Charles Baudelaire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Charles Baudelaire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2026 Cumartesi

ŞİİRSİZ ASLA !

 

"Şiir insanları sevmeye yarar."

(METİN ALTIOK)

***


AFŞAR TİMUÇİN

Afşar'ın şiiri düpedüz insana dairdir. Ona göre şiir, insan olmanın/olmamızın yolunu gösterir.

Afşar'a göre şiir, kim olduğumuzu göstererek yapar bunu. İnsan için ne yapmamız gerektiğinin yolunu çizer. Çünkü şiir, kimseyi öldürmez, kendi için bir şeyler elde etmek istemez, insanlığı üçe, dörde, beşe bölmeyi düşünmez. İnsana güzelim yüceliğini duyururken aç yatan çocuklar için, işsiz babalar için, acılı anneler için daha doğru bir dünya kurmaya çalışır. Şiir, insan olmanın ve insana adanmanın bilincidir. Şiir ışıktır, umuttur, savaştır, inanıştır.

(ADNAN ÖZYALÇINER - Çıngıraklı Sokak Şiir Gazetesi)

***

biliyorum
matarada su
torbada ekmek
ve kemerde kurşun değil şiir

ama yine de
matarasında suyu
torbasında ekmeği
ve kemerinde kurşunu kalmamışları
ayakta tutabilir.


HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

***

"Sağlıklı bir insan birkaç gün yemeksiz kalabilir ama şiirsiz asla!"

(CHARLES BAUDELAIRE)







Dünya Şiir Günü Kutlu Olsun!

20 Şubat 2022 Pazar

ZAMANI UNUTMAK




   Ustam kumaşı ve bluzu makinenin üstüne yaydı. Bir süre de öyle baktı. Başımı öne eğmiş bir halde durup göz ucuyla onları izlerken, zamanın hakikaten var olduğunu fark ettim. Bu, terzi dükkânında ilk defa başıma geliyordu. Daha önce zamanı fark etmezdim. Hiç geçmiyormuş ya da yokmuş gibime gelirdi. Duvar saatinin kutusunda birikiyormuş da, bir gün açıp baktıklarında ahşap kokusundan başka hiçbir şey bulamayacaklarmış gibi.

  Hep böyle olurdu. Oturduğum yerden dışarıyı seyrederken, attığım teyelleri sayarken, düğme kutularını raflardan alırken, raflara yerleştirirken, zaman kendiliğinden ortadan kaybolurdu. Zaman kaybolduğunda düşüncelerim de kaybolurdu. Her şey bir saat zembereğinin yayında yaşamaya başlardı. Kendinden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan dönüp duran, kendine duyduğu ihtiyacın da farkında olmayan bir yaradılış hali; yokluğun ve varlığın garip bir çeşidi. Belki de aynı şeyliği. Zemberek! (HÜSNÜ ARKAN / Gülhisarlı Terziler - Sia Kitap)


***


  Her zaman sarhoş olmalı. Her şey bunda: Tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman'ın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız. Ama neyle? Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun. Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun, "saat kaç" deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir karşılığını: "Sarhoş olma saatidir. Zamanın inim inim inleyen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına! Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz."


CHARLES BAUDELAIRE 
(Paris Sıkıntısı)



***



  "Deliler gibi güldük, çok uzun zamandır gülmediğimiz gibi, tıpkı çocukken yaptığımız gibi. 
Zamanı unutmuştuk ve galiba mutluluk zamanı unutmaktı." 

(SOLMAZ KÂMURAN - Macar / Tefrika-i Müteferrika - İnkılâp Kitabevi)






Merhaba!

19 Ocak 2014 Pazar

YOKSULLARIN GÖZLERİ



           Charles Baudelaire'in "Paris Sıkıntısı"kitabında"Yoksulların Gözleri"adında nefis bir denemesi vardır:
            

           Işıl ışıl bir kafede otururken,paçavralar içinde yaşlı bir adam iki çocuğuyla camın önüne dikilir.Çocukların gözlerinde "ancak bizim gibi olmayanların girebileceği bir yer burası"nı okur Baudelaire;
           

          "Bu gözlerin karşısında susuzluğumuzdan daha büyük olan bardaklarımızdan utandım" der.
                   
                                           
           Turgay Fişekçi'nin yazısı ise çözüm önerisidir:
                            
    
           Siz insanlığa yararlı bir ürün geliştireceksiniz ama onu yalnızca parası,eğitimi olanlar kullanabilecek.
           Ya aç insanlar?
           Ya savaş içinde yaşayanlar?
           Onlar insan değil mi?
           Onlar insan kardeşlerinin geliştirdiği nimetlerden nasıl yararlanacaklar?

           "Sermaye düzeni" yerini mal ve hizmetleri kendine yeni karlar sağlasın diye değil de gerçekten insanlık yararına kullanılmasını gözetecek "toplumsal bir düzene" bırakınca.

                                                                    Merhaba!