Ferit Edgü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ferit Edgü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2023 Cumartesi

AŞK OLSUN !

 



   Aşk Olsun!.. Kitabın adını Ferit Edgü'nün yazdığı bir sununun satırlarından aldığınızı ifade ediyorsunuz. Bunu anlatır mısınız ilk olarak?

  Şimdi bakıyorum da yıllar olmuş. "P Sanat Kültür Antika Dergisi'ni çıkarıyorduk. Ferit Edgü, "Aşk ve Sanat"a ayırdığımız sayıya bir sunu kaleme almıştı. "Sanat tarihimize baktığımızda, aşk olmasaydı sanat da olmazdı diyenlere hak vermemek mümkün değil" diyordu. "Sanat ve Aşk. Aşk Olsun! Çünkü aşk olduğunda göreceksiniz, zaten sanat da oluyor." O "Aşk Olsun" sözü geldi kendiliğinden kitabın adı oldu.

    (CELÂL ÜSTER - Söyleşi: GAMZE AKDEMİR / Cumhuriyet Kitap)


***


  
  Ama bilir misiniz, sanatta objektif diye bir şey yoktur. Evet! Kesinkes yoktur. Her şey sübjektiftir, kişiye bağlıdır. Ressam için de böyledir, resme bakan için de... O sebeple bir sanat eserinin etki yarattığı an çok müstesna bir şeydir: İki sübjektivitenin buluşması. Başka nasıl söylenir ki... İki iç dünyanın çakışması, evet, böyle bir şey. Âşık olmak gibi bir şey. Belki aşk da sanattır, malzemesi ruh ve vücut olan bir sanat.

    (MURAT GÜLSOY / Ressam Vasıf'ın Gizli Aşklar Tarihi - Can Yayınları) 

   


***


   Aşkın türlü tanımlarını yapanların haddi hesabı yok. A. Saint Exupéry için aşk "iki insanın bir noktaya bakması"dır. Turgut Uyar, "Bir yağmur yağsa da beraber ıslansak" dizesiyle ne güzel anlatmıştır aşkı, gerçek aşkı. Ama, aşk Tanrısı Cemal Süreya bunun daha güzelini söylemez mi? Söyler. 

   "Cıgarayı Attım Denize" adlı şiirinde aşkı şöyle tanımlar Cemal Süreya:

   "Şimdi bir güvercinin uçuşunu bölüşüyoruz / Gökyüzünün o meşhur maviliğinde." 

   Aşkın bundan daha güzel bir tanımı olur mu, bilmem.

   (VEDAT GÜNYOL / Yaza Yaza Yaşarken - Cem Yayınevi)







Merhaba!

5 Mart 2017 Pazar

KUŞLAR






KUZGUN ACAR
(Kuşlar)







Kuşlarla kuşlar








   Sonunda ben de babamın yaşına vardım.
   Şimdi, onun, niçin insanlardan çok kuşlarla ilgilendiğini anlar gibiyim. Ne var ki benim ne kapanım var, ne de öksem; ne ağım var; ne de kafesim. Ne de kuşlarla ilgili bilgim, gözlemim, deneyimim. Bu bahar günlerinde, her sabah, gün doğarken, bahçedeki çama tüneyen bir kuş ötüyor. Ama ben, onun bir ispinoz mu, florya mı, iskete mi, saka mı, yoksa bülbül mü olduğunu bilmiyorum. Bana babamdan miras yalnızca adlar kaldı. Ne kanat, ne tüy, ne de kuş sesi.
   İnsan olana bu kadarı da yeter, diyeceksin.
   Doğru. Eğer geçim derdi olmasaydı.


FERİT EDGÜ
(Adlar)









Ağaç anlatabilir kendini yağmura,
hiç değilse fısıldayabilir - bunu biliyorum.
Kuş nasıl tarif edecek; konsa yeryüzünde av,
uçsa bir ömür boynunda vebal.











Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.


FÜRUĞ FERRUHZAD









Merhaba!

11 Ekim 2014 Cumartesi

ADAM GİBİ ADAMLAR-AVNİ ARBAŞ




KUVAYİ MİLLİYE ATLILARI


   Modern resmin ustaları arasında Avni Arbaş'a en yakın sanatçının Picasso olduğunu belirten Ferit Edgü, "Resim benden daha güçlü, ne isterse yaptırıyor bana" diyen Picasso'nun tam tersine, Arbaş'ın "Resme söz geçirmeye çalıştığını" söylüyor. 





AVNİ ARBAŞ
(d.1919  İstanbul-ö. 2003  Foça-İzmir)

(Devrin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in çabalarıyla düzenlenen yurt gezilerine seçildi. Dolayısıyla Siirt'e giden ressam, o yılların yoksul Anadolu'suyla ilk kez tanıştı. 1954'te Paris'teki ilk sergisinde yer alan ve Mahmut Makal'ın Bizim Köy adlı eserinden esinlendiği resimlerinde, bu gezinin izleri okunmaktadır.)






Bu atlar Avni'nin atları
Kuvayi Milliye atları
Kara yamçı altında ak sağrı dolgun
Titrer burun kanatları
Bu atlar Avni'nin atları


Kuvayi Milliye gelecek yine
Şahin atlar aşarak yeli
Çiğneyerek gavuru da, Anzavur'u da
Kuvayi Milliye gelecek yine
Hem bu sefer ayyıldızlı bayrağıda ışık içinde.


Bu atlar Avni'nin atları
Kuvayi Milliye atları
Titrer burun kanatları.


Bana Avni'nin atlarına 
Binmek nasip olmasa gerek
Ama Memet binecek
Gelecek düşmanla topuz topuza!
Gülüm, Kuvayi Milliye atları
Gözüm, Kuvayi Milliye atları,
Memleketi satanları bağlasınlar,
Kuyruğunuza...



Avni Arbaş'ın çizgileriyle NAZIM HİKMET



 Avni Arbaş, Fransa'da yaşadığı yıllarda, Picasso'ların, Tristan Tzara'ların, Aragon'ların da bulunduğu bir dostlar çevresi edinmiş ve Ecole de Paris ressamları arasında yerini almıştı.
 Ne var ki devlet, Arbaş'ın başarılarını görmezden gelerek askerlik yapmadığı gerekçesiyle onu vatandaşlıktan çıkarır.1977 yılında ülkesine dönen ressam vatansız damgası yer ancak uzun uğraşlar sonunda vatandaşlık hakkını geri alabilmiştir.




Merhaba!

9 Eylül 2014 Salı

BARIŞ İÇİN SANAT



Savaş ve barış ve savaş ve barış ve savaş ve barış ve savaş ve - 
Tolstoy'un romanı değil,
İnsanoğlunun sonsuz tarihi bu iki sözcüktür işte.

FERİT EDGÜ


  Yamyamlar tüm tarihleri boyunca yemişlerse on bin insan yemişlerdir. Oysa uygar dediğimiz Almanya'da Hitler, bir kaç yıl içerisinde milyonlarca insanı gaz odalarında öldürtmedi mi?




   "20. yy. insanlık tragedyalarının yaşandığı iki büyük savaşa tanıklık etti. İnsanlık bu iki büyük kıyımdan ne yazık ki dersini alamadı. Auschwitz kampında Naziler'in yaşattığı acıların insanlığa öğretemediği ders, bugün bir başka şekliyle Gazze'de yaşanıyor. Üstelik acıyı yaşamış bir toplumun siyasetçileri eliyle, yine siyasi gerekçe ve uydurma bahanelerle çocuk, yaşlı, hasta, özürlü, genç, sivil, masum, ağaç, çiçek, böcek ayırt etmeden her şey ve her değer insafsızca katlediliyor. Kan ve gözyaşı akıtılıyor. Dünya, kör şeytan misali, Hocalı, Srebrenitsa, Bağdat'ta ve diğerlerinde olduğu gibi tüm coğrafyalarda barbarca yaşananları bir kez daha sessizce izliyor."
   Diyor ve Aydınlık Gazetesi'ndeki yazısına şöyle devam ediyor Okday Korunan:
   Sanat, insanoğluna sanatlı insanı var etmeyi öneriyordu...
   ...Barbarlar, sınırlı aklın cehalet ve bağnazlığını kullanarak Tanrı'yı, toplumu ve sanatı kandırmayı seçerler. Barbarlıklarını yüzlerine vuran sanatın karşısında (dekadan sanat) sanat olmayan sanatı var ettiler. Erdem ve etik unutulduğunda suç ortaklığından ileri gidilemez...  




   Kaya Özsezgin'in sözleriyle: Türü ne olursa olsun, görsel olsun ya da olmasın, edebiyat dahil, her sanat dalının ürünleri, izleyicisiyle karşılıklı iletişim içinde olduğu sürece, onların tadından ve lezzetinden pay almayı bilen kimselere, yaşamın güzel ve alımlı yanlarını gösterir, yaşamı sevdirir.



Auschwitz'in giriş kapısı ve üzerinde yazan ünlü slogan: "Çalışma insanı özgürleştirir."


   Nazi toplama kamplarında esir tutulan bazı çocuk ve yetişkinlerin gizlice resim yaptıkları bilinir. Yakalansalar, bunun için öldürüleceklerini bilmeleri onları yıldırmıyordu. "Her gün yaşayabilmek için bunu yapmak zorundaydık" demişti oradan kurtulan biri. Sanat, özgürlük duygusunu büyütüyor.



   Ekrem Ataer'in sözleriyle: Tiranların, diktatörlerin karşısına umarsızca dikilen yegane direnç kapısı sanattır. Onun için muhaliftir sanat, onun için insana ve onun özgürlüklerine taraftır. Sanatın muhalif gücü, öğrenmenin, kitleleri uyarmanın, öğretmenin, öncü olmanın ve tanıklık etmenin tarihsel damarını besler. Onun için diktatörlerin, tiranların hedefindedir.



   Birinci Dünya Savaşı'nı başlatan Gavrilo Princip'in Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahtı Franz Ferdinand ve eşi Sophie'yi öldürdüğü suikastın 100. yıl dönümü kapsamında Saraybosna'da konser veren Viyana Filarmoni Orkertrası Başkanı ve kemancı Clemens Hellsberg, konseri "zamanda yolculuk" olarak adlandırarak, "Firavun'dan Romalılar'a, Habsburg Hanedanı'ndan üzerinde güneş batmayan tüm imparatorluklara kadar, her ne kadar yenilmez görünseler de yok oldular. Biz onları tarih kitaplarında okuyoruz, sanatın şahitliğinden öğreniyoruz. Sanat, bizim doğamızın onursuz tarafını unutmamıza yardımcı oluyor. Tek yapmamız gereken, sanatın sesini dinlemek..."şeklinde konuştu.





ÖMER HAYYAM

(d,18 Mayıs 1048 Nişabur-ö.4 Aralık 1131 Horasan)
(İranlı şair, filozof, matematikçi ve astronom)


Doyacak kadar aşın varsa,
başını sokacak bir damın,
insanoğluna kulluk etmiyorsan,
başkasının sırtında değilse geçimin,
tamam, güneşli günler içindesin.


   Amin Maalouf'un "Semerkant" romanında Ömer Hayyam ile Nizamülmülk karşılaşırlar.Ömer Hayyam "Sen bugün ölsen yerine geçecek bir sürü adam çıkar" der Selçuklu'nun efsanevi vezirine."Ama benim şiirimi benden başka kimse yazamaz!"
   Nizamülmülk büyüklüğünü, Ömer Hayyam'ın bu sözlerine hak verip şairi cezalandırmayarak gösterir.  




"Tiranı yaratan edilgen, itaat toplumudur.

ERDAL ATABEK




Merhaba!