29 Aralık 2024 Pazar
ÇAMURDAN KEKLER
4 Nisan 2024 Perşembe
İNSANLIĞIN LÜZUMU YOK !
23 Ekim 2022 Pazar
DOĞAYA SIRTINI DÖNME, DOĞAYA DÖN!
"Doğaya daha yakından bak, o zaman her şeyi daha iyi anlayacaksın."
"İnsanın doğaya sırtını dönüşünün öyküsü eskidir ama kapitalizmin yükselişiyle doğaya sırtını dönmenin ötesine geçti, yıkıma girişti doğayı. Daha az dışarı çıkıyor artık. Güneşin şenliğine, gecenin, yıldızların gizemine daha uzak. Bu yüzden kendisiyle ve öteki her şeyle kavga ediyor. Oysa doğa insanın hasmı değil akrabasıdır. Başı sıkışınca başvurabileceği, kendini sorgulayabileceği bir yakınıdır."
(KÂMİL ERDEM / Yok Yolcu - Sel Yayıncılık)
***
Merhaba!
28 Mart 2021 Pazar
ÇOCUKLARIMIZ GELECEĞİMİZDİR
1954 yılının 16 Nisan'ında Budapeşte'de, Tuna Nehri'ndeki Margit adasında kalan Nâzım'ı ziyarete, okullarının seçmiş olduğu birkaç öğrenci gelir. Öğrenciler oradan ayrılırken Moskova'daki çocuklara iletmesi için Nâzım'a mektuplar bırakırlar.
Bu ziyaret sırasında çocuk dostlarıyla dertleşen Nâzım'ın "Bazı şehirler mutludur. İçinde mutlu çocuklar yaşadığı için. Budapeşte de böyle mutlu bir şehir... Çünkü içinde sizin gibi mutlu çocuklar yaşıyor. Fakat bazı şehirler de hüzünlüdür. Orada hüzünlü çocuklar yaşarlar. Benim şehrim, İstanbul öyle bir şehir." ifadeleri üzerine küçüklerden biri bir soru yöneltir. Nâzım da gelecekte mutlu bir şehir olacağını düşündüğü İstanbul'daki göremediği üç yaşındaki oğlu Mehmet'ten bahseder. Hatta çocuk dostlarından Julika, oğlu Mehmet'e göndermesi için şaire bir mektup verir.
Çocukların mektupları daha sonra Nâzım'ın "Postacı" şiirinin dizelerine yansır. (BERFİN ŞENGİL - BirGün Gazetesi)
Çocukken postacı olmak isterdim,
şairlik filân yoluyla değil ama
basbaya, sahici postacı.
(...)
Çocukken postacı olmak isterdim.
Muradıma, Macaristan'da erdim, ellisinde.
Çantamda bahar.
Çantamda Tuna'nın pırıltısıyla,
kuş cıvıltısıyla,
taze çimen kokusuyla dolu mektuplar,
Moskova'ya Budapeşte'den,
çocukların çocuklara mektupları.
Çantamda cennet...
Bir zarfın üzeri:
"Memet,
Nâzım Hikmet'in oğlu,
Türkiye"
diye yazılı.
Moskova'da mektupları birer birer
kendim dağıtırım adreslerine.
Yalnız Memed'in mektubunu götüremem yerine,
hattâ yollayamam.
Nâzım'ın oğlu,
haramiler kesmiş yolu,
mektubumu vermezler.
(Mayıs 1954)
***
"Altı yaşındaki bir çocuğa açıklayamıyorsanız, kendiniz anlamazsınız."
ALBERT EİNSTEİN
***
Çocukların dünyayı öğrenme ve ilgi duydukları şeyleri bilme merakını kaybetmemeleri için, farklı yollar olabilir. Ama bu yolların en önemlilerinden biri, aile üyelerinin de, öğretmenlerin de, çocukların sorularını geri çevirmemeleri ve çocuğun soru sorduğu konuyla ilgili merakını kendisinin gidermesinde ona yardımcı olmaları, yani sorularına doğrudan cevap vermeden, sorunun cevabını kendilerinin bulmasını sağlamalarıdır. (Prof. Dr. İOANNA KUÇURADİ - Söyleşi: ELİF ŞAHİN HAMİDİ - Bilmekvaktidir.com)
***
"Çocuk beyni, çocuk zekâsı ancak tiyatro havasında, alabildiğince sınırsız ve engelsiz uçar. Ben o kanıdayım ki her mahallede bir çocuk tiyatrosu, her ilde bir gençlik tiyatrosu kurulmadıkça, siz isterseniz bin bir kalkınma planı yapın, o planları uygulayacak aydın genç bulamazsınız! Bizim kafa düzeyimiz de bir santim yükselmez! Çocuk dediğim zaman, ben, onda yarının gençliğini görüyorum. Hani şu Atatürk'ün emanetini onlardan başka bırakacak kimselere güvenemediği has gençliği... İşte onun için dönüp dolaşıp Çocuk Tiyatrosu üstünde direniyorum." (MUHSİN ERTUĞRUL - Gerçeklerin Düşleri: Tiyatro Düşünceleri)
Merhaba!
14 Mart 2021 Pazar
DOĞADAN UZAKTA VE YALNIZ
"Gelişmiş ülkelerin semalarında ne kadar uçağın uçtuğu değil, ne kadar çok arının uçtuğu önemlidir. Eğer arılar ölürse sonraki yıllarda insanlar da ölür."
7 Şubat 2021 Pazar
SEVGİ HAYATIN ÖZÜDÜR
"Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek."
SABAHATTİN ALİ
***
Einstein'ın kızına yazdığı mektupları okurken düşünüp durdum; öyle bir bilim insanı hep sevgiden söz ederken, nasıl oluyor da en gelişmiş ülkelerde bile insanın savaş çıkararak birbirini boğazlaması önlenemiyor? Örneğin şu sözler bir sevdalının ağzından dökülmüyor, benzerine ancak birkaç yüzyılda bir rastlanılan bilim insanının beyninden süzülüp yerleşiyor insanlığın benliğine.
Ölümünden 20 yıl sonra açıklanan mektuplarının birinde,
"İzafiyet kuramını açıkladığım zaman çok az kişi beni anladı, şimdi insanlığa ulaşması için yazacaklarım da bu dünyada yanlış anlaşılma ve önyargıyla çarpıtılmaya mahkûm. Mektupları gerektiği sürece korumanı istiyorum, ta ki toplum şimdi açıklayacaklarımı kabul edecek düzeye gelene kadar. Bilimin açıklayamadığı son derece kuvvetli bir güç var" diyor.
Sevgi
Açıklamalarını sürdürüyor:
"Bu güç herkesi kapsıyor ve yönetiyor, evrenin çalışmasını sağlayan her olgunun arkasında bile o var ve henüz bizim tarafımızdan tanımlanamadı. Bu evrensel güç sevgidir; sevgi ışıktır onu alıp verenleri aydınlatan... Sevgi yerçekimidir, çünkü insanların birbirine çekim hissetmelerini sağlıyor."
Şu yargısı ise doğada varoluşumuzun bildirgesi:
"Eğer türümüzün hayatta kalmasını istiyorsak, eğer hayatta bir anlam bulmamız gerekiyorsa, eğer dünyayı ve içinde yaşayan her duyarlı varlığı kurtarmak istiyorsak, sevgi tek ve biricik cevaptır."
(...)
"Bu evrensel enerjiyi almayı ve vermeyi öğrendiğimiz zaman sevgili Lieserl, sevginin hepsini yendiğini, her şeyin ötesine geçtiğini doğrulayabileceğiz, çünkü sevgi hayatın özüdür." (ADNAN BİNYAZAR - Cumhuriyet Gazetesi)
***
Saçak altına sığınmış
göçmen kuşun
kar tanecikleri arasında
düşen beyaz tüyünü de
görebilmek
İşte
sevmek
SUNAY AKIN
Merhaba!
6 Aralık 2020 Pazar
ZAMANA DAİR - 2
Yaşamı seviyor musun? Öyleyse zamanı harcama, çünkü yaşamın yapıldığı madde zamandır.
BENJAMIN FRANKLIN
***
"Boş zaman yoktur, boşa geçen zaman vardır."
RABINDRANATH TAGORE
"Sadece iki şey sonsuzdur. Evren ve insan aptallığı. Evrenin sonsuzluğu konusunda emin değilim."
ALBERT EINSTEIN
EINSTEIN & TAGORE
***
Vakit öldürüyoruz, diyorlardı. Kimin haddine düşmüş vakti öldürmek! "Vakit" onu yaşatmayı bilmeyenleri öldürür; bitkileri, insanları, imparatorlukları, uygarlıkları, çağları hep yok eder.
HALİKARNAS BALIKÇISI (Mavi Sürgün)
***
Bir de biz insanlar, hep kocaman laflar etmeyi severiz. Hep çok konuşmayı, hep çok tartışmayı, hep çoklukları sevdiğimiz gibi... Bazen de deriz ki: "Zamanı yönetmek büyük sanattır." Ya da "Zamanı yönetmeliyiz." Ah büyük çocuk, güzel insanlık! Zaman zaman kötü, zaman zaman naif insanlık! Ah bu zamanda akan insanlık! Biz zamanı yönetmeyi sandığımızda ya da bu sanata erdiğimizde bile, zaman bizi yönetir aslında... Çünkü çok eskilerden miras kalan kadim bir insanlık sözündeki gibidir her şey: "Yarın ne olacağı belli olmaz." (ÜNAL ERSÖZLÜ - Yeryüzü Misafiri)
Merhaba!
22 Temmuz 2018 Pazar
ANTHROPOCENE: İNSAN ÇAĞI
10 Eylül 2017 Pazar
SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN
Kapitalizm sömürür:
20 Ağustos 2017 Pazar
AYDIN KAVRAMI ÜZERİNE
Wikileaks, sitesinde bu fotoğrafı basmış. Batılı feministleri eleştiriyor: "Trump'ın gazeteci Mika Brzezinski'nin yüzünü gerdirmesine ilişkin sözleri üzerine kıyamet koparıyorsunuz da neden ABD bombalarının Yemenli bu kızın yüzüne yaptıklarına ses çıkarmıyorsunuz" diyor. (Aydınlık Gazetesi)
21 Şubat 2016 Pazar
DEĞERLİ HAYATLAR
27 Aralık 2014 Cumartesi
DOĞRU SÖYLEYENLER








.jpg)




























