28 Nisan 2023 Cuma
ÇÖZÜM ANAHTARI
19 Nisan 2023 Çarşamba
23 NİSAN
16 Nisan 2023 Pazar
KISA SÜREN HASAT !
9 Nisan 2023 Pazar
ERGUVAN ZAMANI
Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte
Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan
(AHMET TELLİ)
(Kaynak: Atlas Dergisi)
İstanbul'un surlarına sırtını vermiş viraneler arasındaki yoksul çocuklardan biriydi Sinan. Renkli leğenlerde ucuz sabunlarla yıkadıkları tertemiz çamaşırları, Sirkeci'den Halkalı'ya giden tren yolunun kenarındaki boş araziye asan birbirinden çileli anneler, akşamları surların oyuklarında yaktıkları ateşin kenarında büzülüp köpek öldüren içen babalar harabesiydi bu mahalle. Heyecanla birbirlerine abartılmış askerlik anılarını, yaşanmamış sevda masallarını anlatırlardı. Kilise çanları, adları çoktan unutulmuş Osmanlı dervişlerinin yeşil kapılı türbeleri, incir ağacı kokan bahçeleri, ölmüş kocalarından kalma tekaüt maaşıyla geçinen ağzı sigaralı dul kadınları, kedileri, bostanları, futbolcu fotoğrafı biriktiren çocukları ve kapı dibi gülüşmeleriyle başlayan aşklarıyla İstanbul'un gizli yüzlerinden biriydi Sinan'ın büyüdüğü mahalle... (AYŞE ÖVÜR / Zamanın Kapıları - Remzi Kitabevi)
"Mademki bahar, yapraklar yürüyor dallara. Yürüsünler, yeşersinler de gönlümüz şenlensin. Helali hoş olsun. Durumlar terso diye ne zamandır Boğaz'a uzanamıyoruz. Daha da birkaç ay göremeyiz muhtemelen ama biz orada değiliz diye erguvanlar açmamazlık etmez değil mi?" (FUAT SEVİMAY / Gör Bağır - İthaki Yayınları)
Merhaba!
2 Nisan 2023 Pazar
BU HÜRRİYET NE HAZİN ŞEY
26 Mart 2023 Pazar
GÜLMEK ve DÜŞÜNMEK
18 Mart 2023 Cumartesi
CEYHUN ATUF KANSU ve TONGUÇ
"Devrim önderleri, devlet kurucular, gerçek yurt yöneticileri bir öğretmene benzerler. İnsanlığın devrimci tarihinin dersliğinde ve kendi uluslarının yaşama okulunda yeni bir şeyler öğretirler. Siyasal eylemlerini, öğretiyle besleyip doğrularlar." (CEYHUN ATUF KANSU)
"Sonra... Sonra delikanlılar, yaşamımın en güzel beş yılını geçirdim. Eğitmen Ali olmuştum. Bizim buraya yakın Alan köyüne verdiler beni. Adam yerine konuyordum. Köyün her işine, herkesin yardımına koşuyordum. Şaşırıyorlardı benim çiftçilikle, hayvancılıkla ilgili bilgilerime. Güvenmeye başladılar kısa sürede. Bana verilen evin bahçesindeki meyveler, çiçekler hepsine örnek olmuştu. Çocukları üç yıllık okulda okutmaya başladım. İlk mezunlarımı verdim bile. İkincisini bitirmeye fırsat vermediler, 1948'de kapattılar. Bizi de attılar devlet hizmetinden. Haa, sen Tonguç diyordun. Nasıl bilmem, bir kere diplomamda onun imzası var, bir de Şinasi Tamer, müdürümüz. Size gösterirdim ama şimdi kolayına bulamam. Kim bilir nerededir, belki de kaybolmuştur. Tonguç Baba'yı da gördüm ben, biz Tonguç Baba derdik, enstitülüler öyle derdi. Biz kursa başlamadan önceki ağustosta gelmiş, bir konuşma yapmış, hepsi hayran kalmışlar. Tonguç Baba diyor başka şey demiyorlardı. Onlardan duya duya biz de alıştık tabii Tonguç Baba demeye. Haa, daha sonra hep izledik eğitmenlikten atıldıktan sonra yani, kendi partisi yüz çevirmiş önce. Sonra Demokratlar defterini tam dürmüşler enstitünün de. Tonguç Baba'yı gördüm ben. Onu da gördüm, o büyük adamı. Ben eğitmendim o zaman. Bir gün Pamukpınar'a geleceğini söylediler, isteyen eğitmen toplantıya katılabilirmiş. Durur muyum, atlayıp gittim. Enstitülü bebelerin dediği kadar varmış, nasıl babayiğit, nasıl güvenli. Kalın sesiyle konuşuyordu, isteyene söz hakkı verip sıkıntısını dinledi. Hiç öyle devlet büyüğü gibi bir havası yoktu anlayacağınız. Sonra Turhal'a da gelmiş, şeker fabrikasında doktor yeğeni varmış. Sonra öğrendim, yeğeni şair Ceyhun Atuf'muş..."





.jpg)









