Murat Uyurkulak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Murat Uyurkulak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2024 Pazar

YAŞAR KEMAL DİYE BİR ÜLKE

 



Sait Faik, Yaşar Kemal için imzaladığı kitabına:
"Türklerin en Kürdüne, Kürtlerin en Türküne" diye yazar.




Yaşar Kemal bir ülke olsaydı keşke,
düşünsenize;
Yaşar Kemal diye bir ülke.
Onun gibi bir ülke!
Onun vicdanı,
onun adalet anlayışı,
onun hak arayışı,
onun direnci olmayanlarda olsaydı keşke.
Onun eli, sözü hâlâ üzerimizde olsaydı keşke.

(SİBEL ORAL)


***


Herhangi bir sanat dalıyla uğraşanların büyüdükleri coğrafyadan ve beslendikleri tarihten etkilenmemeleri olanaksız.
Edebiyatta da böyle bu.
Hangi türde yazarsa yazsın yazarın bir ayağı kendi toprağından ve geçmişinden güç alıyor.

(MEHMET ATİLLA)


***


İyi yazarların en mühim yanı, edebiyata güven duymamızı sağlamalarıdır bence.
Yaşar Kemal'in Çukurova'yı anlatışındaki kuvvet, maharet, kabiliyet ve bilgeliğin onda birine sahip olsaydım
herhalde dünyanın en mutlu insanı olurdum.

(MURAT UYURKULAK)



Böylesine tepeden tırnağa çiçek açmış, türküye durmuş başka bir insan gelip geçti mi bu dünyadan bilmem.

(ZÜLFÜ LİVANELİ)







Merhaba!


20 Ağustos 2023 Pazar

EDEBİ EMPATİ

 


   Lütfi Özgünaydın kitabında (Yirmi Yazar - Fotoğraf/Söyleşi, İLKEKİTAP) örneğin Cevat Çapan'ın, herkesin içinden kolayca çıkamayacağı birtakım evreleri aşarak geldiği ülkemizin ünlü bir şairi olmasını anlattığı döneme yönelik son bir soru yöneltiyor:
   "Edebiyat ve şiir sanatları hayatımızı ne oranda etkiler?"
   Gençlerin yazınsal alana bilinçli bilgilenerek girmesinde sanırım Çapan'ın şu sözleri onları daha verimli alanlara yöneltecektir:
   "Şiir, insanlığımızı hissetmemizi sağlar. Bize duyarlık kazandırır. Düşünmeyi öğretmeye çalışıyor okullar bize. Ama insanlar sadece düşünerek yaşamaz ki. Duyarlık diye bir şey var. Duyguları var insanların. Duygular ile düşünceler ne kadar bütünleşirse, ne kadar birbirini tamamlarsa, insan insanlığını o kadar zengin bir biçimde yaşayabilir.
   Bunu da edebiyat sağlar bizlere. Yani edebiyat bize nasıl hangi durumlarda nelerle karşılaşılabilineceğini, neleri görebileceğini, görülmeyenin nasıl görüleceğini gösterir."  

   (Cumhuriyet Kitap)


***


   Konu insanı değiştirmekse, orada edebiyatın önemli bir işlevi olabilir. Çünkü ruhumuzun karanlık mıntıkalarını, yüzleşemediğimiz irili ufaklı suçları, hesaplaşamadığımız sorunları, yani hayatımızın loş ve tekinsiz diyarlarını edebiyatla keşfetmemiz mümkündür. Dahası, hayatın kendimizden ibaret olmadığını, bizden başka nadir kuşların da yaşadığını anlamamızı, başka insanların hikâyelerine ve dünyaya açılmamızı, onlarla empati kurmamızı sağlayabilir.

   (MURAT UYURKULAK - Söyleşi: TURGAY FİŞEKÇİ / Cumhuriyet Kitap)


***


   "Bir karatavuk kazara bir saraya gelir, sarayda yaşayan soylu onu müziklerin en güzeliyle, şarapların en iyisiyle ağırlar. Karatavuk her şeye rağmen kederli ve sıkıntılı görünmektedir. Soylunun ısrarıyla birkaç yudum şarap içer, gürültülü müziğin ortasında tek notalık bir ötüşe bile cesaret edemez. Birkaç gün sonra bahçede ölü bulunur. 'Ne oldu?' der soylu, anlayamaz. Bir bilge ona basit bir açıklama yapar: Soylu kendisi nasıl ağırlanmak isterse öyle ağırlamıştır karatavuğu, onun isteyeceği şekilde değil."


EDUARDO BERTI
(Düşlenen Ülke)





Merhaba!

12 Temmuz 2020 Pazar

YAZARLARIN İLK ROMANLARI




Desen: PABLO PİCASSO


   Yazın tarihinde ilk roman olarak Cervantes'in Don Quijote'si gösterilir. Cervantes'in romanını başta Amadis de Gaula olmak üzere şövalye öykülerini, zamanın çeşitli anlatı türlerini olumsuzlamak için yazdığı bilinir. Gerçekdışı şeyler ne yazılsın ne de okunsun ister. Okuyan Don Quijote gibi bir hayal dünyasında yitip gidebilir. Cervantes gerçeğe ayarlı bir anlatı peşindedir. Amacına ikinci romanı Persiles ile Sigismunda'da ulaştığını, giderek başyapıtının, adını geleceğe taşıyacak romanın bu olduğunu söyleyecektir. Oysa meraklıları dışında kimse ikinci romanını bilmez, birincisini herkes bilir. Neye niyet, neye kısmet? (OĞUZ DEMİRALP - Cumhuriyet Kitap)



***



   (...) yaşım ilerledikçe, şiire dair zevklerim biraz olsun geliştikçe, yazdığım şiirlerin bir şeye benzemediğini gördüm. Fazla öfkeli, sabırsız ve çapaklıydılar. İzmir'deki bazı edebiyatçı abilerimin, ablalarımın da katkısı oldu bu aymada. Şiir yazmak için gereken asil ruhtan yoksun olduğumu erken idrak etmemi sağladılar.
   1990'ların ortalarında, Yeşim Ustaoğlu'nun bir kısa filminin ismi çalınmıştı kulağıma: Magnafantagna. Büyük Fantezi. Filmi izlememiştim, ama ismi tuhaf bir şekilde büyülemişti beni. Oturdum, aynı isimde neredeyse 30 sayfalık bir şiir yazdım. Yine beceremedim tabii.
   Sıcak bir yaz akşamı, annemin evinin balkonunda otururken, o şiirin dizelerini yan yana yazmaya koyuldum. Ortaya çıkan şey hoşuma gitti. Devam ettim. İlk romanım Tol'un "O" isimli orta bölümü, esasen o şiirden çıkmadır. Sonra gerisi geldi... (Söyleşi: TURGAY FİŞEKÇİ - Cumhuriyet Kitap)


MURAT UYURKULAK



***




   Rıfat Ilgaz ile roman türü arasında sıkı bir ilişki vardır. Cide'den tanıdığı Halime Kaptan'ın romanını henüz 12 yaşındayken yazmaya kalktı, Mehmet Rıfat. Yazdığı kadarıyla Samsun'da götürdüğü matbaacı Nusret Usta beğenmişti bile. Kastamonu'da ortaokulu okurken geceliği iki buçuk kuruşa aldığı romanları ucuza getirmek için geceli gündüzlü okuyan Rıfat'a arkadaşları "Romancı" adını taktılar. 
   Bölgenin özelliğinin etkisiyle bir süre sonra bu ad "Ormancı"ya dönüştü. Adı çıktığına göre ikinci roman denemesini de yapmalıydı artık. Üstelik roman olayları büyük kentlerde geçmeli, roman kişileri büyük kentlerde yaşamalıydı...
   Anadolu romanda geçerse yazılan kitap, roman olmazdı! O yılların bu anlayışıyla yazdığı küçük romanında hırsızı Beşiktaş'tan tramvaya bindirmiş, Üsküdar'da indirmişti. İstanbul'u bilen Nizami okuyunca katıla katıla gülmüştü. 
   Şu durumda bu büyük kenti bilmeden, İstanbul'u öğrenmeden roman yazmamalıydı. Zaten babası da mektubunda "Ne istersen ol, karışmam ama neyi iyi yapacağına aklın yatıyorsa onu yap. İstersen zurnacı ol ama zurnayı en iyi sen çal!" demiyor muydu... (MEHMET SAYDUR - Cumhuriyet Kitap)

 
RIFAT ILGAZ


 
  
   


Merhaba!