mülteciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mülteciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2025 Pazar

ESAS MESELE

 


Çocukların gözbebeklerinde karanlık kuyular açılıyor.

Yoğun bombardıman altında trenlere, gemilere bindirilmeye çalışılan çocuk kafileleri. Hangi rıhtım, hangi liman, hangi ülke, hangi zaman? Küçük çantalar, heybeler, çıkınlar. Çocuklarına sarılan kadınlar, analarına sarılan, ağlayan çocuklar; kollarında oyuncak bebekleri, ayıcıkları: Kısacık geçmişlerinden belirsiz geleceklerine taşıyacakları son anılar. Yürüyemeyecek kadar küçükleri kucaklarında taşıyan çaresiz, umutsuz görevliler. Çekiştirilip götürülürken geride kalanlara son bir bakış. Küçük kızın sorgu ve korku dolu bakışı, sarı kafalı oğlancığın gözlerindeki korkuyu, kaygıyı aşmış boş bakış... Binlerce yıl önce, yüzlerce yıl önce, 20. yüzyıl boyunca, şimdi hâlâ... Savaşların çocukları, göçlerin, sürgünlerin, büyük açlıkların çocukları... "Savaşların gerçek mağdurları..."
(...)
Zaman: Binlerce, yüzlerce yıl boyunca her zaman. Yer: Her yer. İspanya'da, Kamboçya'da, Baltık sahillerinde, Leningrad'da, Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da, dünyanın her yanında ateş altında çocuk kafileleri: Kurtarılmaya çalışılan çocuklar... Dipsiz kuyular gibi gözbebekleri... Geçmişlerini silen, yok eden belirsiz gelecek; vatansızlık, köksüzlük, yetimlik bedeline kazanılan kurtuluş; yaşam boyu sürecek, neye olduğu belirsiz, dinmeyen özlem. Geçmişe yabancı, bugüne yabancı, geleceğe yabancı yaşamlar.

Çocukların gözbebeklerinde karanlık kuyular açılıyor.

(OYA BAYDAR - Hatırlamanın ve Unutuşun Kitabı, Can Sanat Yayınları)


***



Avrupa'ya musallat olan hayaletler!

Türlü türlü nedenlerle yersiz-yurtsuzlaştırılan ve sınırların acı yüzüyle karşılaşıp kamplarda yaşamaya zorlanan mülteciler, sığınmacılar ya da Zygmunt Bauman'ın ifadesiyle "hiçliğe fırlatılmış kapımızdaki yabancılar"ın yegâne amacı geçip gitmek. Fakat yarattıkları "güvenlik sorunu" nedeniyle buna izin verilmiyor. Macaristan'ın popülist lideri Victor Orbán, Avrupa'da pek çok insanın bilinçaltında yatanı dışavuruyor bu bağlamda: "Bütün teröristler göçmendir." Örülen duvarlar ve çekilen dikenli teller ise sorunun kaynağını maskeliyor yalnızca.
Niki Giannari, Yunanistan'ın İdomeni bölgesindeki mülteci kampında yaşananlara bakıp haklı ve hayatî bir soru yöneltiyor: "Bir insan nasıl gider? Neden gider? Nereye?" Onların geçip gidememe hâlini "yalnızca tarihi tekrar tekrar aşmak istiyorlar" diyerek özetleyen Giannari'ye Georges-Didi Huberman, "Duvargeçenler" metniyle destek oluyor ve kimilerinin "öteki" kimilerinin "başkası" diye nitelediği mültecileri anlatan Musallat ortaya çıkıyor.

Giannari'nin "musallat hayaletler" olarak ironiyle özetlediği göçmenlik meselesine "tarihsel sürgünlük" diyen Huberman, Giannari'nin tanıklığından ve kamptaki çalışmalarından hareketle eski hayatı terk etme ve yeni hayatı sürdürme gerilimine yoğunlaşırken çekilen bir filmi anlatımının merkezine koyuyor.
Giannari'nin, yakın arkadaşı Maria Kourkouta'yla beraber İdomeni'de çektiği film, Huberman'a göre "iki öteki arasındaki tanıklığın" bir ürünü: "Avrupa'ya musallat olan hayaletlerin" hâlipürmelali ve "ev sahipleri"nin ruh hâlinin çözümlemesi: "Mültecileri, düşman ülkelerden gelen istilacı kalabalıklar olarak gördüğümüzde, onların yabancılığını düşmanlıkla karıştırdığımızda, aslında daha önce olmuş bir şeyi aklımıza getirmeye çalışıyoruz demektir: Kendi soy ağacımıza ait olup bastırdığımız bir şeyi. Bu şey, hepimizin göçmen çocuğu olduğumuz ve 'uzaklığına' rağmen (kuzenlerden bahseder gibi), göçmenlerin yalnızca geri dönen atalarımız olduğudur."
Giannari'nin görüntülediği kampta yaşayanlar birer "hayalet"; Huberman'ın deyişiyle asla "saf" veya "arî" olmayan Avrupalıların "aile içindeki yabancıları".
(...)
Huberman, oraya bakarken zihnimizi zorlayan bir yorumla çıkageliyor yine: "Asıl mesele, 'Avrupa'nın hayaletleri'nin şunlar mı, yoksa bunlar mı -Yahudiler, paganlar, Bizanslılar, komünistler, Müslümanlar, paryalar, sömürgeleştirilmişler ya da başkaları- olduğu değildir. Esas mesele, Avrupa'nın neden hayaletler ürettiğidir."

(ALİ BULUNMAZ - BİRGün Kitap)







Merhaba!

18 Aralık 2022 Pazar

BÜYÜK İNSANLIK !



"Gecenin ardından nasıl gün doğuyorsa, adaletsizlik de bir gün son bulacaktır.
Zorbalığın ölümünü de göreceğiz, ışığın ve mucizelerin doğuşunu da..."


NECİB MAHFUZ


***


İnsansız adalet olmaz

Adaletsiz insan olur mu?

Olur, olmaz olur mu!

Ama olmaz olsun.



ÖZDEMİR ASAF


***


   Bir insan önünde bir haksızlık çığırı açtı mı, 
eş zamanda bir mahvolma çığırı da açmış olur, 
bir süre sonra ilk yol ikincisiyle birleşir.

FRANÇOIS-RENÉ DE CHATEAUBRIAND
(Mezar Ötesinden Hatıralar)


***




   (...) Nazilerin savaşı kaybetmesiyle gerçekte ırkçı egemen ideolojiler ortadan kalkmış mı oldu? Yanıt doğal olarak "Hayır" dır!
   Düşünebiliyor musunuz birkaç gün önce Ukraynalı mülteciler Avrupa'ya yönelince 'tıpkı bize benziyorlar, sarı saçlı, beyaz tenli, renkli gözlü; Suriyeli ve Afganlı mültecileri kastederek öbürleri gibi değiller' dediler.
   Evet, Naziler savaşı kaybetti fakat gerçekten Nazi ideolojisi/zihniyeti savaşı kaybetti mi? Bitmeyen işte budur!..

   (CAHİT ASLAN - Cumhuriyet Kitap)


***


"Barbar olmak, diğer kültürleri barbarlık olarak düşünmek ve tanımlamakla başlar."


CLAUDE LÉVI-STRAUSS


   
   


Merhaba!

25 Eylül 2016 Pazar

DÜNYANIN ÇOCUKLARI






   İngiliz Parlamentosu önündeki meydana Avrupa'daki sığınmacı krizine dikkat çekmek için konulan 2 bin 500 can yeleğinden 625'inin çocuk sığınmacılar tarafından kullanıldığına işaret edilerek, 2015'in Ocak ayından 2016'nın Ağustos ayına kadar 6 bin 940 kişinin Avrupa'ya ulaşmaya çalışırken boğulduğu ya da kaybolduğu vurgulandı.





(Yunan fotoğrafçı ARİS MESSİNİS, Suriyeli mültecilerin Midilli adasına gelişini fotoğraflayarak Visa d'Or ödülünü kazandı.)


   Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Sözcüsü William Spindler, Suriyeli Aylan Kurdi'nin ölümünün ardından geride kalan bir yılda en az bin sığınmacı çocuğun Akdeniz ve Ege'de boğularak hayatını kaybettiğini söyledi.








   İtalya'nın Reggio Calabria limanı açıklarında boğulmuş halde bebek bir mültecinin cesedi denizden çıkarıldı. Fotoğrafı paylaşan Alman arama kurtarma çalışanı, "Umarım bu fotoğraf bazılarına dokunur çünkü Avrupalılar olarak bunun sorumlusu biziz ve bunun farkına varmak zorundayız" dedi. (Cumhuriyet Gazetesi)







İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Başlarını tutuşları aynı
Bakarken gözlerinde aynı merak
Ağlarken aynı seslerinin tonu

Bebekler çiçeği insanlığımızın
Güllerin en hası, en goncası
Sarışın bir ışık parçası kimi
Kimi kapkara üzüm tanesi

Babalar çıkarmayın onları akıldan
Analar koruyun bebeklerinizi
Susturun susturun söyletmeyin
Savaştan yıkımdan söz ederse biri

Bırakalım sevdayla büyüsünler
Serpilip gelişsinler fidan gibi
Senin benim hiç kimsenin değil
Bütün bir yeryüzünündür onlar
Bütün insanlığın gözbebeği

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Bebekler, çiçeği insanlığımızın
Ve geleceğimizin biricik umudu...


ATAOL BEHRAMOĞLU









Merhaba!