"İsyanım adaletsizliğe, yalana, sömürüye, yurt ve insan sevgisizliğine,
genel olarak da yaşam düşmanlığınadır."
"İsyanım adaletsizliğe, yalana, sömürüye, yurt ve insan sevgisizliğine,
genel olarak da yaşam düşmanlığınadır."
Ben de sevdim
Ben de şiirler yazdım sevgilime
Aşktan çılgına döndüğüm günler oldu
Her şey geçti
Uçtu yıllar kınalı kuşlar gibi
Geride kaldı gençlik
Fakat şu kör olası sigarayı
Bırakamadım gitti.
(ASIM BEZİRCİ - Çok Kapılı Oda)
(Bu şiiri yazdığında on yedinin baharındadır ve sigara içmemektedir.)
William Shakespeare ağdalı İngilizcesiyle yazarken hüzünlü "to be or not to be, that is the question" satırını acaba düşünmüş müdür Türklerin Hamlet'i okuyacağını? "To be or not to be"nin çevirmenin becerisiyle bir Türk Sanat Müziği şarkısının tınısını taşıyacağını? Can Yücel şairliğinin yanı sıra çevirmenlik yapmış vakti zamanında. Shakespeare sonelerini çevirmiş, daha doğrusu kendi deyimiyle Türkçe yeniden söylemiş, yeniden yazmış. "Olmak veya olmamak işte bütün mesele bu" olarak birebir çevirisi yapılabilecek dizeyi Yücel Türkçeye uyarlamış, dizeye yeniden hayat vermiş bu toprakların diliyle: "Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin."
(MEHMET YAKIN - T24, 2014)
***
Yeryüzünün kışı geldi
Ve ben hepsinin parçası olurum
Ve içimde kımıldayan her şeyin ruhu oturur.
Soğukla süzgün ve saatlerle bozlaşan
Ve anlık bir güneşle neşelenen
Yeryüzünün kışına katlanmak zorundayım.
Bak işte, baharımın gelişini beklemekten soldum!
Hilmi Yavuz, Özdemir Asaf'ın bir etkinlikte, seyirciye anlattığı şu anıyı aktarır:
"Edebiyat hocamız İsmail Habib Sevük'tü. Sınıfta heğkese şiiğ okutuğ, sığa bana gelince, atlayıp yanımdakine geçeğdi. Biğ-iki, bu hep böyle süğegidiyoğ. Biğ gün değste pağmak kaldığdım ve 'Hocam' dedim sınıfta heğkese şiiğ okutuyoğsunuz. Bana okutmuyoğsunuz. Niçin okutmuyoğsunuz?
İsmail Habib Hoca, bu soğuma şu cevabı veğdi: Oğlum Özdemiğ, sen şiiğ okumuyoğsun. Şiiğin canına okuyoğsun..."
Özdemir Asaf bu anekdotu anlatır anlatmaz, salon kahkahadan kırılmaktaydı ki Özdemir, kaşla göz arasında şunu ekledi: "Şimdi ben buğada, kendi şiiğleğimin canına okuyacağım..." (MÜNEVVER OĞAN - Aydınlık Gazetesi)
Şiirlerinde babasının Asaf ismini kullanır, oysa asıl ismi Halit Özdemir Arun. 1950 yılında Cağaloğlu'nda açtığı matbaasının açılış işlemleri için gittiği vergi dairesindeki memur adını sorar. R'leri "ğ" olarak söyleyen babam "Halit Özdemiğ Ağun" der. Özdemir bilinen bir isim olduğu için memur belgelere Halit Özdemir Ağun yazar. Bankonun üzerinden eğilerek bakar. Yanlış yazıldığını görünce "Soyadımı yanlış yazdınız. Doğğusu Ağun" der. Memur yüzüne bakar. "Evet, Ağun" der. "Hayığ, hayığ Ağğun". "Beyefendi anladım. Ağun". Babam sinirlenir. Cebinden kalemini kâğıdını çıkarır, kocaman harflerle ARUN yazar, r'lere basa basa yüksek sesle okur. "AĞĞĞĞĞUN". Can Yücel'de 28 Ocak 1981 günü Bebek Camisi'nden Aşiyan'a kadar geldikten sonra bir şiir yazar: CENAZE DÖNÜŞÜ
Anlaşıldı bu
R'lerin intikamı
Onlar yuttu Özdemir Asaf'ı.
(SEDA ARUN - Cumhuriyet Gazetesi)
***