Tuncel Kurtiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tuncel Kurtiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2018 Pazar

ÖZGÜRLÜK VE DOSTLUĞA DAİR




"Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok. Ruhunuzu satmayın yeter."



NELSON MANDELA










 SEMA ÇULAM
"Zeytin Toplayıcıları"









Ağacım, dört kol çengi kıyamet,
Her dalımda bir memleket,
Uzar kollarım uzar,
Taşımda toprağımda bereket,
Köklerimden başlar hürriyet,
Bana çarptıkça anlar
Yağmur, yağmur olduğunu
Rüzgâr, rüzgâr...


CAHİT IRGAT
(Fotoğraf: ARA GÜLER)




   İçki yüzünden yaşamında pek çok gel git yaşayan, yoksulluğa düşen Cahit Irgat, arkadaşlarının vefasını hiç yitirmedi. Yaman Tüzcet aşağıdaki anekdotu aktarır:
   "Bir gün Erol Günaydın'la adalardan birindeki bir meyhanede iyice içmişler. Meyhane kapanırken, bir şişe de rakı alıp çıkmışlar dışarı. Yukarılarda çamların arasında, denizi ve mehtabı seyrederek içmeye devam etmişler. Oturdukları yer bir küçük uçurumun tam tepesi. Aşağısı 8-10 metre kadar varmış. Bir ara Cahit Ağabey, Erol Günaydın'a sormuş: Erol, beni seviyor musun? Tabii seviyorum Cahit! Ne kadar seviyorsun? Çok! Ne kadar çok?.. Yani ben ne istersem yapar mısın? Yaparım! Kendini buradan aşağı atar mısın? Atarım! At o zaman! Erol Günaydın hiç ikirciklenmeden atmış kendini aşağıya! Kolu kırılmış... Cahit Ağabey doğal ki çok üzülmüş."















   Muzaffer Akyol'un Cunda adasındaki atölyesinde; ahşap, antika bir kapı üzerindeki son çalışmasını gören Tuncel Kurtiz, ressamdan Zeytinbağı'nın bahçesindeki gemiye resim yapmasını ister. Tuncel Kurtiz ile Zeytinbağı'na gelen Muzaffer Akyol, gece gündüz çalışarak geminin dış cephesine muhteşem bir resim yapar.










 MUZAFFER AKYOL
"Zeytin Ağacının Gözleri"













Merhaba!

15 Ekim 2017 Pazar

SİNEMAYA DAİR




   "Küreselleşmenin kültürel hegemonyasına karşı koymanın en önemli yollarından biri ulusal sinemalardır ve Türk sinemasının bu konuda Yeşilçam'dan kaynaklanan çok önemli tarihsel avantajları vardır."


FREDRIC JAMESON








   "Film yapmak bir ahlak sorunudur: Seyirciler karşısında, gerçekler karşısında namuslu veya namussuz olmaktır, yalan söylemek veya söylememektir, kimin yanında olduğunun açık-seçik ortaya konması, gösterilmesi veya konmaması, gösterilmemesidir."


ENGİN AYÇA











TUNCEL KURTİZ-YILMAZ GÜNEY


   "Bizim devrimci sinemamız bu topraklardan çıkacak. Bu toprağın tarihinden çıkacak, sosyolojisinden, felsefesinden çıkacak. Başka çaremiz yok. Karacaoğlan'ı da olacak içinde, Ağrı Dağı'nın çiçekleri de olacak. Bu arada Nâzım Hikmet de, İlhan Berk de olacak, şairlerimiz de olacak içinde, Fuzuli de olacak. Çünkü bir büyük yelpazenin içinden geliyoruz. Çok büyük kültürel temellerimiz var, ta Anadolu'nun temelinde on bin yıllık bir kültür var. Bunun içinden gelen Türkmenler, Yörükler ve diğerleri bu kültürle birleştiler. Bir tarafta Şah İsmail, bir tarafta Azerbaycan var, bir tarafta Gök Türkler var, Dede Korkutlar var, bir taraftan Osmanlı'nın Fuzuli'si Nedim'i var, Itri'si var  Levni'si var. Yani öylesine geniş bir coğrafyadan geliyoruz ki, bunları yakalayabilmek lazım."


TUNCEL KURTİZ








"Bir gün ölürsem eğer, Yılmaz Güney'i göresim gelmiştir."

(TUNCEL KURTİZ)









Merhaba!

8 Ekim 2017 Pazar

KAPİTALİZM - SOSYALİZM




...Zenginlerin afet halinde servetlerinden nasıl faydalandığını şöyle anlatıyor New York Üniversitesi'nden Jacob Remes: "Bir zengin evini sel bastığı ya da depremde yıkıldığı için terk etmek zorunda kaldığında, yine zengin olan bir arkadaşlarının rahat evinin misafir odasında ya da otelde kalabilir. Zenginlerin saatlik ücret değil aylık maaş veren işlerde çalışma olasılığı daha yüksektir. Bir hafta işe gidemezlerse, bunun bir önemi yoktur. Eğer paranız yoksa,  bu söylediklerimizin tam tersi olur. Yoksullar aynı durumda yine yoksul bir arkadaşlarının kanepesinde ya da yerde yatmak zorundalardır, oteli karşılayamazlar. Saatlik ücretle çalışırlar ve iş yerinde vardiyayı kaçırdıklarında, çok para kaybederler. Bu nedenle, işe gitmek için suların içinden yürümeye çalışırlar, çünkü işi kaçırmanın maliyetini karşılayamayacaklardır." Houston'daki sel sırasında çamaşırhanesinde çalıştığı otele gitmek için suların içinden gitmeye çalışan El Salvador göçmeni bir işçi kadını örnek veriyor Remes. Sel felaketinin ilk günlerinde, New York Times'a konuşan kadın beline kadar su içinde, "Bugün çalışma günüm ve ben sorumluluk sahibi bir insanım" demişti.



   Öte yandan; Bangledeş, Hindistan ve Nepal'i vuran selde 1.200 kişi hayatını kaybetti. Bu ülkelerdeki sel felaketiyle Harvey'i karşılaştırdığımızda eşitsizliğin başka bir boyutunun ortaya çıktığını ifade ediyor Remes: "Afetler yoksul insanlar için zenginler için olduğundan çok daha kötüdür. Bu durum hem küresel ölçekte hem de toplumsal ölçekte doğrudur. Afet sonrasında, Houston'daki en yoksul kişi Mumbai'deki en yoksul kişiden çok daha iyi durumda olacak."





   Yarım yüzyıldır ABD'nin ekonomik ablukası altında olan Küba, 2005'teki Katrina Kasırgası sonrası, New Orleans'ta afetten etkilenen Amerikalılara yardım için 1.500 sağlık personeli göndermeyi teklif etmiş, dönemin Başkanı George Bush tarafından reddedilmişti.
   Uzun yıllar Küba'da yaşayan Gazeteci Gail Reed, Telesur'a verdiği röportajda, fırtına ve kasırgaların en çok görüldüğü ülkelerden biri olan Küba'da afetlere karşı etkili önlemler geliştirildiğini bu nedenle afetlerde ABD'de olduğundan çok daha az kayıp yaşandığını anlatıyor. Fırtınalara maruz kalan ada ülkesinde, artık tahliyeden değil, önlemden bahsediliyor. Tüm halkın ve özellikle yardıma muhtaç kesimlerin afetlerle ilgili derinlemesine eğitildiğini anlatan Reed, afetlerden yedi gün önce halkın haberdar edildiğini belirtiyor. Küba'da sürekli tatbikatlar yapılıyor, her bölgede bir okul afet mağdurlarının ve evcil hayvanların kalabileceği şekilde güçlendiriliyor. Reed'e göre, Küba halkı, Teksas'takilerden farklı olarak, ne olursa olsun yüz üstü bırakılmayacağını ya da hayati malzemelerin afet sırasında yüksek fiyatlarla satılmayacağını biliyor. (ÖMÜR ŞAHİN KEYİF - BirGün Gazetesi)









TUNCEL KURTİZ

   
   Tuncel Kurtiz  bir röportajında hâlâ komünist misiniz sorusunu şöyle yanıtlar:
   "Başka bir yol var mı yani? Başka bir düşünce, başka bir hissiyat, başka bir felsefe var mı? Dünyayı bir bahçe haline getirebilecek, insanoğlunun insanca yaşamasını, köleliğin kalkmasını, ırkçılığın kalmamasını öneren bir yol var mı? Bir hayal dünyasında yaşıyorum belki ama ona inanıyorum. Bir gün gerçekleşecek."









Tankınız ne güçlü, generalim,
siler süpürür bir ormanı,
yüz insanı ezer geçer.
Ama bir kusurcuğu var:
İster bir sürücü.

Bombardıman uçağınız ne güçlü, generalim,
fırtınadan tez gider, filden zorlu.
Ama bir kusurcuğu var:
Usta ister yapacak.

İnsan dediğin nice işler görür, generalim,
bilir uçmasını, öldürmesini, insan dediğin.
Ama bir kusurcuğu var:
Bilir düşünmesini de.

(Çeviren: ASIM BEZİRCİ)


BERTOLT BRECHT













Merhaba!