Adalet Ağaoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adalet Ağaoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2023 Pazar

GERÇEĞİ, YALNIZ GERÇEĞİ

 

  Edebiyat, resim, sinema fark etmiyor; sanatın değil, reklama dünden razı sanatçının pazarlandığı dönemde yaşıyoruz. Che gibi kapitalizmle savaşan birinin adını tişört, bira, çorap markası olarak pazarlayanlardan, onları tüketenlerden ne beklenebilir?

    (GÜNDÜZ VASSAF / Ressamın İsyanı - Everest Yayınları)


***


   Şiire, edebiyata, sanata meraklı dostlar sık sık derler ki:

  Her şey, toplumun düzen meselesi, ekmek sıkıntısı, istismarı önleme savaşı, fakirlik, zenginlik ve iktisat mıdır? Bunun yanında insanı insan yapan güzel duygular, müzik, ormanda kuşların ötüşü, çayırlarda kuzuların meleyişi, denizin maviliği, bulutun beyazlığı yok mudur? Bir yazar daha çok bunlardan söz açmamalı mıdır?

   Günümüzdeki gerçekçi ve akılcı yazarlara karşı yöneltilen bu tenkide en güzel cevabı, çağımızın büyük düşünürü Jean-Paul Sartre vermektedir:

   "... Biz bir belâya uğramış hayvanlarız. Ama, birden anladım ki, insanın insanlıktan çıkması, insanın insanı sömürmesi, aç kalması gibi dertlerin yanında metafizik dertler bir lükstür. Ortada açlık diye bir dert var mı, var..."

   "... Aç bir dünyada edebiyatın işi nedir? Kimden yana olacak? Ahlâk gibi edebiyatın da evrensel olması gerekir. Eğer yazar herkese seslenmek ve herkesçe okunmak istiyorsa, çoğunluğun yanında, açlıktan ölen milyarlardan yana olmalıdır. Bunu yapmadıkça, mutlu bir azınlık hizmetindedir ve onun gibi sömürücüdür..."

   "... Yazar, aç milyarlar için yazmadıkça hep bir tedirginlik duygusu altında ezilecektir..."

  Sartre, Fransa gibi çok ileri bir ülkede, yazarların her şeyden önce dünyadaki sömürülen aç kalmış milyarlarca insanı düşünmesi gerektiğini söylerse, Türkiye gibi çok geri ve çok düzensiz bir ülkede kalem işçisine düşen görev nedir? 

  Ormanda kuşların ötüşü, çayırlarda kuzuların meleyişi, denizin maviliği, bulutun beyazlığı güzeldir. Ama bu güzellikler insanlığı insanlığa lâyık bir seviyeye eriştirmeye yetmiyor. Hatta bu çeşit bir edebiyat böyle bir çaba göstermeden kaçınanların hem şahsen avunmasına, hem de etrafını avutmasına sebep oluyor.

  Dava, avunmak veya avutmak değil, gerçekleri ortaya koymak ve halkı bazı gizli kapaklı, sahte yaldızlarla paketlenmiş ahlâksızlıklara karşı uyarmaktır. Bunu etkili şekilde yapabilmek, bir anlamda sanatın en büyüğüdür.

    (ÇETİN ALTAN / Kopuk Kopuk - Bilgi Yayınevi)   


***


   Ben tek bir şeye inanıyorum, gerçek diyelim bunun adına, çok büyük bir şey bu, onu keşfetmemiz gerek. Sanatçının varlık nedeni bu, gerçeğe bağlı kalmak, onu neredeyse bulup ortaya çıkarmak. 


KATHERİNE MANSFIELD


***


"Hayatta, dilde, anlatıda, insanlıkta her şey yolundaysa, yazılacak ne var?"

(ADALET AĞAOĞLU)







Merhaba!


29 Ocak 2023 Pazar

EDEBİYAT ASİDİR !

 

"Edebiyat, yaşamın anlatımından çok onun yorumlanmasıdır."

(ROBERT MUSIL)


***



AYLA KUTLU


  (...) Edebiyat, toplum ve insan için anlamlı olan her konuya yanıt arayan, yeterli yanıt bulmayı başaramadığı durumlarda bile, yaşama, topluma ve insan gerçeklerine yanıt verme amacıyla sorular üretebilen, devamında; ulaştığı insanın dünyasını büyütme yolunu açabilecek bir sanat dalı. Edebiyatçının insanın içsel dünyasıyla derinden bağ kurabilmesi de bu yapısal gücünden geliyor diye düşünürüm.
   En özgür sanat dalıdır edebiyat. Başlangıcı herkese açıktır: Bir kalem ile bir kağıttır tohumunu yeryüzüne savuran nesneler. 
   (...)
   Ve tüm sanat dalları gibi edebiyat da asidir.

   (AYLA KUTLU - Söyleşi: GÜLSEREN ENGİN / Cumhuriyet Kitap)  


***


"Sanatçının görevi, gerçeği nesnelliği ile ortaya koyarken kurtuluşu sezdirmek,
var olan düzenin sürekliliğinden insanları kuşkuya düşürmektir."

(ADALET AĞAOĞLU)


***


   "Kötü giden şeyleri bize büyük edebiyat gösterir. Shakespeare, Dostoyevski, büyük yazarlar gösterir. Bu da çok ama çok faydalıdır. Ama üzerine basarak söylüyorum, edebiyat eğer faydalı olmak istemiyorsa çok faydalıdır. Eğer faydalı olmak istiyorsa propaganda ve pedagojiye dönüşür ve faydalı olmayı bırakır. Edebiyatın temel büyük paradoksu budur."

(JAVIER CERCAS)


***


  (...) Bugün, dünyada her şeyin ama her şeyin bir çözülme, yıkılma sürecine girdiği, büyük paranın hizmetindeki teknolojik hızın hepimizi şaşkına döndürdüğü artık görünen bir gerçek:
  "...Hız ideolojisi küreselleşme kültürünün bir parçasıdır... Diğer parça da pop ideolojisidir. Bu ideolojiler dünyayı ikiye bölmüştür; seyredenler ve seyredilenler, büyük çoğunluk ve küçük azınlık. Bir sanatçı büyük panoramayı görmek, yaşanan kaosu tanımlamak durumundadır. Gerçek sanatçıya ve yazara düşen yaşamı yavaşlatmaktır." Kitaptan (HÜLYA SOYŞEKERCİ / Günışığı Demeti - Pagos Yayınları)
  Yani fındık fıstık yer gibi hızla tüketilebilen ve sonra unutuluveren metinler yazmak değil, diye vurgulamak istiyorum.
   (...)
  Edebiyat eğer bir sanat dalı olarak yaşayacaksa, yavaşlamaktan, dikkat ve yoğunlaşmadan, durup hissetmekten yana metinler kaleme alan yazarlar ve böyle metinler üstüne düşünmeye niyetli ve gönüllü okurlar sayesinde yaşayacaktır, yoksa magazinleşip sanat özelliğini yitirecektir...

   (ERENDİZ ATASÜ - Cumhuriyet Kitap)






Merhaba!