Şebnem İşigüzel-Memoria etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şebnem İşigüzel-Memoria etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2026 Pazar

AĞZIMDA ÇAKIL TAŞLARI

 


Her şeyi ağız dolusu gülermişçesine söylerdi.
Daha önce tarif etmiş olmalıyım.
Şöyle demiş miydim?
Ağzına bir avuç çakıltaşı doldurmuş, konuşmaya çalışır gibi.
Demiştim. 
Onu böyle tarif etmeyi seviyordum. 

(ŞEBNEM İŞİGÜZEL - Memoria, Everest Yayınları)


***




Şu ağaç, benden önce de ağaçtı, benden sonra da çiçeklenecek
ya ben, kuruyorum yazdıkça, ne soğurulacak bir yemiş
ne şafağın kılıcıyla dalgalanan bir damla gölge
sözcükler, çakıl taşları gibi gıcırdıyor ağzımda.
Sözcükler, sözcükler, sözcükler... Anlam çanları.
Nasıl inansınlar ki bana,
şiirime giren her sözcük öldüğünü biliyor
bazı sözcüklerse dokuz canlı, başka bir yüzle çalıyorlar kapımı
o öç duygusu yaşatıyor belki de onları bunca uzun ve öfkeli.

"Şiirim yaşayacak mı?" diye sormuştum
yaşlı, nemrut bir şaire bir gün, sözcüklerden çok.

(MUSTAFA KÖZ - İki Yüzlü Zar, Ve Yayınevi)


***



Demosthenes gibi yap
Ağzında çakıl taşı denize karşı konuşurdu o
Senin de dizeler olsun ağzında
Onlarla otur kalk
Onlarla uyu
Onlarla uyan.

(SABAHATTİN KUDRET AKSAL - Şiir Üstüne Notlar)






Merhaba!

10 Mayıs 2026 Pazar

TOPLUMSAL ADALETSİZLİK: BALA TUZ KATMAK !

 


Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum.

Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse;
eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa;
eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa;
eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense;
ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım?

Tam tersine başkaldırırım, direnirim böyle bir çağa karşı.

(MİNA URGAN - Bir Dinozorun Anıları)


***


Kimi yaya kimi atlı
Kimi uçar çift kanatlı
Dünya şirin baldan tatlı
Eyvah balı tuza katmış


AŞIK VEYSEL


***

"17-18 yaşlarımda bende sol düşünce belirmeye başlamıştı. Sanatım onunla tay gitti, yani paralel. Ben iki şeye inanırım. İki şeyin sonsuz gücüne, sonsuz yaratıcılığına, sonsuz değişimine: Halk ve doğa. Sanatımı halkımla birlikte, onun büyük yaratıcılığı ile birlik olarak, onun için yaparım. Politikam da sanatımdan ayrılmaz... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım."


(...) Uyumuş uyanmamış, şu vatan üstünde bizimle birlikte yaşayan, kardeşlerimiz dediğimiz insanları düşünüyorum. Bir lokmaya muhtaç eylediğimiz, elinde avucunda ne varsa aldığımız, derisine kadar, Avrupalı, Amerikalı kapitalistle bir olup soyduğumuz, sömürdüğümüz, iliklerine kadar sömürdüğümüz insanları düşünüyorum. Ve insanlığımdan utanıyorum. Vatan, diyorlar, bir kulağımdan girip bir kulağımdan çıkıyor. Millet, diyorlar, yaaa, millet ha... Bu yoksul, bu yaralı toprak üstünde... Ve Türkiye'de oturan burjuvalar... Konuşuyorlar, gülüşüyorlar, yiyorlar, içiyorlar, milyonları milyonların üstüne koyuyorlar. Şu yaralı toprakta, yoksulu daha yoksul, açı daha aç, hastayı daha hasta, perişanı daha perişan ederek peri padişahı hayatı yaşıyorlar. Bir de millet var. Yüzyılların onurlu bir milleti. İşte onun onuruyla oynuyorlar. Peri padişahı hayatları sürüp gitsin diye dünya önünde onun onurunu beş paralık ediyorlar.
(...)
Şöyle düşünüyorum da yoksullar, perişan olmuş, bitmiş, ezilmiş halkımız. Ve bir harabe ülke. Beri yanda da sofrasında kuş sütü bile olan, peri padişahı hayatı yaşayan bir azınlık geliyor aklıma. Sonra kahroluyorum, utanıyorum. Sonra sonra, bu memleketi sevenlerin hepsi, hepsi Çanakkale'de mi, Dumlupınar'da mı kaldı diyorum. (1. 8. 1967)

(YAŞAR KEMAL - Baldaki Tuz)


***


"Bir toprağın talihli olabilmesi için bereketli topraklar, hava, su, deniz, güneş;
böyle topraklar üzerinde insanların talihli olabilmesi içinse özgürlük, eşitlik, adalet gerekir."

(ŞEBNEM İŞİGÜZEL - Memoria, Everest Yayınları)







Merhaba!

15 Mart 2026 Pazar

SADECE İNSAN

 

Yalnız kaldığında söylenir durur, "Vay be!" derdi. "Millet-i Sadıka idik, Millet-i Karakoncolos olduk. Türk'ün kötüsü yok mu? Rum'un, Laz'ın, Çerkez'in kötüsü yok mu? Müslüman'ın, Yahudi'nin kötüsü yok mu? Var elbette. İyisi de var, kötüsü de var. İnsanız yahu. İnsanın iyisi de olur kötüsü de. Misal, elma ağacındaki tüm meyveler kan kırmızı, kütür kütür, içi sulu, lezzetli mi olur? Ağaçta hiç mi çürük elma olmaz yahu! Peki dallarında çürük elma var diye, ağacı köklerinden sökmek mi gerekir? Şu hasta dünyaya, hekim gözüyle bakmak lazım. Hekim gözü; dil, din, ırk, renk görmez. Sadece insan görür. Sadece insan. Homo sapiens yahu! Homo sapiens."

(SERHAN KURŞUN - Muhbir, İnkılâp Kitabevi Yay.)


***



Keşke o gün, "İstanbul serserisi babandır," deyip, çarpıp kapıyı suratına çıkıp gitseydim. "Kürt olabilir ama senin gibi hırsız değil," deseydim. "Allah da onu öyle yaratmış," deseydim. "Seni, beni Türk, apartmanına konduklarını Rum, babaannemi Yahudi, dedemi büyüten Mary'yi Amerikalı, Sara'yı İtalyan, komşu kadın Gülistan'ı Laz yarattığı gibi."
İnsan söylemediği, söyleyemediği şeylerde yaşıyor.

(ŞEBNEM İŞİGÜZEL - Memoria, Everest Yayınları)







Merhaba!

4 Ocak 2026 Pazar

SAVAŞ VE TOPRAK

 


"Savaş, eziyetten ve zulümden başka bir şey değil. Kazandı, denen bile kaybediyor aslında. İlkin insanlığını kaybediyor. Çünkü toprağın bir kıymeti yoktur. Alın size mezarlık. Koynunda sakladığı ölülerle Altın Boynuz'u seyre dalmış toprak parçası. Üzerinde medeniyet yoksa, ilim yoksa, düşünce, fikir yoksa, toprak topraktır sadece. İğne ucu kadar bir yerde medeniyet varsa işte orada yaşanılır. Savaş önce hayatı öldürür. Kaybeden için de, kazanan için de. Yokluktan varlık oluşmaz. Yok hep yoktur ve yok kalır.

(ŞEBNEM İŞİGÜZEL - Memoria, Everest Yayınları)



***


Bir pilottu kardeşim,
Güzel bir günde emir geldi.
Hazır etti çantasını,
Güneye doğru koyuldu yola.

Bir fatihti kardeşim.
Yerimiz yoktu yaşamaya.
Topraklar ele geçirmekti
Öteden beri hayalimiz.

Kardeşimin fethettiği yer şimdi
Guadarrama dağlarında.
Boyu tam bir seksen
Derinliği bir elli.


BERTOLT BRECHT






SAVAŞA HAYIR !