KÜL HARMANI
indirdi kepengini üstümüze
kara böğürtlen bir gece
ne yapsam
pirinç şamdan taşısam
geçirdi hevengini yağlı urgan
boynumuzda bir kiraz dalı
ne yapsam
çatal dirgen kullansam
bindirdi dengini bir katara
balrengi kömür gibi acıdan
açlık gözyaşı kan
bindallı fistanı gül
işliği mavi çelik tül
savrulsa külleri harman
yaralı ve yayan yürümektedir yaşam
ne yapsam ne yapsam
bir çatal dirgen bir pirinç şamdan
BEHÇET AYSAN
***
Acı temmuz geldi yine. Madımak'ın lobisini saran alaz, genzimizi paralıyor ve dahi harlıyor öfkemizin ateşini. Öfkemiz, ateşle yatışmaz; hafızamız ateşle susmaz. Metin Altıok, elinde süpürge sapıyla bekliyor ateşi. Hasret'in hasretiyle bekliyor. Behçet Aysan'ın çok önceden söylediği şiir ile, Kül Harmanı ile gelecek ateş. Yanık bedenlerin kokusu üzerimize sinecek.
(FARİS KUSEYRİ - Çıngıraklı Sokak Şiir Gazetesi)
***
FOTOĞRAFTA ÜÇ ADAM
Unutma, zaman ayrılmaz ölümlerden!
Fotoğrafta işlevsiz bir merdiven,
merdivende üç adam, üçü de şair adam.
Çenesinde birinin eli,
birinin eli batmış yanağına,
ötekinin elinde bir sopa, bir sigara.
Kalem tutan, okşayan, tokalaşan o ellere
dokunsam dörtnala geçiyor zaman
dokunmasam gökyüzü düşecek üstümüze
Sivas'ta gece sabahı ararken!
HÜSEYİN ATABAŞ
***
unutMADIMAKlımda!

