19 Ekim 2025 Pazar
ZAMANDA YOLCULUK
12 Ekim 2025 Pazar
"İLERLEME"
5 Ekim 2025 Pazar
YAĞMURUN SESİNE BAK !
28 Eylül 2025 Pazar
HOŞGÖR KÖFTECİSİ
21 Eylül 2025 Pazar
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM
"Kuşaklar değil, eylemler belirlemelidir geleceği."
Romantizmin kurucusu Victor Hugo'ya romantizmin ne zaman başladığını sorarlar, Hugo "Saatini de söyleyeyim mi?" yanıtını verir.
Mevlana'nın deyişiyle "Dünün düşünceleri dünle gitti cancağızım / şimdi yeni şeyler söylemek lazım." diyebilmeli bugünün şairi de.
(Çıngıraklı Sokak Şiir Gazetesi)
***
14 Eylül 2025 Pazar
BEN SADECE İNSANIM
Edebiyat şiddetli bir tutkudur onun için ve başka türlüsü düşünülemez:
GUSTAVE FLAUBERT
"Kendimizi her zaman halklardan, taçlardan ve krallardan daha büyük olan, her zaman yukarılarda, Tanrı'nın diademiyle coşku içinde duran sanata adayalım."
Buna benzer satırları Mektuplar'ında sık sık yineleyen Flaubert'in sanat kavramını din olarak bellediği açıktır.
Ünlü bir cerrah olan babasından kalan miras sayesinde bir meslek edinme zorunluluğu olmayan Flaubert, 1844'de geçirdiği epilepsi krizini de bahane ederek Paris'te devam ettiği hukuk eğitimini yarıda bırakır ve yaşamını edebiyata adamak amacıyla memleketi Normandiya'ya dönüş yapar.
Tüm çocukluğunu geçirdiği Croisset köyünde, Seine nehri kıyısındaki sakin evinden hiç çıkmadan, mağarasına kapanmış "bir ayı gibi" yaşamak ve günün bütün saatlerini edebiyata yani okuma ve yazmaya harcamak, düşlerindeki ideal yaşamın anahtarı ve en derin arzusudur Flaubert'in.
(...)
Toplumsal yaşamdan ürken yazarın siyasal açıdan da her hangi bir partiye ya da görüşe inanması mümkün değildi. Demokrasi kavramını yani halkın seçtiği kimselerin halkı gerçekten temsil edebileceği fikrini gülünç bulur:
"Halkın temsilcileri pis bir satılmışlar yığınından başka bir şey değildir, görüşleri kişisel çıkar, eğilimleri alçaklık, onurları aptalca bir gurur, ruhları ise bir çamur yığınıdır."
[H]er türlü sosyal sınıf kavramının ötesinde sanatın ve doğanın güzelliğine duyarsız, aptallığı bayrak edinmiş her insan onun gözünde bir burjuvadır.













