Gitsem bulur muyum
görsem hatırlar mıyım
ev ekmeği kokan ikindileri
ilkel bir resim gibi dolaşan at arabasını?
Gitsem bulur muyum
görsem hatırlar mıyım
ev ekmeği kokan ikindileri
ilkel bir resim gibi dolaşan at arabasını?
Sen bu şiiri okurken / ben belki başka bir şehirde olurum
kötü geçen bir güzü / ve umutsuz bir aşkı anlatan
rüzgârla savrulan / kâğıt parçalarına / yazılmış
dağıtılmamış / bildiriler gibi
uzun bir yolculuğa hazırlanan / yalnız bir yolculuğa.
Çünkü beyaz bir gemidir ölüm
siyah denizlerin hep / çağırdığı
batık bir gemi
sönmüş yıldızlar gibidir
yitik adreslere benzer / ölüm
yanık otlar gibi.
Sen bu şiiri okurken / ben belki başka bir şehirde / ölürüm.
BEHÇET AYSAN
***
En çok şairlerin yüreği incinir ve o vakit eğilip ruhlarını kendileri öperler. İşte bu öpüşmedir şiir, gökkuşağı ile acıları sarmaktır.
Şairin iç tınılarına kulak verdiğimiz zaman şu fısıltıları duyarız:
"Buzun donduruculuğuna inat
Büyüdü içimin güneşi
Hiçbir katığı olmadan
Açılan sofrasında evrenimin
Gökkuşağı ile sardım acılarımı."
HASAN UĞUR TAŞÇI
Bu ruh öpüşü mavi bir öpüşe dönüştürür yaşamı. (NURBANU KABLAN - Cumhuriyet Kitap)
***
... Ama şiir sanatının temel özelliklerinden biri de büyüdür. Kendi dillerinde sözcüklerden büyüler yaratabilen şairler, başka dillerdeki şiirlere bakıp aynı ya da benzer bir büyüyü kendi dillerinde de yaratabilirler. Ayrıca şiir için demezler mi özgürlüğün deney alanı diye... (TURGAY FİŞEKÇİ - Cumhuriyet Kitap)
***
Şiir cambazların dengesidir, / hokkabazların seyircisi
Sihirbazların rüyasıdır şiir.
ÜLKÜ TAMER
Merhaba!
Cemal'in ikinci Papirüs dönemi. İlk dönemde yaprak biçiminde çıkarmıştı dergiyi; bir süre sonra da yayınına ara vermişti. Şimdi İstanbul'da daha kalın, daha doyurucu bir dergi hazırlığındaydı. Birlikte kolları sıvadık. Cağaloğlu'nda Eser Han'da küçük bir oda tuttuk. Evlerden getirilen bir-iki eşyayla döşedik. Yazılar hazırlandı. Dizgiye verilecek. Toplam basım gideri 1500 lira. Ceplerde 50 lira ya var ya yok.
Bir gün Edip (Cansever) geldi. Çıkarken yerdeki ufacık, eski püskü bir halıya ilişti gözü. "Bu iyi bir şeye benziyor," dedi. Kapalıçarşı'da ortağı Jak'la bir antikacı dükkânı vardı. Halı da satıyorlardı. "Jak'a söyleyeyim, gelip baksın," dedi.
Yarım saat sonra Jak damladı. Halıya baktı. "Siz bunun üstüne basıyor musunuz?" diye sordu şaşkınlıkla. Halıyı katladı, aldı gitti. Biraz sonra da yardımcıları Hakkı geldi. Elinde 2000 lira. Uzattı: "Halının parası."
Hayır, ilk sayının parası!
Cemal, "Halıya teşekkür ilânı koyalım dergiye," dedi. (ÜLKÜ TAMER - Aydınlık)
Fotoğraf: ARA GÜLER
Cemal Süreya sanatın özellikle de şiirin dünyaya güzellikler sunmak olduğunu en iyi bilen şairlerden biriydi. Nereden mi biliyorum? Yazdığı şiirler dışında deneme, eleştiri ve çevirileriyle de aynı güzellikleri insanlara sunmaya çalışmasından.
Çok ünlü bir şair olarak başka alanlarda ürün vermesine gerek yoktu Cemal Süreya'nın. Şiirleriyle ülkenin en sevilen şairlerindendi. Başka ülkelerde okunmak, tanınmak gibi istekleri de yoktu; böyle dünyevi başarılara gönül indirecek biri değildi. Kadıköy'de oturmak, haftada bir Cağaloğlu'na inip Gazeteciler Cemiyeti'nde arkadaşlarıyla buluşmak yeterli genişlikte bir dünya sağlıyordu ona.
Gazete dergi yazıları yazmak, dergiler yayımlamak onun en heyecan duyduğu işlerdendi. "Kaç dergi çıkardın?" sorusunu "17 dergi batırdım" diye yanıtlamıştı. Kimi için arabasını satmış, kimi için değerli bir kilimi ama hep "batırmış". (TURGAY FİŞEKÇİ - Cumhuriyet Kitap)
***
"Şiir yazanlarla şairleri birbirine karıştırmamak gerekir. Bütün sanatlar gibi şiir sanatı da içtenlik ister."
(AFŞAR TİMUÇİN - Edebiyat Estetiği)
Merhaba!