Hiroşima etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hiroşima etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2026 Pazar

HASAT GÜNLERİ


Her yıl 6 Ağustos sabahı Hiroşima'da "barış çanı" çalınıyor ve bin beyaz güvercin uçuruluyor. Nuh söylencesinde, tufan sonrası gagasında bir dal zeytinle dönen güvercin midir onlardan biri? O güvercin, güvercinler tufanla yitip gitti belki de. Ne onlar kaldı, ne de zeytin ağaçlarıyla örtülü Parnassos Dağı'nın eteğindeki o kutsal ova. 

Odysseus, toprağına döndü mü? Bu soruya erinçle verilecek yanıt, Antik çağdan bugüne savaşsız bir yeryüzünün yemişlerini kardeşçe bölüştüğümüzü de gösterir. Bu olası mı? Apollon Tapınağı'nın alnındaki üç buyruk da yeryüzünü savaşlardan alıkoyamadı: "Kendini tanı.", "Aşırı bir şey yapma.", "Bir davaya bağlanmak mutsuzluk getirir." Barış için üç öğüt.

(...)

Şiir, yeni insanın ancak evrensel bir bilinçle yaratılabileceğinin ayrımındadır artık. Çünkü çağlar boyunca savaş da şairin savaşa bakışı da farklılaşmıştır. Yeryüzünde savaş yine olacaktır. Ancak şiir, savaşa karşı insanlığa taşıyacağı bu yeni bilinçle onun aydınlanmasındaki işlevini sürdürmekten geri durmayacaktır. "Hangi barış?" sorusu, günün birinde anlamsızlaşana değin.

Anday'ın "Ah günüm yetse görmeye seni / Seni övmeye gücüm yetse / Barış çağı altın çağ / Son ozanı ben olayım bu özlemin / Bu özlem bitse" dizeleri unutulana değin. Barış Çanı yılda bir gün değil, her gün çınlayana değin. 

Ne diyordu Latin şair Tibullus:

"Barış çağında ışır / Orak ve saban."

Kardeşçe paylaşan bir yeryüzü için.

(MUSTAFA KÖZ - Çıngıraklı Sokak Şiir Gazetesi)



***


Geldiği vakit hasat günleri
iki ayrı ağızda aynı anda
beliren bir gülümseme gibiyiz seninle
ve iki ter damlası gibiyiz alnında
elbirliği ile üretilip
kardeşçe bölüşülen bir dünyanın.


KEMAL ÖZER







SAVAŞA HAYIR !

3 Ağustos 2025 Pazar

MEDENİYET DEDİĞİN - 2

 


Dünyaca ünlü Mısırlı yönetmen Youssef Chahine'in (Yusuf Şahin) İrlandalı gazeteciyle röportajı:

- Medeni olmayan bir Üçüncü Dünya Ülkesinden geliyorsunuz.
- Ben mi üçüncü ülkesiyim?
- Öyle misin?
- Hayır sensin. Üçüncü Dünya Ülkesi mi Allah aşkına? Ben 7000 yıldır buradayım. Medeniyet, diğerlerinle nasıl bağ kurduğundur. Nasıl sevilir biliyor musun? Nasıl ilgi gösterilir biliyor musun? Medeniyet budur işte.
Burada çok fakir birinin evine gitsen ve sana verecek hiçbir şeyi yoksa, gider komşusundan bir parça ekmek alır ve sana ikram eder. Avrupa'da bayılıp yere düşünce insanlar yanından yürüyüp gidiyorlar. Umurlarında bile değil.
Önce medeniyetin ne anlama geldiğini bilmemiz lazım. O zaman konuşuruz kim birinci dünya kim üçüncü dünya.




"Hiroşima üzerine o melûn bombayı soğuk ve tüyler ürpertici bir eşek şakası yapar gibi bırakıveren uçağın kanatları, Batı medeniyetinin renkleriyle damgalı değil miydi?"

(ATTİLÂ İLHAN - Hangi Batı)








Merhaba!


4 Ağustos 2014 Pazartesi

HİROŞİMALAR OLMASIN-SAVAŞA DAİR-2


                                                                                     OKTAY AKBAL  
                                                                   ( d. 1923- İstanbul, Gazeteci, yazar)   

             Sadako Sasaki. Hiroşimalı binlerce küçük kızdan biri. Atom bombasının atıldığı 1945 yılında iki yaşındaymış. Yaralanmamış, hastalanmamış. Okuluna gidiyormuş güzel güzel. Yıllar geçmiş. Sadako, kentinin her gün biraz daha düzeldiğini, yeni yapılar yapıldığını görmüş. On iki yaşındayken birden hastalanmış. Radyasyonun vücudunda yarattığı onulmaz bir hastalıkmış bu. Doktorlar, uzmanlar incelemişler, kurtuluş olmadığını anlamışlar. On iki yaşındaki Sadako ölecek. Kendi de biliyor bunu.
            Ama bir Japon geleneğine göre kağıttan bin turna kuşu yapan kişinin dileği muhakkak gerçekleşir. Oyalanması için Sadako'ya bu inancı veriyor çevresi. Mektuplar alıyor bu konuda. Sadako hasta yatağında başlıyor kağıttan turnalar yapmaya. Ben çok uğraştım turnalar yapmaya, yapamadım o kuşları. Bir, iki, üç kez katlıyorsun, kıvırıyorsun derken bir kuş çıkıyor ortaya.
            Sadako günlerce uğraşmış, yüz, iki yüz, beş yüz, altı yüz, altı yüz kırk altı tane kağıttan turna kuşu yapmış. Onlar birbirlerine de bağlanıyor, metrelerce uzunlukta  bir kuş dizisi çıkıyor ortaya. Sadako Sasaki bin turnayı tamamlayamamış. Bin turna yapabilseydi kurtulacak mıydı ölümden? Kimbilir?
            On iki yaşındaki bir kızın öleceğini bilerek, bin turnayı tamamlarsa ölümden kurtulacağını hayal ederek, umut ederek gece gündüz kağıttan turna yapması geliyor gözümün önüne. 646' nın bitişi, 647' ye başlayamamak ve çekip gitmek bu hem güzel, hem çirkin, hem yüce, hem aşağılık dünyadan.





   ÜLKÜ TAMER
(d.1937- Gaziantep) Şair, Çevirmen

            Savaşla ilgili bir başka anekdotu Ülkü Tamer'den okumuştum:

          Vietnam savaşı sürüp gidiyor. Amerikalılar, Japonya'da bir hava üssü açmak istiyorlar. Üs, Vietnam'ı bombalamak için bir sıçrama tahtası olacak. Hiroşima'yı, Nagasaki'yi yaşamış Japon halkı karşı çıkıyor buna. Ama Japon hükümeti "olur"unu veriyor. Uzun tartışmalardan sonra üs kuruluyor.
        Üssün açılacağı gün büyük bir tören düzenleniyor. Japon hükümetinin üyeleri, devletin ileri gelenleri, Amerikalı generallerle birlikte, kurulmuş tribünlerde yerlerini alıyorlar. Söylevler veriliyor, marşlar çalınıyor. Ufukta belirecek Amerikan uçak filosu beklenmeye başlanıyor.
           Uçaklar gelecek, piste konacak, üs de "resmen" açılmış olacak.
       Biraz sonra uçaklar beliriyor. Tam piste alçalacakları sırada binlerce, onbinlerce balon yükseliyor gökyüzüne. Üssün yakınlarına "mevzilenmiş" Japonlar, getirdikleri balonları havaya salıveriyorlar. Gökyüzü balonlarla kaplanıyor.                                                  
           Sonuçta hiçbir uçak inemiyor piste. Filo dönüp gidiyor.     



                                                                        



   Savaşı anlayabilir miyiz? Kolumuzun çarptığı bir insandan özür dilediğimiz, garsona teşekkür ettiğimiz, kırmızı ışıkta durduğumuz bir dünyada yaşarken, insanların bir anda parçalara ayrıldığı, bebeklerin ve çocukların topluca öldürüldüğü, kadınlara topluca tecavüz edildiği bir dünyayı nasıl algılayabiliriz? (TAYLAN KARA) 


     

                                                                                          Merhaba!