1 Mayıs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Mayıs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2025 Perşembe

"AYDIN"

 


"İnsanların çıplak ayakla dolaştığı bir dünyada yazarın görevi ayakkabı yapmaktır."

(JEAN-PAUL SARTRE)


***


Yazarın aydın kimliği ile sanatçı yaradılışını biraz ayrı düşünmek gerekir. Edebiyat eseri -gerçekten edebiyat ise ve lise kompozisyonu değil ise- uzun soluklu bir emek sonucunda doğar; oysa acil durumlar acil tepkiler talep eder ve tepkiyi veren, yazarın "aydın yurttaş kimliğidir". Eserinde toplumsal bir eleştiri dile getiriyorsa, yazar bunu kendi meşrebinde yapacaktır, çünkü edebiyat bir yanıyla toplumsal, bir yanıyla fevkalade özneldir.
Yurttaş kimi kez tepkiyi sadece aydınlardan bekler. "Aydın" dediğimiz gökten zembille inmez; sadece malumat sahibi olmakla da aydın olunmaz. Aydın dediğimiz birey, cehaletten sıyrılmaya gayret etmenin insan onurunun ayrılmaz bir parçası olduğunu kavramış kişidir; Kant'ın meşhur deyişini tersinden okursak, aklını kullanmaktan ve vicdanını dinlemekten ürkmenin bir tür onursuzluk olduğunu hisseden kişidir, aydın.


(ERENDİZ ATASÜ - BirGün Kitap)


***


1.
Tarafsız aydınları
yurdumun
sorguya çekilecek
günün birinde
en basit insanları
tarafından halkımızın.

Soracaklar onlara
ne yaptılar diye
ağır ağır ölürken
ulusları,
tatlı bir ateş gibi
ufacık, bir başına.

2.
O gün
basit insanlar,
tarafsız aydınların
kitaplarında, şiirlerinde
yer almayanlar,
her gün ekmek getirenler onlara,
süt getirenler,
çörek ve yumurta getirenler,
giysilerini dikenler,
arabalarını sürenler,
köpeklerine, bahçelerine bakanlar,
onlar için çalışanlar,
gelip soracaklar:
"Ne yaptınız
acı çekerken yoksullar
içlerindeki sevgi
ve yaşam sönüp giderken?"


OTTO RENÉ CASTILLO







1 MAYIS
İşçinin ve Emekçinin Bayramı
Kutlu Olsun!


1 Mayıs 2024 Çarşamba

YAPICILARIN YÜREĞİ BAYRAM YERİ

 


(Berlin, 8 Mayıs 1945 - Nazilerin Sonu)



YAPIYLA YAPICILAR

Yapıcılar türküler söylüyor,
yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama.
Bu iş biraz daha zor.

Yapıcıların yüreği
bayram yeri gibi cıvıl cıvıl,
ama yapı yeri bayram yeri değil.
Yapı yeri toz toprak,
çamur, kar.
Yapı yerinde ayağın burkulur, 
ellerin kanar.
Yapı yerinde ne çay her zaman şekerli,
her zaman sıcak,
ne ekmek her zaman pamuk gibi yumuşak,
ne herkes kahraman,
ne dostlar vefalı her zaman.

Türkü söyler gibi yapılmıyor yapı.
Bu iş biraz daha zor.
Zor mor ama
yapı yükseliyor, yükseliyor.
Saksılar konuldu pencerelere
alt katlarında.
İlk balkonlara güneşi taşıyor kuşlar
kanatlarında.
Bir yürek çarpıntısı var
her putrelinde, her tuğlasında, her kerpicinde.
Yükseliyor
yükseliyor
yükseliyor yapı kanter içinde.

(NÂZIM HİKMET -Moskova,1955) 


***

9.
Yiğit sürücüleri tarihsel akışın,
İşçiler, evren kovanının arıları;
Bir kara somunun çevresinde döndükçe
Dünyamıza özgürlük getiren kardeşler.
O somunla doğrulur uykusundan akıl,
Ağarır o somunla bitmeyen gecemiz;
O güneşle bağımsızlığa erer kişi.

10.
 Bu umut özgür olmanın kapısı;
Mutlu günlere insanca aralık.
Bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
Vurur üstümüze usulca ürkek.

Gel yurdumun insanı görün artık,
Özgürlüğün kapısında dal gibi;
Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!

(OKTAY RİFAT - Elleri Var Özgürlüğün, 1966)


***


"Oysa dünya işçilerin omuzları üstünde durur. Kıpırdasın da gör."

(CAN YÜCEL)








İŞÇİNİN, EMEKÇİNİN BAYRAMI KUTLU OLSUN!

28 Nisan 2023 Cuma

ÇÖZÜM ANAHTARI

 


BERTOLT BRECHT & HELENE WEIGEL
(Fotoğraf: HORST STURM - 1 Mayıs 1954)



Vatan millet,
hep palavra
savaşlara bahane
bu düzende tek kural var
artmalı hep sermaye.

BERTOLT BRECHT
(Üç Kuruşluk Opera)


***


   Madencilerin vardiya değişimlerinde ocaktan çıkan her madenci "Lambahane"ye gelip lambalarını teslim ediyorlar. Her madencinin numaralı olan lambası yerine asılıyor. Lambacı kontrol ediyor. Eğer eksik lamba varsa aşağıda bir işçi kalmış demektir. Öylesi durumlarda bütün vardiya olduğu gibi ocağa iniyor arkadaşlarını bulmadan evlerine dönmüyorlar. 
  Gazete manşetlerine "grizu patlaması" olarak geçen olay madencilerin literatüründe "kazalanma" olarak yer alıyor.
   Kozlu'da 3 Mart 1992'de meydana gelen ve 263 madencinin ölümüne neden olan grizu patlaması sırasında sağ kalanların o anda ne yaptıklarını sorduğumda donup kalmıştım:
   -Patlamanın olduğu galeriye doğru gittik!
   -Kaçıp kurtulmak aklınıza gelmedi mi?
   -Yukarı çıksak ne yapacağız ki? Aşağıda kalan arkadaşlarımızı kim çıkartacak? Yine biz!..
   Hani "takım ruhu" adıyla seminerler düzenleniyor ya, "madenci ruhu" yanında hepsi "nane ruhu" kalır. Madenciler "Biz her gün ölümle dans ediyoruz" demişlerdi. Madencilerin "ölümle dansı" son yirmi yılda daha da fazlalaştı. Özelleştirilen madenlerde tek kural hakim oldu:
   "Yeter ki kömür çıksın, işçiler göçüklerde kalabilir!

   (NAZIM ALPMAN - BirGün Gazetesi) 


***


   (...) Küreselleşen kapitalizm insanlığın karşısına daima yeni sömürü ufuklarını açacak şifreler sunmaya devam ettikçe sorunlar bitmeyecektir. Bu şifreleri doğru çözmek gerekir. Çözüm diye dört elle sarıldığımız sonuçların da gerçek çözüm olmadığı kısa sürede anlaşılacaktır.
   Unutmayalım, kapitalizmin sunduğu şifrelerin çözüm anahtarı sosyalizmdir.

   (TEVFİK ÇAVDAR - soL Haber / 22 Mayıs 2006)







İŞÇİNİN ve EMEKÇİNİN BAYRAMI

1MAYIS

KUTLU OLSUN

1 Mayıs 2014 Perşembe

HEP BİRLİKTE



          Unutulmaması gereken bir gerçek:

     Toplumsal sorunların çözümü de toplumsaldır; bireysel çabalarla toplumsal sorunlar çözülmez.



    Vedat Günyol'un düşüncelerinin ana çizgisini şöyle özetliyor Mehmet Seyda:

    İnsanoğlu kendini tek başına kurtarmaya çabaladıkça toplum batar. Kurtulacaksak, birbirimizi destekleyerek el ele ve hep birlikte kurtulalım. Bilimin, aklın ve ahlakın gösterdiği tek yol budur.  



                                                                                 VEDAT GÜNYOL

     

       İki kurbağa süt güğümüne düşmüşler. Birisi biraz çırpınmış ve bakmış ki kurtulma ümidi yok, kendini bırakmış ve boğularak ölmüş. Öteki çırpınmaya devam etmiş. Çırpınmış, çırpınmış, çırpınmış... Tam kollarındaki derman tükenecekken bir de bakmış ki süt, çırpılmaktan tereyağına dönüşmüş. Tereyağının üstüne çıkıp, bir sıçrayışta güğümden dışarı atlarken düşünmüş, "ikimiz birlikte çırpınsaydık daha mı erken kurtulurduk?" diye.



Üçsen ikisin, ikisen birsin, birsen hiç kimse.

(Adıge atasözü)



Kutlu olsun


FİLLER SULTANI

      Filler Sultanı ordusunu toplar, bereketli karınca ülkesini işgal eder. Yeryüzünün en çalışkan hayvanları olan karıncaları ise kölesi yapar. Yardımcısı Ulukepez aracılığıyla karıncaların önderlerini huzuruna çıkartır. Hepsi Filler Sultanı'ndan aman diler. Bir tek Davut Peygamber zamanından beri demircilikle uğraşan kırmızı sakallı karınca Filler Sultanı'na başkaldırır." Savaşacaklar ! " der ve Ulukepez' in sırtından atladığı gibi kaybolur. 
       Filler Sultanı karıncaları hiç durmadan çalıştırır. Kendisine büyük bir saray ve dünyanın merkezinden çıkartılan bir taştan taht yaptırır. İstekleri bununla bitmez, ömür boyu yetecek yiyecek depolatır, her file bir saray ister, son olarak da ölümsüzlük suyunun karıncalar tarafından getirilmesini ister. Bunu yaparken her fırsatta karıncalara " fil " olduklarını telkin eder. Gazetelerle, anonslarla her karıncanın bir fil olduğu telkin edilir. 
        Dağlara çekilen Kızıl Sakallı Karınca ise burada uygun zamanı kollar. Bu sırada bol bol okur, Filler Sultanı'ndan kurtulmanın yollarını arar. Sarıca karıncalarsa sakallarını kızıla boyayarak kızıl sakallı karıncaların arasına karışırlar, bir yandan da fillere karşı savaşmaları için kışkırtırlar. Önce dağgezen karıncalar, daha sonra diğer karıncalar fillere saldırır; fakat sonuç hüsran olur. Kızıl Sakallı Topal Karınca bu durumu gördükçe kahrolur, diğer yandan fil ülkesindeki karıncalar bir fil olduklarını zannederek gece gündüz çalışmaya devam ederler. Kızıl Sakallı Karınca, yalnızca Filler Sultanı ile mücadele etmez. Karıncaların aşırılıklarına, hatalarına ve sarıca karıncaların ihanetlerine karşı da mücadele eder. Sonunda karıncalara kazanmanın yolunu gösteren de Kızıl Sakallı Karınca'nın bu doğru önderliğidir.
     Bir sabah uyanan karıncalar her yerden kadim karınca türküsünü duymaya başlarlar. Artık karıncaları durdurabilecek bir şey yoktur. Yüreklerinde, her yerlerinde bu türküyü hissederler. Ve Kızıl Sakallı Karınca, diğer karıncalara kendilerini Filler Sultanı'ndan kurtaracak yöntemi gösterir. " En iyi yaptığımız işi yapacağız " der: " Kazacağız ! "Karıncalar büyük bir hızla yerkürenin altını kazmaya başlarlar ve haykırırlar: "YERYÜZÜNÜN BÜTÜN KARINCALARI BİRLEŞİNİZ." Karıncalar kazdıkça Filler Sultanlığı'nın hızla altı boşalan bütün sarayları yerle bir olur.



Merhaba!