Aylan Kurdi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aylan Kurdi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2021 Pazar

MÜLTECİ ÇOCUKLARA MEKTUPLAR

 


   DENİZ DUASI*

     Sevgili Mervan,

   Çocukluğun uzun yazlarında, ben senin yaşında bir oğlanken, amcalarınla birlikte şiltelerimizi dedenin Humus dışındaki çiftlik evinin damına sererdik. Sabahları esintide titreşen zeytin yapraklarına, büyükannenin keçisinin melemesine, kap kacağın tangırtısına uyanırdık; hava serin, hurmanın o soluk çeperi rengindeki güneşse doğudan yükseliyor olurdu. Küçüklüğünde seni oraya götürdük. O yolculuktan annenle ilgili hafızama kazınmış anılar var, sana yabani çiçeklerle dolu bir çayırda otlayan inek sürüsünü gösteriyordu. Keşke o kadar küçük olmasaydın. Çiftlik evini, taş duvarlarındaki isi, amcalarınla birlikte bin kere baraj inşa ettiğimiz o dereyi unutmazdın o zaman. Keşke Humus'u benim gibi hatırlayabilseydin. Şehrin o debdebeli tarihî bölgesinde, biz Müslümanlar için cami, Hıristiyan komşularımız için kilise ve bir de büyük pazar yeri vardı, orada hepimiz altın kolyeler, taze ürünler ve gelinlikler için pazarlık ederdik. Kızarmış içli köfte kokan tıkış tıkış dar sokakları ve annenle birlikte Saat Kulesi Meydanı'nda yaptığımız yürüyüşleri hatırlasan keşke. 

     Ama o hayat, o dönem şimdi bana bile rüya gibi geliyor, unutulup gitmiş bir söylenti gibi. 

   Önce gösteriler başladı. Sonra kuşatma. Gökler bomba kustu. Açlık. Cenazeler. İşte bunlar bildiğin şeyler. Bir bomba çukurunun yüzme havuzu haline getirilebileceğini biliyorsun. Koyu kanın, canlısından iyi olduğunu öğrendin. Anaların, ablaların, sınıf arkadaşlarının, beton, tuğla ve açığa çıkmış kirişlerin arasındaki daracık boşluklardan karanlıkta parlayan güneşyanığı küçük yamalar halinde bulunabileceğini öğrendin. 

   Bu gece annen burada Mervan, bu soğuk havada, ayın aydınlattığı kumsalda, ağlayan bebelerin ve kaygı içinde bilmediğimiz dillerde konuşan kadınların arasında bizimle birlikte. Afganlılar, Somalililer, Iraklılar, Eritreliler ve Suriyeliler. Hepimiz gündoğumunu hem sabırsızlıkla hem korku içinde bekliyoruz. Hepimiz bir yuva arıyoruz.

   Bizim hakkımızda davetsiz misafir dendiğini duydum. İstenmeyenleriz. Kötü talihimizi de alıp başka yere gitmemiz isteniyor. Ama yükselen sulara rağmen annenin sesini duyuyorum. Şöyle fısıldıyor kulağıma:

  "Ama bir görselerdi sevgilim. Sahip olduklarının yarısını. Bir görselerdi. O zaman daha nazik olurlardı, elbette."  

   Ay ışığı altında senin yüzüne bakıyorum da oğlum, riyasız bir uykuya kapadığın kirpiklerin kaligrafi gibi. Uyuyorsun, çünkü bana sarsılmaz bir güven duyuyorsun.

   Sana dedim ki, "Elimi tut. Korkacak bir şey yok." Bunlar yalnızca söz. Baba sihirbazlığı derler buna. Ama bu, senin ona olan güvenin, babanı mahvediyor. Çünkü bu gece tek düşünebildiğim, denizin ne kadar da derin, engin ve umursamaz olduğu. Ve seni ondan korumaktan ne kadar da âciz olduğum. Elimden gelen yalnızca dua etmek. Dua ediyorum Tanrı'ya, tekneyi doğru yolda ilerletsin diye, kıyılar gözden kaybolup da bizler kabaran sularda, bir anda yutulacakmışçasına, bir çöp gibi yalpalayıp sallanırken.

   Çünkü sen Mervan, sen değerli bir yüksün, gelmiş geçmiş en değerli yük. Sen babanın gözlerinin ışıl ışıl nurusun. Hırpalanmış kalbinin sultanısın.

   Bunu bilmesi için denize yakarıyorum. İnşallah.

   Ah nasıl yakarıyorum denize bunu bilmesi için.


   *Deniz Duası, Eylül 2015'te Avrupa'da güvenli bir yere ulaşmaya çalışırken Akdeniz'de boğulan üç yaşındaki Suriyeli mülteci Aylan Kurdi'nin hikâyesinden esinlenilerek yazıldı.

 

***




   (...) "Dünya çocuklarına mektuplar" yazmaya başlar artık Deniz. Ülkesindeki savaş nedeniyle çölü yürüyerek geçip Türkiye'ye sığınan Suriyeli Hasan'a yazdığı mektup, dayanışmanın en özel yollarından birini gösterir bizlere: 

   "Sevgili Hasan,

   Doğrusu hiç bilmiyorum insan ne yazar, çölü yürüyerek geçen birine?
  Tebrik mi eder, yol mu gösterir, alkışlar mı yoksa? Bundan sonra ne yapacağını sıralayıp tavsiye mi verir? Sana akıl verecek, yol gösterecek en son kişiyim ben. Zaten senin de buna ihtiyacın yok. İhtiyacın olan en önemli şeye, pırıl pırıl, saf bir umuda sahipsin.
   
   Ben bu mektubu sana, kendini unutma diye yazıyorum..." 

   (NİŞAN MESUT OYARDI - soL Haber)


***



Çalışma: GAZİ ÇAĞDAŞ






Merhaba!

25 Eylül 2016 Pazar

DÜNYANIN ÇOCUKLARI






   İngiliz Parlamentosu önündeki meydana Avrupa'daki sığınmacı krizine dikkat çekmek için konulan 2 bin 500 can yeleğinden 625'inin çocuk sığınmacılar tarafından kullanıldığına işaret edilerek, 2015'in Ocak ayından 2016'nın Ağustos ayına kadar 6 bin 940 kişinin Avrupa'ya ulaşmaya çalışırken boğulduğu ya da kaybolduğu vurgulandı.





(Yunan fotoğrafçı ARİS MESSİNİS, Suriyeli mültecilerin Midilli adasına gelişini fotoğraflayarak Visa d'Or ödülünü kazandı.)


   Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Sözcüsü William Spindler, Suriyeli Aylan Kurdi'nin ölümünün ardından geride kalan bir yılda en az bin sığınmacı çocuğun Akdeniz ve Ege'de boğularak hayatını kaybettiğini söyledi.








   İtalya'nın Reggio Calabria limanı açıklarında boğulmuş halde bebek bir mültecinin cesedi denizden çıkarıldı. Fotoğrafı paylaşan Alman arama kurtarma çalışanı, "Umarım bu fotoğraf bazılarına dokunur çünkü Avrupalılar olarak bunun sorumlusu biziz ve bunun farkına varmak zorundayız" dedi. (Cumhuriyet Gazetesi)







İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Başlarını tutuşları aynı
Bakarken gözlerinde aynı merak
Ağlarken aynı seslerinin tonu

Bebekler çiçeği insanlığımızın
Güllerin en hası, en goncası
Sarışın bir ışık parçası kimi
Kimi kapkara üzüm tanesi

Babalar çıkarmayın onları akıldan
Analar koruyun bebeklerinizi
Susturun susturun söyletmeyin
Savaştan yıkımdan söz ederse biri

Bırakalım sevdayla büyüsünler
Serpilip gelişsinler fidan gibi
Senin benim hiç kimsenin değil
Bütün bir yeryüzünündür onlar
Bütün insanlığın gözbebeği

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Bebekler, çiçeği insanlığımızın
Ve geleceğimizin biricik umudu...


ATAOL BEHRAMOĞLU









Merhaba!


4 Eylül 2015 Cuma

ÇOCUKLAR VE ZAMANA DAİR







  Geçen gün satın aldığım bir kibritin arkasında şunlar yazılmıştı:
" Zaman, iki maaş gününün arasındaki zırva."
Egemenliği altında yaşayan insanların çoğuna kapitalizmin sunduğu işte bu bilinç kirliliğidir.

JOHN BERGER
(Zamanın Bir Ressamı-1958)






Bugünden tezi yok diyorum,
Korkmadan, utanmadan
Soyunup pazar enayiliklerini,
Giyinip sevi giysilerini
Bir bayram denemesi yapmalıyız...
Sayılı günler başlamadan.

ÖZDEMİR ASAF









Söylemek istediklerini zamanında söyle. Sonra söz de yemek gibi bayatlar, bozuluverir.

KENAN KARABAĞ
(Kura Çözüldü)







Beni ne kadar çok çocuk okursa, o kadar çok yaşarım.

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA









Nasıl ki gecesiz gün yok, gülüşsüz çocuk olur mu? Peki onların ömrünü uzatmak, gelecek düşleriyle onları büyütmek varken; bunca kötülüğü dünyanın derdi olarak çoğaltmanın ne anlamı var?

FERİDUN ANDAÇ










   Yoğun bir günün ardından eve geldiğinde kendisine adeta yapışıp duran ve birlikte oyun oynamasını isteyen çocuğuna oyalanması için bir şeyler arayan babanın gözüne dünya haritası takıldı. Haritayı alıp parçalara ayırdı. Karıştırıp ülkeleri, dünyayı bilmeyen çocuğuna uzattı. "Bunu düzelt!" diyen babasının elinden parçaları alan çocuk kısa bir süre sonra döndü. Babası şaşırdı. Çocuğunun uzun süre oyalanacağını sandığı için şaşkındı. Evden birinin yardım etmediği de ortadaydı. Baba sordu: "Bu kadar kısa bir zamanda nasıl yaptın?" Çocuk "Parçalara ayırdığın haritanın arkasında insan resmi olduğunu gördüm. İnsanı düzeltince, dünya da kendiliğinden düzeldi" yanıtını veriyor.

MAURİCE MERLEAU - PONTY









AYLAN KURDİ
(Fotoğraf: Nilüfer Demir - 2 Eylül 2015)

(Ailesiyle birlikte Türkiye üzerinden Yunanistan'a gitmeye çalışırken teknenin batması sonucu Bodrum'da cansız bedeni sahile vuran Suriyeli bebek.)








Ne ah edin dostlar,
ne ağlayın!
Dünü bugüne 
bugünü yarına bağlayın!

NAZIM HİKMET
(Şeyh Bedrettin Destanı)










Merhaba!