"Bizdik kemiklerimizdi yanan.
Isıtan evlerinizi
Odanızı ısıtan
Yemeğinizi pişiren
Çarklarınızı çeviren.
Bizdik kara elmasın törenlerinde övülen.
Ama
Yanan hep bizdik
Sizler kömür sandınız."
(MUSTAFA EYRİBOYUN)
***
Öncelikle ülkemizin her kömür madeni bölgesinde herkesin bildiği sırlardan başlayalım: Sevgili okurlarım, kömür damarının en önemli özelliği, "narin" olması. Ne demek narin? Adı üstünde, çıkarırken onun suyuna gideceksin, kızdırmayacaksın, ona soluk alması ve yanmaması için zaman vereceksin. Sonuçta kömür yaşayan bir şey.
Kömür ocağına girerken uykunu almış olacaksın. Karnın tok olacak. Öyle pazardan alınan çizmelerle madene inilmez. Çizmenin tabanında koruyucu olması gerekir. Çünkü her an ayağın kayabilir ve önlenemeyen metan kuyularından birine düşüp anında ölebilirsin.
Madende tuvalet yoktur, bu durumda aşırı ishal olduğunda madende çalışmayı reddedeceksin! Ama anında yevmiyen kesilir.
Maskelerin uyduruk olduğunu dünya âlem bilir.
"Hadi" sözcüğü madencinin lügatında lanetlenmiş bir sözcüktür. Çünkü gün boyu, arada uyuklayan çavuşlar, uykularında bile "hadi, hadi" diye seslenirler. "Hadi ulan bugün kotayı dolduramadık!" Bu nedenle madencilerin yakınları onlara asla "hadi" diye seslenmezler.
Madenci aileleri çocukları erkek olduğunda pek bir sevinirler. Çünkü 18 yıl sonra çocuk da madende çalışmaya başlayacağından eve giren para artacaktır.
Kızlar madencilere kaçarlar. Böylece kızın ailesi çeyiz yapma yükünden kurtulur. Eh oğlan da madende çalıştığına göre, yapsın. Düğünden hemen önce iki ailenin barışması şaşılacak bir durum değildir.
Yeni yasadan önce madenciler yirmi yılda emekli oluyorlardı. Bu pek güzel yasa değiştirildi, şimdilerde 56 yaş aranıyor. Gene de erken girenler 40'a gelmeden emekli oluyorlar. Bu da madenciliği cazip hale getirmiş.
Madencinin en sevdiği vardiya gündüz vardiyasıdır. Bu vardiya 7'de başlar, 3'te biter. Hem geceyi yaşarsın hem gündüzü. Vardiyası gündüz olanın yüzü güler. Ailesi bayram eder.
Madenci bir süre sonra yerin altında, "Dikkat, ölüm tehlikesi" levhalarını görmemeye başlar. Bu da ölümcül kazalara neden olur.
İşçi toplayan taşeronlar, vicdanlarını yitirmek için adeta kendilerini eğitmişlerdir. Ne çocuğun hastalığı ne işçinin kendisinin hastalanması mazeret kabul edilir! Yevmiye derhal kesilir.
Madenci eşleri gün boyu sürekli dua ederler. Yemek yaparken, çocukları okula gönderirken: "Şu vardiya bitse de kocam sağ salim eve gelse." Çünkü bellekleri madende ölen insanların hikâyeleriyle dopdoludur. Herkesin uzak ya da yakın bir akrabası madende ölmüştür.
Maden sahipleri, onun amirleri asla işçiyi düşünmezler. İşçiler bunu bilir ve ne yazık ki kabul ederler. "Bu iş böyle gelmiş böyle gider" derler.
Ve gene bilirler ki devlet ve iktidar sahipleri, Bülent Ecevit dışında, madencileri adamdan saymaz.
(IŞIL ÖZGENTÜRK - Cumhuriyet Gazetesi)
Merhaba!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder