Ahmet Cemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Cemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2024 Pazar

BİR İHTİMAL DAHA VAR

 

William Shakespeare ağdalı İngilizcesiyle yazarken hüzünlü "to be or not to be, that is the question" satırını acaba düşünmüş müdür Türklerin Hamlet'i okuyacağını? "To be or not to be"nin çevirmenin becerisiyle bir Türk Sanat Müziği şarkısının tınısını taşıyacağını? Can Yücel şairliğinin yanı sıra çevirmenlik yapmış vakti zamanında. Shakespeare sonelerini çevirmiş, daha doğrusu kendi deyimiyle Türkçe yeniden söylemiş, yeniden yazmış. "Olmak veya olmamak işte bütün mesele bu" olarak birebir çevirisi yapılabilecek dizeyi Yücel Türkçeye uyarlamış, dizeye yeniden hayat vermiş bu toprakların diliyle: "Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin."

(MEHMET YAKIN - T24, 2014)


***


Daha önce bin kez okuduğum şiir kitaplarının önüne geldim ve gözlerimi kapayarak bir kitap seçtim. Brecht! "Fena seçim değil," dedim kendime. Demek bugün Ahmet Cemal okuyacağız.
Romanları çevirisinden okuyabilirsiniz. Okuduğunuz eser tabii ki orijinal dilindeki gibi olamaz, ama roman çevirisi bir nebze olsun aslına yakındır. Şiir ise...
Çeviriden okumak imkânsızdır. Okuduğunu zannetmek ise -kusura bakma- dangalaklıktır. Şairin dilini öğrenmediğiniz sürece onun şiirini okuyamazsınız. Her bir çeviri yazılmış başka bir şiirdir. Bu sebeple benim de okuyacağım şiirler, Brecht diye adlandırılsa da aslında Ahmet Cemal'in eserleridir. "Madem çeviri şiir okunmaz, bu kitabı neden aldın?" diye soracaksan, Ahmet Cemal iyi bir şairdir.
Brecht'i orijinal dilinden okuyabilirdim. Almancam da Fransızcam kadar yeterlidir. Bu kitabın orijinali de kütüphanemde Almanca eserlerin bulunduğu raftaydı. Mamafih Brecht, piyeslerinde ulaştığı mana ve dil ustalığından, şiirinde yoksundu. Filvaki Ahmet Cemal, Brecht'ten katbekat daha iyi bir şairdi.
Neyse...

(FATİH GEZER / Ölüler Kıraathanesi - Everest Yayınları)  


***


"Devrim şiir gibi oğlum, başka dile çevrilmesi güç iş."


VEDAT TÜRKALİ
(Yalancı Tanıklar Kahvesi)







Merhaba!

22 Ekim 2017 Pazar

YAZARLAR VE EVLERİ




  "Medan Geceleri"; Natüralizm akımının öncüsü Emile Zola, Guy de Maupassant, Joris-Karl Huysmans, Henry Ceard, Leon Hennique ve Paul Alexis olmak üzere, altı natüralist yazarın bir araya gelerek, 1870 Fransa-Prusya Savaşı hakkında birer öykü yazmaları ve bu öyküleri tek bir kitapta toplamaları ile oluşmuş bir edebî eser...
 ...Temel ve basit bir bakış açısıyla düşünüldüğünde, Prusya ve Fransa arasında olan bir savaşın konu alındığı bir eser söz konusu ve bu eseri altı Fransız yazar kaleme almış. Savaşın ardından ortaya çıkan kaçınılmaz yıkım ve psikolojik yıpranmışlık da göz önünde bulundurulduğunda, öykülerin Fransız yanlısı olarak kaleme alınması çok olası. Ancak kitap bu yönüyle sizi oldukça şaşırtacak. Kitapta "Alçak Prusyalılar!" gibi söylemlerin yerini "Bunlar kötü insanlar değiller. Ülkelerinde hepsi birer kadın ve çocuklar bırakmış" gibi söylemler alıyor. 
   Bunun bir sebebi yazarların insalcıl bir bakış açısına sahip olmaları ve savaş konusunda sahip oldukları fikir birliğini kitap aracılığıyla yansıtmak istemeleri. Bunun yanı sıra, bu durumun bir diğer sebebi ise yine natüralizm akımının öğretilerine dayanıyor. Emile Zola'nın kendi sözleri bu konuyu net bir biçimde özetleyecektir: "Nasıl ki kimya bilgini kendi hazırladığı koşullar altında oluşan doğal olayları gözleyip saptamakla yetinir, azota kızmadığı gibi, oksijene de aşırı sevgi göstermezse sanatçı da suç karşısında yargıç kesilmez, erdem karşısında ise alkış tutmaz..." 


EMILE ZOLA

 ...Kitabın adını aldığı şehir olan Medan, Emile Zola'nın tren garının hemen bitişiğindeki evine de ev sahipliği yapmakta. Bu ev bir konut olmanın ötesinde, dönemin edebiyat çevresini çoğu zaman bir araya toplayarak Fransız edebiyatına katkı da sunmuş. Günümüzde de Zola Evi olarak aslına uygun bir biçimde varlığını sürdüren bu ev, Emile Zola'nın yaşamını ve çalışma hayatını yeniden canlandırarak yazarın anısını yaşatmakta...(ELİF SEDEF ÇELİK - Aydınlık Kitap)










   Ahmet Cemal, kendi kendisine 'Ancak bu çeviriyi tamamlarsam kendimi çevirmen sayacağım' dediği Hermann Broch'un "Vergilius'un Ölümü" kitabını 40 yılda çevirdi ve bu çeviri ile 2014'te Avusturya Büyük Devlet Ödülü'ne layık görüldü. 



   Evi tahmin edebileceğiniz gibi bir kitap mabediydi. Tarabya Çeviri Büyük Ödülü'nü kazandığı zaman, Almanya'dan gelen bir gazeteci, evinde bir röportaj yapmıştı. Kitap raflarına bakarak; "Çevirmenlik, biraz da insanı zorunlu olarak yalnızlığa götüren bir meslek değil mi? diye sormuş, Ahmet Cemal de şöyle cevap vermişti; "Gördüğünüz gibi duvarları dünya edebiyatının yazarları, bilim adamları dolduruyor. Onlarla aynı evi paylaşıyorum. Yani bunun adı yalnızlıksa, yeniden gelsem dünyaya, tekrar bu hayatı seçerdim." (TUĞÇE ISIYEL -  BirGün Gazetesi)








 ...İnsanların kimliğini neyi ürettiği, insanlığa neyi bıraktığı, insanlığın ortak gelecek özlemine nasıl katkılar yaptığı belirler. Bütün büyük yazarları büyük yapan budur. Öfkelenince Homeros'u hâlâ bu yüzden okuyoruz. Aşık olunca Neruda'ya bu yüzden sarılıyoruz. Emekçiyi anlamak için Orhan Kemal'e bu yüzden koşuyoruz vs.
   Bu damar coşkun ve büyük bir nehirdir. Kimileri çalıçırpının arasında o nehri görmüyor olabilir. Ama körler görmese de o nehir vardır, akmaktadır...(CEMAL GÖZEL - Aydınlık Kitap)









Ne düşündüğümü söylememi ister misin,
Söyle,
Sonradan kör olmadığımızı düşünüyorum, biz zaten kördük,
Gören körler mi,
Gördüğü halde görmeyen körler.


JOSE SARAMAGO
(Körlük)













Merhaba!