toprak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
toprak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2026 Pazar

YAŞAMA SANATI

 

(Karikatürler: BEHİÇ AK - Cumhuriyet Gazetesi)

***

Sara, çapanın çatalına dolanan solucana parmağının ucuyla dokundu, o soğuk bildik his. Batu'nun yaşamaktan anladığı, insanın doğa ile birlikte yaşama sanatı. Yeryüzündeki her canlının hakları vardı. Solucanların, ayıların, karacaların, ağaçların, salyangozların...
Tırnaklarının içi toprak dolmuştu. Toprak etrafı kirletiyor diye kaldırımdaki ağaçların dibine beton dökenleri düşündü. Ali yeni anlattı, otoparktaki ağaçları kesmişler, neymiş kuşlar otomobillere pisliyormuş. Bu herifler beton sevici diye kükrerdi Batu. Doğrulup belini rahatlatmak için gerindi. Doğayla birlikte yaşamak sanat sahiden.

(ZEYNEP GÖĞÜŞ - Gizemi Kalmalı Hayatın, Everest Yayınları)

***










Merhaba!

4 Ocak 2026 Pazar

SAVAŞ VE TOPRAK

 


"Savaş, eziyetten ve zulümden başka bir şey değil. Kazandı, denen bile kaybediyor aslında. İlkin insanlığını kaybediyor. Çünkü toprağın bir kıymeti yoktur. Alın size mezarlık. Koynunda sakladığı ölülerle Altın Boynuz'u seyre dalmış toprak parçası. Üzerinde medeniyet yoksa, ilim yoksa, düşünce, fikir yoksa, toprak topraktır sadece. İğne ucu kadar bir yerde medeniyet varsa işte orada yaşanılır. Savaş önce hayatı öldürür. Kaybeden için de, kazanan için de. Yokluktan varlık oluşmaz. Yok hep yoktur ve yok kalır.

(ŞEBNEM İŞİGÜZEL - Memoria, Everest Yayınları)



***


Bir pilottu kardeşim,
Güzel bir günde emir geldi.
Hazır etti çantasını,
Güneye doğru koyuldu yola.

Bir fatihti kardeşim.
Yerimiz yoktu yaşamaya.
Topraklar ele geçirmekti
Öteden beri hayalimiz.

Kardeşimin fethettiği yer şimdi
Guadarrama dağlarında.
Boyu tam bir seksen
Derinliği bir elli.


BERTOLT BRECHT






SAVAŞA HAYIR !

26 Ocak 2025 Pazar

VAHŞİ ?

 


ABD Başkanı Franklin Pierce, Reis Seattle'a mektubunda, beyaz göçmenler için toprak ister, topraklarının çoğu zaten işgal edilen Kızılderililerin reisi de başkana yine bir mektupla yanıt verir:

(...) Beyaz adam, anası dünyaya ve kardeşi gökyüzüne sanki satın alınabilen veya yağma edilebilen bir mal gibi, koyunlara ve parlak boncuklara davrandığı gibi davranır. Onun bu iştahı ve hırsı bir gün dünyayı yiyip bitirecek ve geriye sadece çorak bir çöl bırakacaktır. 
Beyaz adamın kurduğu kentleri de anlayamayız biz Kızılderililer. Bu kentlerde huzur ve barış yoktur. Beyaz adamın kurduğu kentlerde, bir çiçeğin taç yapraklarının açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulmaz. Bilmiyorum, bizim yollarımız sizinkilerden farklı. Sizin kentlerinizin gürültüsü bile Kızılderili'nin gözlerine acı verir. Beyaz adamın kentlerinde sakin yer yoktur. Orada bahar gelince yaprakların açılışını veya böceklerin kanat seslerini dinleyecek yer bulunmaz. Ama bu belki de benim vahşi olduğumdan ve anlamadığımdandır. Çünkü takırtı bizim kulaklarımıza bir hakaret gibi gelir.
Ben Kızılderili'yim. Bunlardan başkasını anlayamam. Belki de bir vahşi olduğum için anlayamıyorum ama benim ve halkım için önemli olan şeyler oldukça başka. İnsan eğer ağaçtaki bir kuşun yalnız başına ağlayışını veya su birikintisi etrafında toplanmış tartışan kurbağaların ve doğanın seslerini dinleyemezse, yaşamın ne anlamı ve değeri kalır?
Bir Kızılderili'yim ve anlamıyorum. Biz Kızılderililer, bir su birikintisi üzerine vuran rüzgârın yumuşak sesini, yağmurun temizliğini, çam kokulu rüzgârı her şeye yeğler. Ormanın kokusunu taşıyan ve yağmurlarla yıkanıp temizlenmiş meltemleri severiz. Hayvanlar, ağaçlar, insanlar, hepsi aynı nefesi, aynı havayı paylaşır. Hava Kızılderililer için çok kutsaldır. Aldığı nefes, beyaz adamın dikkatini çekmiyor gibi. Beyaz adam, öleli uzun günler olmuş ve kötü kokuyla uyuşmuş gibidir.
(...)
Toprağımızı almak önerinizi düşüneceğiz. Eğer kabul etmeye karar verirsek, bir koşulumuz olacak: Beyaz adam bu toprağın hayvanlarına kardeşleri gibi davranacak... Kızılderililer sizin yollarınızı, sizin adetlerinizi anlamazlar. Çayırlarda çürüyen binlerce bufalo gördüm! Beyaz adamın, geçerken dumanlı demir attan vurup bıraktığı ve ne amaçla öldürdüğünü hâlâ anlayamadığım binlerce bufalo... Ben vahşiyim ve dumanlı demir atın bufalodan nasıl önemli olabileceğini anlayamıyorum! Ve biz vahşi olduğumuzdan bufaloyu yalnız aç kalmamak için öldürürüz. Hayvanlar olmadan insanlar nedir ki?
Canlıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan ölür gibi geliyor bize. Unutmayın, bugün diğer canlıların başına gelen yarın insanın başına gelir. Çünkü bütün hepsinin arasında bir bağ vardır. Eğer bütün hayvanlar yok olsaydı, insan ruhu o büyük yalnızlığa dayanamaz ölürdü. Ayakları altındaki toprakları, büyük babalarımızın külleri olduğunu çocuklarınıza öğretmelisiniz. Toprağın, akrabalarımızın yaşamlarıyla dolu olduğunu çocuklarınıza söyleyiniz. Böylece toprağa saygı duyarlar.
Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır.
(...)
Bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş, yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş. İşte o gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirme mücadelesinin başlangıcı olacak...

REİS SEATTLE, 1954
Duwamish ve Suquamish Kızılderilerinin Reisi



"Türlerin yok olmasını neden önemseyim ki?"

(Resim: Schloriancartoon)









Merhaba!