Metin Demirtaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Metin Demirtaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2019 Pazar

UMUT HEP VAR




   "Ben bir çiçeğe bakmayı da seviyorum... Bahçemde bir tomurcuk görüyorum, onun açışını da takip ediyorum, bir meyvenin büyüyüşünü de. Bütün bu olayların içinde bir umut... Güzeli de dolu dolu yaşıyorum, insanı da seviyorum, doğayı da. Bizim bir yaşam süremiz var, emes olduğumda herkes, 'Emesliler yürüyemez' dedi, 'Olsun, yürüyemezsem, oturarak resim yaparım' dedim. Hep Frida'yı örnek aldım, Frida kadar yeteneğim yok ama onun kadar coşkum var." (ZEHRA ARAL)


Resim: ZEHRA ARAL




***




Bu kara, karanlık tabloda
Hiç mavi bir ışık yok mu?
Nâzım yanıtlıyor bu soruyu
Doğrulup mezarında:
Umut, umut, umut
Umut insanda.


METİN DEMİRTAŞ




***





Resim: İBRAHİM BALABAN


   "Ümidi, sevgiyi, çok şükür'ü çiziyorum" diyen Balaban yaşantısının suretini, 26 Şubat 2008'de şu sözlerle ifade etmişti: "Ümidi, kendimde buldum. Mutluluğa çalıştıkça erdim. Çok şükür'ü soyumda gördüm.
    Balaban, en yürek sızlatan konularda bile sevinç, umut ve direniş öğelerini resmine katmayı başarıyor. Kimi zaman bu etkiyi tabloya giren, ışıl ışıl gözlerle ufka bakan bir çocukla yaratıyor. Onun insanları yere sağlam basıyor. Şair Hasan Hüseyin de benzer bir görüşü dile getiriyor: "Balaban, karamsar konulara eğilmiştir. Ama bu konuların işlenişi karamsar değildir. Balaban'da umut vardır. Balaban 'umut'un resmini yapmıştır." 
  Balaban da bu görüşü doğruluyor: "Dün tarladaki anayı resmediyordum. Bugün kucağında çocuğuyla deprem yıkıntıları arasından kaçan anayı çiziyorum. Ama felaketin, yılgınlığın görüntüsünü değil; felakete rağmen yaşamak için elinde feneri ile gece karanlığında yıkıntılardan çıkan, dimdik yürüyen anaları yapıyorum." (FEYZİYE ÖZBERK - Aydınlık)



Resim: İBRAHİM BALABAN




***




"Umut hep var. 
Laf olsun diye değil, insanın içinde yeniden kurmaya ve devam etmeye dair büyük bir güç var."


ZEHRA ÇELENK









Merhaba!

8 Mart 2015 Pazar

BİZİM KADINLARIMIZ



   Metin Demirtaş anlatıyor.

  "Benim annem hayvanları severdi. Ağzı var, dili yok, acısını ve açlığını dillendiremezler der, merhamet gösterirdi.
   Bir yaz günü kovası olmayan bir kuyunun başında susuzluktan kıvranan bir köpeğin susuzluğunu kuyuya sarkıttığı baş örtüsünden sızan sularla gidermişti. Bunu gören bir adamın, 'Saçın göründü kadın! Günaha girdin!' deyince ağzının payını vermişti."







Ve kadınlar,
bizim kadınlarımız;
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda 
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar, 
bizim kadınlarımız.

NAZIM HİKMET







ETEM ORUÇ


   Etem Oruç'un "Gizemli Kadın Efe"adlı kitabındaki, kocası Çanakkale'de şehit olan ve Yunanlılar Aydın'ı işgal edince boynundaki altınları satarak silah alıp dağa çıkan  Ayşe Efe'nin şu sözleri unutulmaz:

   "Güzel Aydın'ı Yunanlılar işgal etmiş" diyorlardı. Bir hançer saplandı yüreğime. Ölüm her yerde var. Kadın güçsüz olsa da ana güçlüdür. Beşik sallayan eller bir araya gelirse dünyayı sallar.









Merhaba!
    

24 Ocak 2015 Cumartesi

ŞAİR VE ÖLÜM


ENVER GÖKÇE
(d.1920 Kemaliye(Eğin),Erzincan-19 Kasım 1981,Ankara)


  Osman Şahin, şair Metin Demirtaş'ın ölümünün ardından yazdı:

Yıllar önce, Enver Gökçe ile sinema oyuncusu Natalie Wood, aynı günde ölmüşlerdi. TRT, radyo ve tv'ler, Natalie Wood'la ilgili geniş haberler verdikleri halde, şiirimizin sessiz, büyük ustası Enver Gökçe'nin ölümünden tek satır söz etmemişlerdi. Metin Demirtaş bu ulusal "ihmali"de geçirir şiirinden:


Kadersizdi
Kadersizliği
Ölümünden sonra da devam etti
Natalie Wood ile
Aynı günlerde ölmeseydi
TRT'de ona da sıra gelecekti
Bir ağlayan
Eğin türküleriydi
Ona da şükretsindi.




METİN DEMİRTAŞ
(d.1938 Antalya-ö.27 Eylül 2014 Antalya)


Metin Demirtaş, Enver Gökçe'nin ölümünün ardından,12 Eylül karanlığında dövülerek öldürülen İlhan Erdost'a yazdı:

Merhaba İlhan
İşte Enver abiyi de getirdik yanına
Şu / Dünyada / Ayrılık / Var
Ölüm / Var
İlle de / Zulüm / Var
Diyen ozanı
Gülüşünden, su içişine kadar
Halk olan adamı

Mezarlarınız biraz aralı
Ama atsan
Ulaştırırsın herhal sigaranı

İki gözüm ona iyi bak
Dünyaya küskün gitti biraz
Zemheride çiçek açmış
Acılı, suskun bir topraktır o
Seslenmezsen
Merhaba demez
Hastadır, koluna gir
Yürüyemez
Ayakları tutuk
Bağışla İlhan
Öyle ya
Senin de kaburgaların kırık.




"Şükran Kurdakul deyince akla, yaşamın edebiyatla güzelleştirilmesi, edebiyatçının yaşamdan sorumluluk duyması gelir."
(ÖNER YAĞCI)



ŞÜKRAN KURDAKUL
(d.23 Mart 1927 İstanbul-ö.15 Aralık 2004 İstanbul)


Gücünüz varsa sizin
Sözcüğü tutuklayın.
Öğrenci, kitap, Türkçe
En güzel kavramı dilimin
Özgürlüğü tutuklayın.

Ben ki düşünüyorum
Var olduğumdan beri
Silahlar bana dönük
Savaşlar sizin için
Gücünüz varsa artık
Usumu tutuklayın.

Açtı kendini, bir bayrak gibi işte
Ölümün üzerinde Hasan Tahsin...
Bu silah başka silah
Bu ölüm başka ölüm
Gücünüz varsa sizin
Ölümü tutuklayın.







UĞUR MUMCU
(d.22 Ağustos 1942 Kırşehir- ö. 24 Ocak 1993 Ankara)





Son söz Cemal Süreya'dan:

"Özgürlüğün geldiği gün
O gün ölmek yasak"





Merhaba!


10 Kasım 2014 Pazartesi

AYDIN SORUMLULUĞU



   "Aydınlar siyaset karşısında sustukları ve siyaseti yeteneksiz cahillere bıraktıkları takdirde en kötülerin yönetimine rıza göstermek zorundadır."

PLATON



   Prof. Dr. Ali Akdemir "Savaşların kanunu: Fakire gözyaşı, zengine rant" başlıklı makalesinde şöyle yazmış:

   Dünya, bugüne kadar olduğundan çok daha kaotik bir görünüm sergiliyor. Bunun farkında olan ve ekonomide en çok katma değerin pahalı silahlar aracılığıyla temininin mümkün olacağını bilen vahşi kapitalist ruhlu emperyalistler; iç savaşları, bölgesel kavgaları, dar fanatikçi savaşları sürekli tahrik etmektedirler. Fanatizmin beslediği boş kin ve nefret duygularıyla birbirini boğazlayan yoksul ulusların mensupları, silah tüccarlarının ve onların kontrolündeki siyasilerin oyuncağı haline gelmektedirler. Yoksulluğun finansmanına gidecek paralar, rantçının silahlarına gitmektedir. Şu sıralarda Suriye'de, Irak'ta, Ortadoğu'da, Uzakdoğu'da ve Ukrayna'da yaşananlar, top tüfek, uçak, ağır silahların satın alınmasına neden olan, olacak olan dinamiklerdir...
   Özetle, savaş bütçesi artışları, silah sanayiine yatırımın rant cazibesi dünyayı daha da karanlık sürece sürüklüyor, harcamaların ve rantın finansmanı da her zamanki gibi yoksula düşüyor.
   Bu da savaşların değişmez kuralını, altın kural haline getiriyor: Zengine rant, yoksula kahramanlık üzerinden gözyaşı ve ölüm.



  " Bizim de Dağlarımız Vardır Che Guevara" adlı kitabında şöyle diyor Metin Demirtaş:

   Irak'tan bir fotoğraf: Kadın kurşunlanmış yerde yatıyor, açıktaki memesinden kan sızıyor, bebek anasının kanlı memesinden süt emmeye çalışıyor...
   Bir başka fotoğraf: Afrikalı, kemikleri görünen bir kadın. Bir memesinde bebeği, diğerinde bir maymun yavrusu. İkisini de emziriyor.
   Iraklı bebeği ve Afrikalı maymun yavrusunu anasız bırakan emperyalizmdir."



Bizim de dağlarımız vardır Che Guevara
Bakma şimdi durgunsa, bir şahan gibi duruyorsa
Yorgundur, savaşlar görmüştür, çeteciler barındırmıştır
Yani satılmış değillerdir hiç tüfek patlamıyorsa
Alaçamın, mor meşenin ardına silah çekip yatmaya
Bizim de dağlarımız vardır Che Guevara

Bizim de halkımız vardır Che Guevara
Unutulmuş uzak tarlalar yalazında
Sazıyla, kardeşliğe vurgun
Bütün ulusların halkları gibi
Ve yalnız büyük fırtınalarla kımıldayan
Bizim de halkımız vardır Che Guevara

Bizim de ozanlarımız vardır Che Guevara
Sağ çıkmış güneşiz taş odalardan
Yüreğiyle barışa, sevgiye yönelmiş
Çelik öfke bir yanı, bir yanı uysal mavi
Eğilmeden dimdik geçmiş demir kapıdan
Bizim de yiğit insanlarımız vardır Che Guevara

Bizim de delikanlılarımız vardır Che Guevara
Yokluklardan biyol kopup gelmiş
Üç zeytin, az ekmek üniversitelerde
Su gibi kızlar çarpar önce, alkol vurur
Öfkeli dolanır caddelerde
Ve baş kaldırır akılları suya eren de
Çünkü Vietnam, hepimizin Vietnam'ı
Kongo hepimizin Kongo'su
Bir kere özsu yürümüştür dallara
Patlayacaktır ağır sancılarla karanlıklar
Varmak için o güzel yarınlara
Bizim de dağlarımız vardır Che Guevara



METİN DEMİRTAŞ
(d.1938 Elmalı, Antalya-ö.27 Eylül 2014 Antalya)


   Tevfik Çavdar'ın sözüdür:

   "Kavga çok derinlerde. Tarihin derinliklerinde...Mısır'dan kölelerle başlıyor, firavunla başlıyor. Roma'ya bak, mücadele asırlarca sürüyor. Biz her şeyin bir anda olmasını bekledik, bizim kuşak. Ama sonra dank etti....Ama bir şey öğrendim. Mücadele sabır işidir. Sabırlı olmayan daima yanılır mücadelede. Mücadele etmek için şartların eşit olması lazım. Yine de şartların eşit olmamasına rağmen mücadeleden yanayım."





   "-Bana ne!- rafa kaldırılmalı,- her şey beni ilgilendirir- tavrına, dört elle sarılmalı, Çünkü yaşama hakkı tanıdığımız bir kusur, kendisine benzeyenleri üretecektir ve ilişkilerdeki karmaşa hiç bitmeyecektir."

MUZAFFER BUYRUKÇU
(Sayılı Günler)


MUZAFFER BUYRUKÇU
(d. 1 Şubat 1928 Fertek, Niğde-ö.26 Ağustos 2006 İstanbul)



"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın aldırmazlığında herkesi sokacak sayıda yılan üreyeceğini unutmayın."

SADUN TANJU
(Kutsal İnekler)





Merhaba!