Erol Toy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erol Toy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2014 Pazartesi

BAĞIMSIZLIK





    "  Hangi istiklal vardır ki ; ecnebilerin nasihatleriyle , ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir. "

                                                                               MUSTAFA KEMAL

                                                                            (6 Mart 1922-T.B.M.M.)


    Erol Toy' un Azap Ortakları romanında Şeyh Bedreddin şöyle der:


   " Kimse egemenden yumuşak yüreklilik, insan sevgisi bekleyemez. Bunlar egemenliğin koşullarına aykırıdırlar. Kitleler adına tarih içinde her elde edilen hak, mutlaka zorla alınmıştır."


    Aşağıdaki satırlarsa Suay Karaman' a ait:

   " Üç yüz yılı aşkın süreden beri  dünyayı egemenliği altında tutan gelişmiş sanayi ülkeleri, ilk kez işgal ettikleri yoksul bir ülkeye boyun eğmek zorunda kalmışlardır. Kemalist Devrim, sömürge ya da yarı sömürge olarak, büyük devletlerin egemenliği altında bulunan ezilmiş uluslara, emperyalizmin yenilebileceğini gösterdiği gibi, onlara örnek de olmuştur."


   Bülent Esinoğlu son noktayı koyuyor:

   "Dünya tarihi esas itibari ile Batı' nın Doğu' yu yağmalama tarihidir. Batı , yağmaladıkları ile kendi iç düzenini sağlar."
    
                                                                           
                                                                               Merhaba!

5 Mayıs 2014 Pazartesi

SANATÇIYA DAİR


   ağlamak ayıp değil kana kana
ama gülmeyi unutmuşlar yüzlerine baksana
o canım sevinç pırıltısı düşmüş gözlerinden
paramparça, tuz buz
bizim insanlarımız böylesine kara gülmezse
birimizden biri suçluyuz.


                                                                         BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU





        JOHN BERGER (d. 1926, Londra ) İngiliz yazar, sanat eleştirmeni. İlk romanı  Zamanımızın Bir Ressamı' nda şöyle diyor:
        "Yeteneklerimiz yalnızca içinde bulunduğumuz özel durumu, olabilecek en yüksek toplumsal yarar adına kullanmamızı sağlayan araçlardır. Boğulmakta olan bir adamın yardım istediği ırmağın kıyısında, en büyük keman ustası kemanını çalarak kendini haklı çıkaramaz."


    Fakir Baykurt ise kendinden örnek vermiş sanatın işlevi ve sanatçının görevi hakkında:
   
   " Okurun bakıp bakıp yalın gözle görmediklerini yazar olarak ben gösterebilmeliyim. Nasıl mikroskobun yardımı olmadan mikrobu göremiyorsak, sanatın, bilimin yardımı olmadan toplumsal, politik, tarihsel gerçekleri de göremeyiz. Bence sanatın böyle bir işlevi vardır."    
   

FAKİR BAYKURT


   (d. 1929 Yeşilova- Burdur - ö. 1999 Essen -Almanya) İlkokulu bitirdikten sonra Isparta Gönen Köy Enstitüsü'ne yazılır.  " Gidebileceğim başka hiçbir okul yoktu. Ailemin gücü yetmezdi. Ben okumak istiyordum, enstitü benim gibi köy çocuklarını çağırıyordu."



      Erol Toy'un " Gözbağı " romanındaki  şu satırlarsa sanatçının görevini işaret ediyor sanki:


        Fareler kara kedinin şerrinden usanıp, bir kurultay toplamışlar. Yaşlısı genci, sakatı sağlamı eşit koşullarda söz alıp, önerilerde bulunmuşlar. O bağırmış, tümümüz birlik olalım saldıralım kediye, diye. Ya yerse bizi demişler, vazgelmişler. Öteki debelenmiş bu kez, bir köpek bulup, kaçırtalım. Dışarı çıkartır mı ? demiş aklıevveller. En sonunda, bir yaşlı sıçan söz alıp, arkadaşlar demiş. Bence şimdiye değin önerilenlerin tümü boş. En iyisi, kedinin kuyruğuna bir çıngırak bağlamaktır. Bunu yaptık mı, ne zaman kıpırdanırsa, çıngırak çalar, biz de kaçarız. Sıçanın hesabı kaçmak üstüne olduğundan, bir beğenmişler bu aklı, sorma. Hemen omuzlamışlar yaşlı fareyi. Gol atmış futbolcu gibi dolaştırmışlar kurultay yerinde. Ve tümü birden onaylayıp, şenliğe durmuşlar ki horonlar, halaylar beri gelsin. Tam bu gürültünün ortasında bir topan sıçan, parmak kaldırmış. İlkin görmemişler. Sonra, de bakalım ufaklık, demişler. Sen ne diyeceksin? Bir küçücük soru benimki demiş. Onayladığımız karar üstüne. İyi hoş da, çıngırağı kedinin kuyruğuna kim bağlayacak?




   Erol Toy ( d. 1936, Alaşehir) Kitaplarında Türkiye'nin toplumsal, ekonomik, politik sorunlarını işleyen yazar, ilk basımı 1974 yılında yapılan ve Vehbi Koç'un yaşam öyküsünü anlatan "İmparator" adlı romanıyla okur kitlelerine adını duyurdu.   
                                      
                             Uzun lafın kısası, sanatçının görevi , çıngırağı kedinin kuyruğuna bağlamaktır.                                                                              
                                                                                                        
     
                                                                                      Merhaba!

26 Şubat 2014 Çarşamba

ERDEME DAİR





         Sokrates yargılanırken, gözyaşı dökerek sızlanan karısı: "Bu insafsız yargıçlar seni haksız yere öldürüyorlar" dediğinde, "haklı yere öldürseler daha mı iyi olurdu?" diyordu filozof.

           Erol Toy Kilittaşı adlı romanında şöyle konuşturuyor kahramanını:

      Bir ülkede çoğunluk kolaya kaçmayı çözüm sayarsa, erdem ölür. Erdemin bile bile öldürüldüğü yerde bilge erdemsizliği seçebilir miydi? Sokrates'in ölümü onun için mi, bir koskoca Atina için mi ayıptır? Yurtseverlik ya da erdem söz konusu olduğunda, aklın yerini hiç bir şey almamalı. Erdem , en kolayın en güzelini elde etmek değil, en zorun en değersizini örnekleyebilmektir. Ölüm, Sokrates'ten önce vardı. Şimdi de var. Hangimiz ölümsüzlük taslayabiliriz? Öyleyse kaçılması gereken ölüm değil, erdemsizlikti.




     EROL TOY
                          


       Nihat Behram'ın  "Miras" adlı kitabında şöyle bir cümle vardır:

       Direniş sürecinde gelen ölüm, hem ölümlerin en hazinidir, hem en soylusudur.



      Alın size yüzyıllar öncesinden süzülüp gelen soylu bir cümle daha:

     " Er odur hak yoluna baş oynaya; Döşekte ölen murdar olur."

                                                                               ( KADI  BURHANETTİN )



                                                                                        Merhaba!