Veysel Çolak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Veysel Çolak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2025 Pazar

TAM ORTASINDA HALK

 


Denizdeki son yunus da ölüyor. Çalılıkta bir iki serçe
öksürerek ötüyor. Tüccar, işçilere bir günü kırdırıyor
kovalıyor beni yaşadıklarım, o bahar yorgunluğu
bulduğum anlamsızlık, arkadaşlarımın keskin yanılgıları.

Yanlışımız aşk, tam ortasından bir halk geçiyor.

VEYSEL ÇOLAK


***


Şair yazdıklarında yaşadığı yeri, tarihi ve insanı temsil ettiği düşüncesini asla inkâr etmemeli ve şiirini yaşadığı çevreden soyutlamamalı. "İnsan yaşadığı yere benzer, şair de öyle" diyen Edip Cansever tam da bu dizelerle somutlaştırıyor şairin sorumluluğunu. Faşizmin yükselişi karşısında sessiz kalan Alman sanatçıları "sizler şu an batmakta olan geminin duvarlarına çiçekler yapıyorsunuz ve bunun adına da sanat diyorsunuz" sözleriyle suçlayan Bertolt Brecht de sanatın beraberinde getirdiği sorumlulukları vurguluyor. 

(NEHİR ÖZKIZAN - www.ankaradegillefkosa.org)


***


Tamam doğru, biz yontuyoruz bazı şeyleri, ama aslında bizi yontan sokaktan geçen adamdır. 
O hesabını sorar adamdan. Bu açık, bunu o kadar uzun yıllardır, en azından bir 27 yıldır yaşadım.

Ben bilmiyorum, ben mi heykel yonttum, beni mi halk yonttu? Bunu bilemem.



KUZGUN ACAR






Merhaba!

20 Mart 2022 Pazar

ALTIN ÇAĞ'A DEK ŞİİR

 

"Şiir, bütün öteki sanatlar gibi, iyi ve doğru yaşamanın pusulasıdır."

(YÜKSEL PAZARKAYA)


***


  "Yüreği titreyen bir insan olmak, önemlidir. Şiirle buluşmak, insanın kendisiyle buluşmasıdır. Mutlaka, herkesin seveceği birkaç şiir vardır. Siz de, kendi şiirinizi bulun. Şiirle dünyayı ve hayatı daha iyi anlayacaksınız. Şiir, toplumların tarih burcudur. Sis çanıdır. Zifirî karanlıkta yol gösterir insana. Düşseniz, şiir elinizden tutar. Çocuklarınızı şiirle eğitin. Türkçeyi, şiirle öğrensin çocuklarınız. Daha başarılı olduklarını göreceksiniz."


VEYSEL ÇOLAK
(Üvercinka Dergisi)



***



"Şiir okuyan, şiirle coşkulanan her insan direnmeyi bilir."

(HİDAYET KARAKUŞ)



***



  "Şiir Sanatı ve onun etkin öznesi olan şair, Sappho'dan, Homeros'tan, Yunus'tan bu yana, durup dinlenmeden bu kutsal çalışmasını sürdürürken, insanı yeniden insanla buluşmaya çağırır.
  Bu yüzden, "şiir öldü", şiir geriledi" gibi anlamsız çıkışlar ancak duyarsızlıkla, bilgisizlikle açıklanabilecek yargılardır.
  Şairler susmadıkça şiir ne ölür ne de geriler. Ancak, zaman zaman gölgelenir, araya giren parazitler yüzünden; sesi zor duyulur ya da tam anlaşılmaz. Günümüzde bu parazitlerin en güçlüsü görsel saldırganlıktır. TV'siyle, bill-board'larıyla, reklam endüstrisiyle, toplumu yanılsamaya sürükleyen programlarıyla, söz konusu saldırı kapitalizmin yürüttüğü bir abrakadabra harekâtı, iflah olmaz bir tamahkârlık gösterisidir. Ve bu korkunç yanılsamanın gölgesi altında kalan, Şiir'in o kadim sesi, o şairane/ozanca yaşama biçimi tehdit edilmekte, giderek, tümüyle ortadan kalkma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. 
  Ama ne zarar! Dünya şairleri susmadıkça, gerçekçilikten kopmadıkça, bu haksız yanılsama, bu amansız saldırı ortadan kalkacak, Şiir'in gümrah sesi insanoğlunun her türlü yabancılaşmadan kurtulduğu, kendine yeniden kavuştuğu o yeni Altın Çağ'a dek sürecek, ondan sonra da yeni arayışlarla varoluşunu sürdürecektir." 


ERDAL ALOVA
(2021 Dünya Şiir Günü Bildirisi)






Merhaba!

11 Şubat 2018 Pazar

KARANLIKTA GÖRMEK




"Entelektüel karanlığı gören adam değildir, karanlıkta gören adamdır."


ÖZDEMİR İNCE











   Bilmeyenler ya da bilmek istemeyenler, farkına varacak bilince ya da insani duyarlılığa sahip olmayanlar, bizim kadar suça ortak olmuyorlar aslında. Biz, ne kadar iyi niyetli olsak da, karşımızdaki kötülüğe fırsat tanıdığımız, gördüğümüz halde engel olmadığımız ya da olamadığımız için bile bir şekilde suça ortak olduk. Bu açıdan "bilmek" bir sorumluluk yükler insanın sırtına.



ALTAY ÖKTEM










"Ben tek başıma zaten neyi değiştirebilirim ki, diyerek hiçbir şey yapmamak kadar büyük bir yanlış yoktur."

EDMUND BURKE










   Kendinden beklenen rolü oynamayı reddeden herkes, sesini duyurabileceği bir yol bulur. Kimi fotoğraf makinesiyle, kimi kalemle, kimi gitarla ya da kendini var edebildiği bir sahneyle. Kimisi de "salt iyilik"i yaşayarak ve yayarak. Günümüzde, sistemli kötülük bunların üstünü kapladığı için yeterince duyulamıyor, görülemiyorlar sadece. Bu bir süreç. Tarihin akışı geri döndürülemez, bir süreliğine duraksayabilir ancak. Bu sis dağıldığında, uzun süredir baskı altında tutulan büyük bir potansiyelin aniden ortaya çıktığını göreceğiz. Güzel günler göreceğiz yani.


ALTAY ÖKTEM











   Şiir yazmayı sürdürmek de bir itiraz hakkıdır. Çünkü sözcüklerin haysiyetini en çok şiir korur. Bu yüzden bazen şiir geldi kelimeye dayandı derler; kelimelerin haysiyetini onu yozlaştırmadan, onu cinsiyetçi kılmadan, geleceğe dair sözünü söyleyebilmektir şiir. Hüzünlüyüm ama bileniyorum, öfkeliyim ama bileniyorum, ne öfkeme yeniliyorum ne de hüznüme yeniliyorum. Yine de benim vazgeçemediğim hem hüzünlü hem de öfkeli olmanın beni nasıl bilediğinin farkına vardıran şey şiirdir ve şiir bu yüzden toplumun ya da gerçekliğin dayattığı değil benim itiraz hakkımı kullandığım bir çıkış noktasıdır.  



AHMET TELLİ









Dünyayı arala, bu insanları geç
sesini dinlendir
bir yumruk bulundur yedeğinde
yoksa çocukların düşü kırılır.

Toplayıp yeryüzünü silkele pencereden.


VEYSEL ÇOLAK












Merhaba!

4 Eylül 2016 Pazar

BİZ HALKIZ




   Çağımız, ortaklaşa düşünme çağıdır. Birlikte dünyayı ve hayatı anlamaya, yorumlamaya, giderek değiştirmeye çalışmak; toplumsal ve bireysel bir sorumluluktur. Hayattan, insandan ve bunların geleceğinden yana olmak, ortaklaşa çalışmayı gerektiriyor. Tek hücrelilerden amip gibi bölünerek çoğalmak değil, ancak birleşerek çoğalmak, hayatı yeniden kurabilir.


VEYSEL ÇOLAK

 




  "Fikirlerden yoksun bir hayatın ne değeri vardır ki? Jose Marti bir keresinde 'Fikir yığınları taş yığınlarından daha değerlidir' demişti. Fikirler insanlardan mı doğar? İnsanlarla mı yok olurlar? Fikirler insanlık tarihinin başından beri vardır. Türümüz var oldukça fikirler de var olacaktır. Ancak, insanoğlu akıl almaz bir kendi kendini imha kapasitesi olan ve sınırsız gözüken teknolojik gelişmeler ve siyasi az gelişmişlik nedeniyle daha önce hiç olmadığı kadar ciddi bir tehdit altındadır. Nereye baksak, soykırıma yakın savaşlar, iklim değişikliği, açlık, susuzluk ve eşitsizlik görüyoruz. İnsanların umutlu bir gelecek fikrine sıkı sıkı sarılmaya ve hayatta kalma mücadelesini bilim üzerinden yürütmeye ihtiyacı var. Bugün ancak bilimsel bir arayış adaletli olabilir. Bu parlak gelecekte, dünya çapında bir diktatörlük tarafından idare edilen günümüzün gelişmiş kapitalist sisteminin korkunç adaletsizliklerine yer olmayacaktır.
   Shakespeare, oyunlarından birinde 'Olmak ya da olmamak!' demişti. Bugün genç insanların önündeki alternatif budur. Bunu yok saymak, dünyada sadece birkaç on yıl daha yaşamayı tercih etmektir ki bu süre, tarihi düşündüğümüzde üç beş saniyeden fazla etmez."

  
FİDEL CASTRO







   


Geleceğe umutla bakması gereken gözler hayatın zorluklarıyla erken tanışıyor. Dünyayı sömüren kapitalist sistem minik bedenleri de ayırt etmiyor:
   - Ülkemizde milyonlarca çocuk işçi bulunmaktadır. Çocuklarımızın yarısı tarımda diğer yarısı ise sanayi ve hizmetler sektöründe çalışmaktadır.
   - Çocuk işçilik konusunda devlet politikalarının bir ortağı Avrupa Birliği'dir (AB). AB yetkilileri çocuk işçilik konusunda bir yandan devletin attığı adımlarla olumlu bir çizgide olduğunu söyleyerek övmektedir. Bu noktada kendi eliyle kurdurduğu ve mali olarak milyonlarca Avro aktardığı dernekleriyle sosyal bir imaj çalışması çizmektedir. Oysa Türkiye'de çocuk işçiliğin artışında AB'nin uygulattırdığı, tarımı çökerten ve sanayiyi daha da bağımlaştıran politikalar bulunmaktadır.
   - 2013 yılında çalışırken yaşamını yitiren hiçbir göçmen çocuk tespit edilememişken, 2014 yılında 5 Suriyeli çocuk, 2015 yılında 12 Suriyeli çocuk, 2016 yılında 2 Suriyeli çocuk olmak üzere 19 Suriyeli çocuk iş cinayetlerinde katledilmiştir. Genel olarak çocuklar içinde iş cinayetlerinin yüzde 9,8'inde Suriyeli çocuklar katledilmiştir. Bu durum Türkiye-AB arasındaki göçmen politikalarının doğrudan yansımasıdır.(Aydınlık Gazetesi)



   Boston Consulting tarafından yayımlanan Küresel Zenginlik 2016 raporunda dünya nüfusunun %1'inin, toplam zenginliğin %47'sine sahip olduğu belirtiliyor.
   Nüfusun %1'inin 2013'te sahip olduğu zenginliğin yüzdesinin %45 olduğu bildirilirken, artışın küresel eşitsizliğin artmakta olduğunu gösterdiği söyleniyor. 

  Günümüzde insanlığın üretebildiği ürünler, tüm insanlığın temel gereksinimlerinin karşılanabilmesi için yeterlidir. Ancak insanların küçük bir kesiminin akıl almaz bir lüks içinde yaşayabilmesi için, insanlığın büyük bölümü insanca yaşama olanağından yoksun bırakılıyor. (YILDIRIM KOÇ-Aydınlık Gazetesi)





"Dünyanın neresinde olursanız olun;
bir insan haksızlığa uğruyorsa, eziliyorsa, onun yanında olun ve ona kavgasında yardımcı olun.
Çünkü bu, bir devrimcinin en büyük özelliğidir."



CHE







Halkım ben, parmakla sayılmayan
Sesimde pırıl pırıl bir güç var
Karanlıkta boy atmaya
Sessizliği aşmaya yarayan

Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa
Tohuma dururlar yeniden
Ve halk, toprağa gömülü 
Tohuma durur bir yerde
Buğday nasıl filizini sürer de
Çıkarsa toprağın üstüne
Güzelim kızıl elleriyle
Sessizliği burgu gibi deler de

Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde.


 PABLO NERUDA






"Tarih kralların çiftliği değil, milletlerin tarlasıdır."

VOLTAIRE










Merhaba!

23 Mart 2014 Pazar

ŞİİRİN GÜCÜ


      " Şiir, zamanı geldiğinde suskunluğumuzun, tevekkülümüzün arkasında gizlenmiş dizeler ordusudur, söz gerillasıdır."
                                      EKREM ATAER 


       Veysel Çolak'ın bir yazısında okumuştum şiir hakkındaki görüşlerini:

    Şiirin insanı etkileyen, coşturan, heyecanlandıran, insana kendini adama bilinci yükleyen bir içeriği var. Bu, insanları inceltiyor. Şiir, giderek öteki insanı sevme gücüne dönüşüyor. Kendi için yaşadığı kadar, halkı için yaşama bilinci aktarıyor insanlara. En önemlisi, adanmayı öğretiyor.
     Bir de şiirin gücünü tanımlayan karşıt görüşler var. Örneğin Filistinli şair Fetva Tukan; Bu kadın şair, Filistin direnişini şiirleriyle beslemiş çok önemli bir şair. Dönemin İsrail Başbakanı Moşe Dayan, "Fetva Tukan'ın şiirleri, Filistinli on gerillaya bedeldir" derken şiirin gücünü ortaya koymuyor mu? Hitler'in sağ kolu Joseph Goebbels de bir konuşmasında şöyle diyor:" Bana kültürden, şiirden söz etmeyin; silahımı çekerim." Şiir ve kültürün karşısına silahı koyarak kurduğu eşitlik şairleri uyarıcı olmalı. Demek ki yazılan her şiir, silah kadar etkileyici olmalı.




VEYSEL ÇOLAK


                               İşte Nazım'ın en etkileyici şiirlerinden DAVET:

Dörtnala gelip Uzak Asya' dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
Yok edin insanın insana kulluğunu
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!

    
     Buradaki "yok edin insanın insana kulluğunu" dizesine benzer bir cümleyi, sanki daha önce okumuş gibi bir duygu vardı bende, sonunda hatırladım. Komünist Manifesto'da şöyle bir cümle var:
    "İnsanın insanı sömürmesini ortadan kaldırın, ulusların ulusları sömürmesini ortadan kaldıracaksınız"
   ' İnsanın insanı sömürmesini ortadan kaldırın'ın şiirde söylenişi elbette 'yok edin insana insanın kulluğunu' olacaktır.
     Şiirle bilim elele.


NAZIM HİKMET



Merhaba!