Yaşar Kemal-Baldaki Tuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşar Kemal-Baldaki Tuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2026 Pazar

USTA - ÇIRAK

 


"Edebi kültürü küçümseme ve kendiliğinden olana, icat edilene inanma eğilimi var. Aslında edebiyat insanın öğrenmesi gereken bir bilimdir ve yazılan her hikâyenin gerisinde 10 bin yıl yatar. Edebiyatı öğrenmek için mütevazı ve alçakgönüllü olmalısınız. Edebiyatın tamamını incelemek, 10 bin yıl önce neler yapıldığını, insanlık tarihinin neresinde bulunduğumuzu bilmek için, yazma sürecinde olabildiğince mütevazılığa ihtiyaç vardır. Sonuçta edebiyatı üniversitede değil, başka yazarları sürekli okuyarak öğrenirsiniz." 

(GABRIEL GARCÍA MÁRQUEZ, 1979)

***



Büyük sanatçılardan birisinin ilginç bir sözü var. Diyor ki, "sanat yaşamla tay (paralel) gittikçe gerçek sanattır." Bu sözün üstünde durmak gerek, düşünmek gerek. Çağımız gittikçe yaşamın önemini daha çok kavrıyor. Bir romancının, yetişirken elbette Tolstoy'dan, Çehov'dan, Dickens'ten, Homeros'tan çok öğreneceği var. Büyük ustalara çıraklık etmeyen, onların teknesinde yoğrulmayan kişi ağzıyla kuş tutsa romancı olamaz. Roman işi, önce bir usta-çırak işidir. Çağımızın bilimiyle, geçmiş çağların deneyleriyle ilgi kuramayan kişi de avucunu yalasın, yaratıcılığı güdük kalır. Usta-çırak işi, çağın bilimi, çağların deneyleri bir insanı kendinde oluşturuyor. Kendi yaşamının, çevresinin yaşamının üstüne daha sağlıklı eğilmeyi sağlıyor. Bir sanatçı çok yönlü oluşur. Yukarda da dediğim gibi çıraklık ederek, bu arada çağların deneylerine başvurarak, bütün yoğunluğuyla, en ince ayrıntılarına kadar çağını yaşayarak.

(YAŞAR KEMAL - Baldaki Tuz, 1970)






Merhaba! 
 

10 Mayıs 2026 Pazar

TOPLUMSAL ADALETSİZLİK: BALA TUZ KATMAK !

 


Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum.

Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse;
eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa;
eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa;
eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense;
ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım?

Tam tersine başkaldırırım, direnirim böyle bir çağa karşı.

(MİNA URGAN - Bir Dinozorun Anıları)


***


Kimi yaya kimi atlı
Kimi uçar çift kanatlı
Dünya şirin baldan tatlı
Eyvah balı tuza katmış


AŞIK VEYSEL


***

"17-18 yaşlarımda bende sol düşünce belirmeye başlamıştı. Sanatım onunla tay gitti, yani paralel. Ben iki şeye inanırım. İki şeyin sonsuz gücüne, sonsuz yaratıcılığına, sonsuz değişimine: Halk ve doğa. Sanatımı halkımla birlikte, onun büyük yaratıcılığı ile birlik olarak, onun için yaparım. Politikam da sanatımdan ayrılmaz... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım."


(...) Uyumuş uyanmamış, şu vatan üstünde bizimle birlikte yaşayan, kardeşlerimiz dediğimiz insanları düşünüyorum. Bir lokmaya muhtaç eylediğimiz, elinde avucunda ne varsa aldığımız, derisine kadar, Avrupalı, Amerikalı kapitalistle bir olup soyduğumuz, sömürdüğümüz, iliklerine kadar sömürdüğümüz insanları düşünüyorum. Ve insanlığımdan utanıyorum. Vatan, diyorlar, bir kulağımdan girip bir kulağımdan çıkıyor. Millet, diyorlar, yaaa, millet ha... Bu yoksul, bu yaralı toprak üstünde... Ve Türkiye'de oturan burjuvalar... Konuşuyorlar, gülüşüyorlar, yiyorlar, içiyorlar, milyonları milyonların üstüne koyuyorlar. Şu yaralı toprakta, yoksulu daha yoksul, açı daha aç, hastayı daha hasta, perişanı daha perişan ederek peri padişahı hayatı yaşıyorlar. Bir de millet var. Yüzyılların onurlu bir milleti. İşte onun onuruyla oynuyorlar. Peri padişahı hayatları sürüp gitsin diye dünya önünde onun onurunu beş paralık ediyorlar.
(...)
Şöyle düşünüyorum da yoksullar, perişan olmuş, bitmiş, ezilmiş halkımız. Ve bir harabe ülke. Beri yanda da sofrasında kuş sütü bile olan, peri padişahı hayatı yaşayan bir azınlık geliyor aklıma. Sonra kahroluyorum, utanıyorum. Sonra sonra, bu memleketi sevenlerin hepsi, hepsi Çanakkale'de mi, Dumlupınar'da mı kaldı diyorum. (1. 8. 1967)

(YAŞAR KEMAL - Baldaki Tuz)


***


"Bir toprağın talihli olabilmesi için bereketli topraklar, hava, su, deniz, güneş;
böyle topraklar üzerinde insanların talihli olabilmesi içinse özgürlük, eşitlik, adalet gerekir."

(ŞEBNEM İŞİGÜZEL - Memoria, Everest Yayınları)







Merhaba!