedeni var. Sizin çabalarınızın zaman zaman başarısız olması, kolaya kaçıp çabuk yazmanızdan. Gazetelere tefrika yetiştirmek, oraya buraya kol salıp her yerden geçim parası sağlamak!.. Bu arada gerçek sanat yapmaya, doğru dürüst yazı yazmaya zaman mı kalır! Demin de dediğim gibi, bir başka neden de şu: Kendinizle çok dolusunuz, yazılarınız çoğunca sizin kişiliğinizin damgasını taşıyor. Böyle olmaz, başka bir dünya var sizden öteye, başka insanlar, memleket var bütünüyle! Memleketinizin insanları var!.. Kocaman bir kentte yaşıyorsunuz. Kabuğunuzu kırıp çıkın dışarı, açık havaya, insanların içine, gerçek kavgaların, sevdaların çatıştığı, ekmek, sevda kavgalarının oluştuğu meydanlara çıkın...

   Biraz yazı yeteneği olan herhangi kişi hayatını konu alıp güzel bir hikâye, roman çıkarabilir. Kolay iş bu... Biraz da ustalığı varsa tamam! İnsanlar meraklıdırlar yaratılıştan. Başkalarının yaşamı üzerine eğilmekten hoşlanırlar... Önemli değil böylesi. Önemli olan, bizim kişisel sorunlarımızdan çok, toplumun, insanlığın sorunudur bana kalırsa. Çağımızı anlayabilmek, onu anlatabilmek, insanlarımızı oldukları gibi yaşadıkları anın içinde duyguları, duygusuzlukları, olumlu olumsuz yanları ile hani denizden yeni çıkmış balıklar vardır ya öyle kıvıl kıvıl canlı yakalayabilmek... Bunu yapabilmek için gereken bir tek şey var, okumak, kendini yetiştirmek... Bu işin yaratıcılarını okuyun, çok okuyun. Balzac, Stendhal, Dostoyevski, daha birçokları, romanın Allahları bunlar. Çevrenizi görmeye, anlamaya çalışın. Çağınızın yazarı olmak için çok ama çok çalışmanız gerekir. Usanmaya gelmez. İyi yazar olmak istiyorsanız yorulacak, yaşamınızdan vereceksiniz. Çaresi yok başka. 


(PERİDE CELAL / Üç Kadın - Remzi Kitabevi)


***


  Yazmak, bir bahçe kurmaktır. Toprağını her gün sulamak, ağacını budamak, aşılamak, çerden çöpten arındırmaktır... Taze yemişler, meyveler yetiştirmektir. Onlara lezzet taşıyabilecek kıvamı verebilmek için gözünüzün elinizin her gün üzerinde olması demektir. Yazmak, sorular sormaktır da. Hayata ve her şeye dair. Buradan yürüyerek kendi olma yolculuğunuza bakarsınız. Kim ve ne olduğunuza, nasıl biri olma hayallerinize...

   Işığa nasıl baktığınıza, suyu nasıl içtiğinize, taşlara nasıl dokunduğunuza, ekmeği nasıl bölüştüğünüze, kiminle uyandığınıza, hangi seslerle yol aldığınıza dönersiniz yüzünüzü yazarak. Yazıyla önce kendinizi eğitirsiniz, sonra okur(unuz)u... Yazmak, yaza yaza öğrenilebilen bir şeydir. Bir formülü, reçetesi yoktur.  


(FERİDUN ANDAÇ - Cumhuriyet Kitap)







Merhaba!

29 Ocak 2023 Pazar

EDEBİYAT ASİDİR !

 

"Edebiyat, yaşamın anlatımından çok onun yorumlanmasıdır."

(ROBERT MUSIL)


***



AYLA KUTLU


  (...) Edebiyat, toplum ve insan için anlamlı olan her konuya yanıt arayan, yeterli yanıt bulmayı başaramadığı durumlarda bile, yaşama, topluma ve insan gerçeklerine yanıt verme amacıyla sorular üretebilen, devamında; ulaştığı insanın dünyasını büyütme yolunu açabilecek bir sanat dalı. Edebiyatçının insanın içsel dünyasıyla derinden bağ kurabilmesi de bu yapısal gücünden geliyor diye düşünürüm.
   En özgür sanat dalıdır edebiyat. Başlangıcı herkese açıktır: Bir kalem ile bir kağıttır tohumunu yeryüzüne savuran nesneler. 
   (...)
   Ve tüm sanat dalları gibi edebiyat da asidir.

   (AYLA KUTLU - Söyleşi: GÜLSEREN ENGİN / Cumhuriyet Kitap)  


***


"Sanatçının görevi, gerçeği nesnelliği ile ortaya koyarken kurtuluşu sezdirmek,
var olan düzenin sürekliliğinden insanları kuşkuya düşürmektir."

(ADALET AĞAOĞLU)


***


   "Kötü giden şeyleri bize büyük edebiyat gösterir. Shakespeare, Dostoyevski, büyük yazarlar gösterir. Bu da çok ama çok faydalıdır. Ama üzerine basarak söylüyorum, edebiyat eğer faydalı olmak istemiyorsa çok faydalıdır. Eğer faydalı olmak istiyorsa propaganda ve pedagojiye dönüşür ve faydalı olmayı bırakır. Edebiyatın temel büyük paradoksu budur."

(JAVIER CERCAS)


***


  (...) Bugün, dünyada her şeyin ama her şeyin bir çözülme, yıkılma sürecine girdiği, büyük paranın hizmetindeki teknolojik hızın hepimizi şaşkına döndürdüğü artık görünen bir gerçek:
  "...Hız ideolojisi küreselleşme kültürünün bir parçasıdır... Diğer parça da pop ideolojisidir. Bu ideolojiler dünyayı ikiye bölmüştür; seyredenler ve seyredilenler, büyük çoğunluk ve küçük azınlık. Bir sanatçı büyük panoramayı görmek, yaşanan kaosu tanımlamak durumundadır. Gerçek sanatçıya ve yazara düşen yaşamı yavaşlatmaktır." Kitaptan (HÜLYA SOYŞEKERCİ / Günışığı Demeti - Pagos Yayınları)
  Yani fındık fıstık yer gibi hızla tüketilebilen ve sonra unutuluveren metinler yazmak değil, diye vurgulamak istiyorum.
   (...)
  Edebiyat eğer bir sanat dalı olarak yaşayacaksa, yavaşlamaktan, dikkat ve yoğunlaşmadan, durup hissetmekten yana metinler kaleme alan yazarlar ve böyle metinler üstüne düşünmeye niyetli ve gönüllü okurlar sayesinde yaşayacaktır, yoksa magazinleşip sanat özelliğini yitirecektir...

   (ERENDİZ ATASÜ - Cumhuriyet Kitap)






Merhaba!
    

4 Nisan 2021 Pazar

İNSANLIĞIN SOL YANI-2

 


   "Bir de şu toplanan kitap..."

   "İşte hep bu anlattıklarım yazılıydı kitapta... Benim derdim, komşumun derdi, okuldaki çocukların derdi..."

   "Biliyorsun, bunları yazanlardan hoşlanmadıklarını... Gene de habire yazıyorsun!"

   "İstiyorum ki halk, kendi çektiklerinin ayrımına varsın. Bir kez halk yoksulluğunun ayrımına varırsa... Daha doğrusu halk, halk olarak kendi gücünün farkına varırsa... Kaderine öyle razı olmuş görünüyor ki..."

   "Korktuğum için kendimi savunduğumu sanma. Ben henüz solcu olup olmadığımı bilmiyorum kesin olarak. Bildiğim bir şey varsa ezilen halktan yana oluşum. Halkın çektiği sıkıntıların benim çektiklerimle tıpatıp uygun oluşu. Kurtuluşumu da halkın kurtuluşunda görüşüm... Bu birkaç düşünce kırıntısı solcu olmam için yeterse kendimi hiç de temize çıkarmaya çalışacak değilim."

RIFAT ILGAZ (Karartma Geceleri)


***


   "Suçlu senaryosu reddedilmiş. Redde esas, eserin sol temayüllü oluşuymuş. Ya reddetmeselerdi de 'Uygun' deselerdi? Kendi kendimden, yani 'Sol'culuğumdan şüphe edip, kendimi bir çeşit 'Dönek' saymaz mıydım?"

ORHAN KEMAL

(Fikret Otyam'a yazdığı mektuptan)


***


Tıraştan tıraşa yüzüne bak

unut yaşını

koru kendini bitten

                                               bir de bahar akşamlarından.

Bir de ekmeği

                                                   son lokmasına dek yemeği

bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.

Bir de kim bilir

sevdiğin kadın seni sevmez olur

ufak iş deme

yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir

                                                    içerdeki adama.

İçerde gülü bahçeyi düşünmek fena

dağları deryaları düşünmek iyi

durup dinlenmeden okumayı yazmayı

bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana

bir de ayna dökmeyi.

Yani içerde on yıl on beş yıl

                                               daha da fazlası hatta

geçirilmez değil

geçirilir

kararmasın yeter ki

              sol memenin altındaki cevahir.               

NÂZIM HİKMET


***


"Başkaları için kendilerini unutanlar, hep hatırlanacak olanlardır."

FYODOR DOSTOYEVSKİ





Merhaba!

27 Aralık 2014 Cumartesi

DOĞRU SÖYLEYENLER



  


"Gerçeğin yarısını söylemek, hiç bir şey söylememektir."




FYODOR MİHAİLOVİÇ DOSTOYEVSKİ

(d.11 kasım 1821 Moskova-ö.9 Şubat 1881 Sankt Peterburg)





"Her doğru söylenebilir, 
her doğru söylenmelidir, 
yoksa çevremizi aldatıyoruz, 
çevremize yalan yayıyoruz demektir."

der Nurullah Ataç bir denemesinde.




NURULLAH ATAÇ
(d.21 Ağustos 1898 İstanbul-ö.17 Mayıs 1957 İstanbul)



   Önceden Japonlar'ın hayat ve hareket tarzlarını araştırarak onların en çok dışarıda oldukları saati (8.15) saptayan Amerika Birleşik Devletleri'nde atom bombasının atılmasına karşı olanlar da vardı. Roosevelt ve Truman dönemlerinde, Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan Amiral  William Daniel Leahy, şunları söylemişti:

   "Benim şahsi kanaatime göre böyle bir bombayı ilk kez kullanmakla, ortaçağ dönemlerine ait ahlaki bir standardı kabul etmiş oluyoruz. Ve ayrıca bana öğretilen savaşın kuralları böyle değildi. Savaşlar kadınları ve çoçukları öldürerek kazanılamaz."




"Benim savaş karşıtlığım, herhangi bir entellektüel kuramdan kaynaklanmıyor; 
zulmün, alçaklığın her türüne karşı duyduğum derin nefretten kaynaklanıyor."




ALBERT EİNSTEİN
(d.14 Mart 1879 Ulm, Almanya-ö.18 Nisan 1955 Princeton, New Jersey, ABD)





Uyuyamayacaksın
Memleketinin hali
Seni seslerle uyandıracak
Oturup yazacaksın
Çünkü sen artık o eski sen değilsin
Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin
Durmadan sesler alacak
Sesler vereceksin
Uyuyamayacaksın
Düzelmeden memleketinin hali
Düzelmeden dünyanın hali
Gözüne uyku girmez ki
Uyumayacaksın
Bir sis çanı gibi gecenin içinde
Ta gün ışıyıncaya kadar
Vakur metin sade
Çalacaksın




MELİH CEVDET ANDAY
(d.13 Mart 1915 İstanbul-ö. 28 Kasım 2002 İstanbul)





   Merhaba!

23 Eylül 2014 Salı

İNSANLIK VE SANAT



"En büyük güç alçakgönüllülüktür."

DOSTOYEVSKİ




   Esengül Kaya, 11 yaşında Nesin Vakfı'na gelmiş. İlk üç yılında Aziz Nesin'i tanıma tanıma fırsatı bulmuş. Şimdi kendisi gibi vakfa sığınan çocuklara öğretmenlik yapıyor. Seramik öğretmeni Kaya, "Akşam yemeklerini Aziz Nesin'le birlikte yerdik. Eğitim üzerine toplantılar yapardık. Bize hep 'İzan nedir çocuklar...İzan çok önemli. İnsan kendini bulmalı...Hayata dair çözüm yolları üretmeli' derdi. Aziz Nesin bizlere dilin, dinin, ırkın öneminin olmadığını, önceliğin insanlıkta olduğunu öğretti" diye anlatıyor gazetedeki röportajında.




AZİZ NESİN



"Kişi, mutluluk için gerekli her şeyi kendi içinde taşır."

DİYOJEN



   Değerli sanatçı, heykeltıraş Meriç Hızal kendisiyle yapılan söyleşide "Öğrencilerinize öğütlediğiniz en önemli şey nedir?" sorusunu şöyle yanıtlamış:

   "Kendini tanı." Bu benim icadım değil, Apollon Tapınağı'nın alnında yazılı. Çünkü kendilerini tanırlarsa samimi olurlar. Lütfen diploma almak için gelmesinler. Şadi Çalık Hoca'da öyle derdi. Eğitimdeki rol modelim Şadi Hoca'dır. Atölyeye ilk girdim, asistana "ne yapayım" diye sordum."Hiçbir şey yapma, rıhtıma çık. Herkes rıhtımda" dedi. Ben başlamak için direttim. Oradan biraz çamur aldım, boynu moynu olmayan İbiş gibi bir büst yaptım. Uzun boylu bir beyefendi geldi içeri, yaylanarak yürüyordu. İncecik sesiyle, "Sen yeni mi geldin?" diye sordu. Uzun parmaklarıyla büstün göz kapaklarına belirgin bir plan yaptı. Sonra yine yaylanarak giderken "at onu şimdi" dedi ve çıktı. Atsam kıyamıyorum, atmasam hoca beğenmedi kendime yediremiyorum. Kıvranırken bir baktım kapının aralığından eğilmiş bana bakıyor; "Bana bak yeni gelen" dedi, "Her dediğimi yapma. Yoksa Şadi Çalık olursun. Sen, sen olacaksın!"
   Aynı şeyi yapmaya ve aynı duyguyu vermeye çalışıyorum.





MERİÇ HIZAL



   "Yazarın, ressamın, müzisyenin, yontucunun her zaman iki anası vardır; 
biri onu doğuran, emziren anadır,
öbürü doğup büyüdüğü kültür ortamıdır,
yani vatanıdır."

OSMAN ŞAHİN




OSMAN ŞAHİN

   
      Mahmut Makal'a göre zaman içinde, eğitim yoluyla oluşturulması gereken durum şu olmalıdır:

   Bilimsel, kültürel ve sosyal kaynaklar, yurt kaynakları, uygarlık birikiminden yöntemli bir biçimde yararlanarak edebiyat tarihi bilinci oluşturur. Bu birikimlerden yararlanmasını bilen her ulus, kuşaklararası bağıntıyı da geliştirecektir. Toplumsal katmanlar arasındaki hoşgörü de böyle gelişir.



MAHMUT MAKAL


   İnsanlığın içinde yaşadığı büyük dönüşümü en iyi anlayabilenlerden biri Bertolt Brecht oldu. Brecht, gerçek bir dram yazarıdır. En büyük amacı, kitleleri, piyeslerini görenleri, dinleyenleri değiştirmektir. İnsanlar tiyatrodan çıktıkları zaman, yalnızca sarsılmış değil, değişmiş de olmalıdırlar. Uygulamada iyiye, bilinçli uyanışa, eyleme, ilerlemeye yönelmişlerdir. Çünkü estetik etkinin işlevi, sosyal, ahlaksal bir dönüşüm oluşturmaktır. (SERVER TANİLLİ, Uygarlık Tarihi)



   SERVER TANİLLİ (d.1931-ö.29 Kasım 2011) Yazar, anayasa hukuku profesörü. 7 Nisan 1978 günü terör ortamında silahlı saldırıya uğrayıp, belden aşağısı tutmaz oldu. Fransa'ya gidip uzun yıllar Strasbourg Üniversitesi'nde çalıştı. 1980 sonrasında düşün ortamını ve özellikle de gençliği etkilemiş olan "Uygarlık Tarihi (1973) üniversitelerde ders kitabı olarak okutuldu.


   Les Lettres Françaises dergisinin 25 Mart 1945 tarihli sayısında Picasso'nun şu bildirisi yayınlanmıştı:

   "Bir sanatçı nedir dersiniz? Ressamsa yalnız gözleri, müzikçi ise yalnız kulakları, ozansa kalbinin her katında bir lir ve hatta boksörse, yalnız adaleleri olan bir ahmak mı? Tersine aynı zamanda siyasal bir kişidir sanatçı. Bütün varlığı ile tepki göstermesi gereken, acıklı, keskin, mutlu olayların karşısında her an bilinçli olması zorunlu bir kişidir sanatçı. Başkalarına karşı ilgi göstermeden yapabilir mi kişi...Kendisine bol bol canlılık getirenlerden kopabilir mi? Resim, odaları süslemek için yapılmamıştır. Resim, düşmana karşı saldırıda ve savunmada kullanılması gereken bir savaş silahıdır."


Ve düşman, Picasso'nun birçok defalar belirttiği gibi,
bencilliği ve çıkarı için başka insanları sömüren kişidir.

SERVER TANİLLİ




Merhaba!