19 Temmuz 2026 Pazar

HAYATIMIZ GÜZELDİR !

 

"İsyanım adaletsizliğe, yalana, sömürüye, yurt ve insan sevgisizliğine, 

genel olarak da yaşam düşmanlığınadır."


Yıl: 1983. Tren iki saat kadar rötar yaptığı Kapıkule'den ayrılmak üzere. Polis, pasaport kontrolü yapıyor. Yolcular arasındaki bir adama dikkatlice bakıyor. Ona "Türkçe biliyor musunuz?" diye soruyor, Fransızca "Anlamadım" diye yanıt alıyor. Bu defa İngilizce soruyor. Belli ki bir şeylerden kuşkulanıyor; nedense üstelemiyor. Bir lahmacuncu dolaşıyor kompartımanlar arasında. Bu defa yolcu çok az parası olmasına rağmen belki de uzun yıllar yiyemeyeceğini düşündüğü lahmacundan istiyor, bir yandan da içinden gülüyor: "Türk olduğum anlaşılır mı acaba?" Cebinde sahte İspanyol işçi kimliği. Yakalanırsa öldürüleceğini, hatta mezarının bile bulunamayacağını biliyor. Tıpkı Sabahattin Ali gibi. Bir süredir kaçak. Önce soğuk kış günlerinde Ege kasabalarında ısınmasız evlerde kalmış. Sonra İstanbul'da bir arkadaşının evine sığınmış. Son geceyi ise yakın dostu Oktay Arayıcı'nın evinde geçirmiş, bu sayede kızı Barış'a sarılabilmiş: 

"Uzun bir ayrılık var önümüzde
aylarca belki yıllarca sürecek olan"

dizeleri dökülmüş dudaklarından.   

Bıyıklı ve gözlüklü adamın adı: Ataol Behramoğlu. Barış Derneği davasından sekiz yıl hapis cezası almış. Hakkında açılan TKP davası ise sürüyor. 80 darbesi sonrası 141 ve 142. maddelerden iki kere ceza alanlar idamla yargılanıyor.
***
Bu anı okuru yanıltmasın! Okan Toygar'ın Ataol Behramoğlu'yla gerçekleştirdiği nehir söyleşi kitabı "Hayatımız Güzeldir" yalnızca şairin hayatta kalma eşiğini, tesadüfi de olsa geçme başarısını anlatmıyor bize. Kitap şairin özyaşamöyküsünü anlatan oylumlu söyleşi değil. Türkiye tarihini sorgulayan, ülkemizin 60'lı yıllardan günümüze düşünsel ve siyasal atmosferini mercek altına alan özgün bir çalışma. Bu nedenle de bir yaşamöyküsünün sınırları aşılıyor, bu sayede toplumsal kırılma, çatışma hatta ayrışma anlarıyla yüzleşen sıradışı bir metin çıkıyor karşımıza. 
***
Yine yıl: 1983. Behramoğlu, Türkiye'den çıkmış ve Atina'ya varmıştır. Amacı bir an önce Paris'e gitmektir. Atina'da kendisini oğlu gibi gören şair Yannis Ritsos, onunla buluşmaya gelir ve yaşamı boyunca unutamayacağı şu sözü söyler: "Hayatımız güzeldir!" Ritsos, "hayat" değil, "hayatımız" diyerek çoğul bir yerden bakmış, bir bakıma tüm devrimcilerin hayatı güzeldir demek istemiştir. Gerçekten de bütün devrimcilerin hayatı güzel ve onurludur! İşte kitabın başlangıç noktası tam da buydu! O "ömür ki hayata sunulmuş bir armağan" dı. Ve "hayat sunulmuş bir armağan" dı insana.

(EREN AYSAN - Cumhuriyet Gazetesi)


***


"Devrimcilik gibi şairlik de
İnen darbeyi duyabilmektir
Kaslarının liflerinde
İster copların darbesi olsun
İster bilincin."


CAN YÜCEL







Merhaba!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder