Cahit Irgat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cahit Irgat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2024 Pazar

BİR CAHİT IRGAT VARDI

 

"Ben ezilmiş insanların

Acı çeken, sancı çeken çocuğu

Irgatların Irgatı"


"Mutlu" olan soyadını, "kişi yalan söylememeli, soyadıyla bile" gerekçesiyle Irgat olarak değiştiren şairin tam adı CAHİT SAFFET IRGAT'tır.



"Kalbimizin ortasında güvercin
Güvercinin kursağında bir kurşun
Kefenimiz arşın arşın
Parasıyla peşin peşin."


Cahit Irgat, çok sevdiği şair dostu Orhan Veli'nin ardından yazdığı küçük bir şiirde şöyle diyordu:

"Çiçek verdi, gülesiye
Şiir verdi, kıyasıya
Yaşaması, ölesiye."

Bütün şairlerin yazgısıdır bu. Kıyasıya yazmak, yaratmak. Eşsiz çiçeklerini insanlığa sunmak. Ölesiye yaşamak. Yaşamak sözcüğü bu kayıtsız, bu kırıcı, bu umursamaz, bu sanatçılarına kıyan, acımayan, hor gören toplumda çile doldurmak, sürünmek anlamına gelir. Cahit Irgat da kalbinin ortasında kurşunlanmış güverciniyle yaşadı, o kurşunlanmış güverciniyle açtı insan kafesinin kapısını, çekti gitti. Kendi gitti ismi kaldı yadigâr.

(OKTAY AKBAL - Yazmak Yaşamak / Kitaş Yayınları) 


***


Zaman içinde Cahit'e dair çok şey öğrendim.
En azından ölümünü duyduğum bugün, Cahit'in Türkiye'nin yetiştirdiği yüksek kalibreli aydınlardan biri olduğunu teslim etmeliyim.
   
Tiyatroculuğundan haberdarsam da şiir kitaplarını okumamıştım. Bir gün elime 1952'de yayımladığı Ortalık isimli kitabı geçince, kendi kendime de olsa onu anlamakta geç kaldığımı itiraf ettim.
Attilâ İlhan'ın onu neden "kötümser bir iyimser" olarak tanımladığını anlamak için öteki iki şiir kitabını da okudum.
Bu Şehrin Çocukları ile Rüzgârlarım Konuşuyor isimli iki şiir kitabını da okuyunca, Cahit'in kendi düşüncelerinin altında fena halde ezildiğini hissettim.
Bazen böyle olur, yazdıklarınızı yazı olarak bırakmaz, onlarla yaşarsınız.
Özellikle de yazılarınız insanlara dairse, işiniz zor demektir.
Fakir, hayatını idame ettirmekte zorluk çeken, işçi, memur, sanatçı, öğrenci, orospu, hasılı kelam ezilen toplum kesimleri üzerine kalem oynatıyorsanız, zaman içinde bu konular beyninizde taşınamaz bir hal alabilir.
Şair gibi hassas olanlarda bu hal kendini daha da bariz gösterir.
Savaşlara karşı, barıştan, özgürlükten, adaletten yana ve üstelik kızgın bir aydınsanız, çabalarınızla bir değişim sağlayamıyorsanız, büyük ihtimalle düşüncelerinizin altında ezileceksinizdir. 

(OSMAN BALCIGİL - Kızıl Çengi / Destek Yayınları)

   






Merhaba!

18 Mart 2018 Pazar

ÖZGÜRLÜK VE DOSTLUĞA DAİR




"Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok. Ruhunuzu satmayın yeter."



NELSON MANDELA










 SEMA ÇULAM
"Zeytin Toplayıcıları"









Ağacım, dört kol çengi kıyamet,
Her dalımda bir memleket,
Uzar kollarım uzar,
Taşımda toprağımda bereket,
Köklerimden başlar hürriyet,
Bana çarptıkça anlar
Yağmur, yağmur olduğunu
Rüzgâr, rüzgâr...


CAHİT IRGAT
(Fotoğraf: ARA GÜLER)




   İçki yüzünden yaşamında pek çok gel git yaşayan, yoksulluğa düşen Cahit Irgat, arkadaşlarının vefasını hiç yitirmedi. Yaman Tüzcet aşağıdaki anekdotu aktarır:
   "Bir gün Erol Günaydın'la adalardan birindeki bir meyhanede iyice içmişler. Meyhane kapanırken, bir şişe de rakı alıp çıkmışlar dışarı. Yukarılarda çamların arasında, denizi ve mehtabı seyrederek içmeye devam etmişler. Oturdukları yer bir küçük uçurumun tam tepesi. Aşağısı 8-10 metre kadar varmış. Bir ara Cahit Ağabey, Erol Günaydın'a sormuş: Erol, beni seviyor musun? Tabii seviyorum Cahit! Ne kadar seviyorsun? Çok! Ne kadar çok?.. Yani ben ne istersem yapar mısın? Yaparım! Kendini buradan aşağı atar mısın? Atarım! At o zaman! Erol Günaydın hiç ikirciklenmeden atmış kendini aşağıya! Kolu kırılmış... Cahit Ağabey doğal ki çok üzülmüş."















   Muzaffer Akyol'un Cunda adasındaki atölyesinde; ahşap, antika bir kapı üzerindeki son çalışmasını gören Tuncel Kurtiz, ressamdan Zeytinbağı'nın bahçesindeki gemiye resim yapmasını ister. Tuncel Kurtiz ile Zeytinbağı'na gelen Muzaffer Akyol, gece gündüz çalışarak geminin dış cephesine muhteşem bir resim yapar.










 MUZAFFER AKYOL
"Zeytin Ağacının Gözleri"













Merhaba!

31 Aralık 2017 Pazar

DOST ŞİİRLER




İMKÂNSIZ DOSTLUK

Değil kardeşim, dal yeşil değil, gök mavi değil.
Bilsen! Ben hangi âlemdeyim, sen hangi âlemde!
Aklından geçer mi dersin aklımdan geçen şeyler?
Sanmam! Yıldız ve rüzgâr payımız müsavi değil;
Sen kendi gecende gidersin, ben kendi gecemde;
Vazgeç. Kardeşim, ayrıdır bindiğimiz gemiler!


CAHİT SITKI TARANCI







DOST

İnan kardeşim inan
Gök mavidir, dal yeşil
Omuzun omuzumda
Nefesin nefesimde
Gökyüzünü yıldız yıldız
Dilim dilim bölüşürüz yeryüzünü,
Payına düşen dertler
Payıma düşer
Sen benim günümdesin
Ben senin gecende,
Bir ucu sende denizin
Bir ucu bende
İnan kardeşim inan
Aynı suda yüzer bindiğimiz gemiler.


CAHİT IRGAT









  ...Gece güzel başlamıştı. Avni Arbaş'ın atölyesinde rakılı şaraplı bir geceydi. Hep tanıdık. Ya sanatçı ya eğitimci kişilerdik bu çilingir sofrasında. Cin gibi zeki bir adamdı Hasan Âli Yücel. O güne dek hiç karşılaşmamıştık. Rakı bitmiş şaraba başlanmıştı. Konu dönmüş dolaşmış memlekete gelmişti. Eğitim meseleleri, sanat meseleleri, özgürlük meseleleri... Epey olmuştuk. Hasan Âli Yücel'e damdan düşercesine 'Sizin başka işiniz yok muydu ki Maarif Vekilliğine gelir gelmez attığınız imzalardan biri de benim konservatuvardan kovulmam içindi' diye sitem ettim... O da: 'İyi olmuş. Çok iyi etmişim!.. Şimdi sanatçısın, Paris'te kalsan ne olurdun? Maaşlı devlet oyuncusu.' diye cevap verdi. (Çok Yaşasın Ölüler - CAHİT IRGAT)



HASAN ÂLİ YÜCEL



   Konservatuvardan Hasan Âli Yücel'in imzaladığı bir kararla ayrılan Cahit Irgat'a Can Yücel  bir ağıt yazmıştı:


CİHAT İÇİN CAHİT

Cahit ki bu hasta düzende sağlıklı bir kanserdi
Cahit ki haksızlığa karşı üreyen hücrelerdi.
Yorgun develer gibi çöktüğü Dormen şölenlerinde bile
'Siz paranızı, ben kendi kendimi yerim' derdi.

Cahit zaten azalarak yaşayanlardan değil
Çoğalarak ölenlerdendi.



CAN YÜCEL









Dostluk dediğin güzel bir kitap
Hava gibi
Su gibi 
Ekmek gibi
Vazgeçilmez bir tad
Dostluk dediğin eşsiz bir kitap
Sevmediğin sayfaları varsa
Atla
Sayfayı kökünden yırtmak şart mı



BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU












Merhaba!