Vedat Türkali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vedat Türkali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2017 Pazar

ELBET BİR GÜN




               "İsteklerimizin kabulü için savaşım vermekten başka seçeneğimiz yok. Biz, insanlığın büyük                                          çoğunluğunu oluşturuyoruz. Haklarımız ve çıkarlarımız sürgit ayaklar altında çiğnenemez." 


FİDEL CASTRO








   En az  yüz yıldır şunları söylüyoruz: Kapitalist hukukun önceliği adalet değil; "sistemin varlığını ve geleceğini" korumak, güvenceye almaktır. Hukukun evrensel kurallarının sınırlarını kapitalizmin/emperyalizmin çıkarları belirler. Hukukun kuralları siyaset aracılığıyla konulur ve siyaset sahnesinde figüran olmanın ötesinde rol üstlenemeyen sınıflar, kural koymak bir yana, sermaye istemedikçe, kendi çıkarlarına olabilecek küçük bir gedik bile açamaz. (KADİR SEV - soL Haber)








Ekmek her gün nasıl gerekliyse nasıl,
adalet de gerekli her gün,
hem o, günde bir çok kez gerekli.

Sabahtan akşama dek, iş yerinde, eğlencede,
hele çalışırken canla başla,
kederliyken, sevinçliyken,
halkın ihtiyacı var pişkin, bol ekmeğe,
günlük, has ekmeğine adaletin.

Madem adaletin ekmeği bu kadar önemli,
onu kim pişirmeli, dostlar, söyleyin?

Öteki ekmeği kim pişiren?

Adaletin ekmeğini de
kendisi pişirmeli halkın,
gündelik ekmek gibi.

Bol, pişkin, verimli.


BERTOLT BRECHT








 "Toplumu sınıflar değiştirir, kişiler değil. Devrimci teori, ancak devrimci sınıfla birlikte çözüm getirir."


"Bir Gün Tek Başına"
VEDAT TÜRKALİ








Parmaklarının ucuna basıp basıp
doğrulsan da yerinden,
üstüne yürüsen de karşılaştığın vakit
çekip alsan da hatta yakalarını eline,
suratına yapıştırsan da yumruğu
tek başına kaldıkça bu öfke
getirmeye yetmez kavganın sonunu.



KEMAL ÖZER









Sık dişini yılma sakın, vazgeçme bu umuttan
Elbet bir gün insanlar hasretle kenetlenir

Gör işte o zaman, devranını küskün dünyanın
Bilinmedik cemrelerle bak nasıl çiçeklenir

Görmese de Altıok Metin, oğul veren günleri
Toprağın tavından sezip kemikleri şenlenir



METİN ALTIOK










Merhaba!

6 Kasım 2016 Pazar

GÜLMESİNİ BİLENLER




   Lütfi Akad, "Işıkla Karanlık Arasında" isimli kitabının bir yerinde hayatının en büyük dersini nasıl aldığını anlatır. Yıl 1946. Şakir Sırmalı "Domaniç Yolcusu" isimli filmini çekecek. Lütfi Akad'ın görevi bir çeşit uygulayıcı yapımcılık. Adapazarı'na gitmeden önce bazı siparişler vermek üzere birileriyle buluşacak. Randevu öncesi kötü gözüken ayakkabılarını boyatmak ister. Taksim Sahnesi'nin önüne sıralanmış boyacılardan birine gider ve sandığa ayakkabısını koyarak. "Çabuk" der, "Acelem var, şişir gitsin!"
   Boyacı eliyle arkadaki boyacıyı işaret eder:
  "Arkadaki arkadaşa geç beyim."
  "Neden, ne oldu ki?"
  "Ben ayakkabı boyarım beyim, bu benim işim. Şişirme istiyorsan arkaya geç!"
   Lütfi Akad. "Hayatımın dersini alıyordum o anda" der ve ayağını çekmeden:
  "Buyur, bildiğin gibi boya, hakkını ver" der...(ERCAN KESAL- BirGün Gazetesi)


ÖMER LÜTFİ AKAD






   Rıfat Ilgaz, oturduğu kahvehaneden Babıâli yokuşunu seyre dalar bir akşamüstü. Hayaller kurduğu esnada, kolkola girmiş iki kişinin ağır aksak hareketlerle, tramvaya yetişmekte olduğunu fark eder. Birbirlerine tutunarak yürümeye çalışanlar, Âşık Veysel ve Yaşar Kemal'dir. Ilgaz neden sonra tanır... Bir tebessümle bakar gidenlerin ardından. "Yarabbim" der "İki adama bir gözü anca vermişsin..." (ERK ACARER- BirGün Gazetesi)


AŞIK VEYSEL
VE
YAŞAR KEMAL



                  




   Vedat Türkali, "Öldüğüm zaman benden hem şair hem de Bir Gün Tek Başına'nın yazarı olarak söz edecekler, canım sıkılıyor buna" dediğinde şaşırmıştım doğrusu. On yıldan fazla zaman geçirdiği Londra'da benim de neredeyse hiç çıkmadığım Finsbury Avenue'daki o evde sohbet ettiğimiz bir akşam böyle demişti. "Neden" diye sormama gerek kalmadan açıklayıverdi: "Şiir yazdım, doğru. Ama benim şiirimize en büyük katkım, zamanında şiir yazmayı bırakmam olmuştur." (MUSTAFA K. ERDEMOL- BirGün Gazetesi)


VEDAT TÜRKALİ






Gülmek kutsaldır. 
Babam Nazizm gelmeden önce her şeyi anlamıştı; 
"Gülmek nedir bilmeyen bir toplum, tehlikeli olmaya başlar" derdi.


DARİO FO









Merhaba!

28 Ocak 2014 Salı

AYDIN İNSANA DAİR

 

        "Aydın insanın en büyük ihtiyacı dayanaktır; bu da ancak bilim ve sanat olabilir.Günlük hayatın yükünü eza duymadan taşıyabilmek böyle bir dayanağı ele geçirmeye bağlıdır."            

      
                                                                                                              İSMAİL HAKKI TONGUÇ
    

        "Gerçekçi olacaksın, gerçekleri yazacaksın. Bilinen şeyleri değil.Fasafiso değil. Bak dinle. Hapishanedeyim, hücremsi bir yerde. Okumak, yazmak yasak. Öyle hep beklemek üzerine. Bir süre  sonra Doktor Hikmet Kıvılcımlı' yı getirdiler benim yattığım hücreye. Baktım yanında bir takım heykeller. Nereden buldun bunları dedim. Yaptım dedi. Nasıl yaptın? dedim. Ekmek içiyle dedi. Ekmek içini çiğneyip macun haline getirdim, sonra şekil verdim. Ekmek içi hem istediğim biçimi aldı hem de kuruduktan sonra dayanıklık kazandı. Dayanamayıp bağırdım o zaman. Bir dolu şeyler yazdın şimdiye kadar. Fıkralar, makaleler, kitaplar. Hep bilinen şeyleri yazdın ama. Neden bunu yazmadın hiç? Ha neden? Neden ekmek içinden heykel yapılabileceğini  yazmadın? Ben bilmiyordum bunu.Yazsaydın öğrenirdim.

                                                                                       KEMAL TAHİR     

                                                                                                               
        Vedat Türkali, Bir Gün Tek Başına romanında şöyle der 'baba' karakterinin ağzından;
        
       "Taşları sürekli dönen bir değirmendir kafa dediğin, arasına bir şey koymadın mı kendi kendini öğütür, sakatlanır."
                                                                                                                 

                                                                                                                                                 Merhaba!