ince memed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ince memed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2019 Pazar

BOZKIRIN TEZENESİ




   Öyle iki cümleyle özetlenecek bir büyüklük değil Neşet Ertaş. Çocukluğumdan, gençliğimden beri hayal hanemi, kalbimi, dünyamı oluşturan bir yaralı gönül, bir yakıcı arzu, bir çaresiz avaz. Sesten öte yaşantı, yaşantıdan öte bir coğrafyanın kültürü, bir halkın hayatı, bütün Abdalları hançeresinde buluşturan bir büyük Abdal. Bu sesin şiirini yazabilsem, diye çırpınıp döndüğüm bir hazine. Yunus'un 13. yüzyılda söylediği "Bana rahmet yerden yağar / Benim yüzüm yerde gerek" dizeleri gelmiş, Neşet'te "Beni deyip geldiniz, basıp geldiğiniz yollarda benim yüzüm serili" olmuştur. (ŞÜKRÜ ERBAŞ - Cumhuriyet Gazetesi)







   "Devlet Sanatçılığı bana teklif edildi. Ben,'hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık gibi geliyor' diyerek teklifi kabul etmedim. Halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından verilen üstün hizmet ödülünü kabul ettim" diyen Neşet Ertaş, 2010 yılında da UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" seçilmiştir. 



  


   Almanya'da verdiği bir konser sonrası, Türkiye'ye dönerken bir trafik suçundan dolayı Yugoslavya'da hapse düşer. Dil bilmez, yol bilmez... Önüne gelene mektup gönderir fakat kimseden cevap gelmez. Bir gün Yaşar Kemal'den bir posta gelir. Ertaş'ın hapishanede olduğunu öğrenen ve çok üzülen Yaşar Kemal "İnce Memed" romanını göndermiş ve kapağını da "Bozkırın Tezenesi'ne geçmiş olsun" diye imzalamıştır. O günden sonra, Bozkırın Tezenesi lakabı halk ozanıyla adeta bütünleşir.



  


   Ertaş, 2000 yılında İstanbul'da verdiği konserle, "Toprağımın insanları merhaba!" diyerek Türkiye'deki sahne hayatına geri döndü. Olağanüstü yeteneği, geleneğe hâkimiyeti, gelenekten kopmadan yeniye bağlılığıyla her zaman gündemde kaldı. Bir gün bir programda sunucu "Yeni türküler neden sizinkiler gibi kalıcı olmuyor?"  diye sorduğunda, Ertaş "Biz çekmediğimiz derdin türküsünü yapmayız kızım. Bu ses ıraktan gelmez, yürekten gelir. Yürekten gelmeyen ses, yüreğe işlemez" der. (SELDAĞ ÖZALP - Aydınlık Gazetesi)









Merhaba!


9 Eylül 2018 Pazar

YÜREĞİMDEKİ ÜLKEM




   


   Çakırdikeni en pis, en kıraç toprakta biter. Bir toprak ki bembeyaz, peynir gibidir. Ot bitmez, ağaç bitmez, eşek inciri bile bitmez, işte orada çakırdikeni keyifle serile serpile biter, büyür, gelişir. 
   En iyi toprakta bir tek çakırdikenine rastgelinmez. Bunun sebebi, bir kere iyi toprak boş kalmaz, her zaman sürülür ekilir. Bir de, öyle geliyor ki, çakırdikeni iyi toprağı sevmez.



YAŞAR KEMAL
(İnce Memed)











 Tekerleği icat edenler, Pülümür Vadisi'nin başına gelenleri/gelecekleri hesaba katmış olamazlar. Bu çember biçimli nesnenin doğayı yıkıma uğratan özelliğini de hiç düşünmemişlerdir. Dört tekerlek üzerinde yol alan araçların, kurdun, kuşun huzurunu bozabileceği, bitkilere zarar verebileceği, doğal güzellikleri yok edebileceğini de akla getirmemişlerdir. Tekerlekle yol alan araçlar için yapılacak yolların yaşamı cehenneme çevirebileceğini düşünmediklerinden de eminiz. O yollarda ilerleyen araçların insanların başına bir gün bela olabileceği de öngörülmemiştir.



   Müteahhitler için yol kârlı ihaleden başka bir şey değildir. Boğazın güzelliğiymiş, yaban hayatmış, yok edilen ormanmış... Bütün bunların ne önemi var. Mühim olan insanlık değil, para!
   Yol yapılırken yöre sakinlerine soran eden yok. Sadece insanlardan söz etmiyoruz kuşkusuz. Yolun geçtiği yerlerin gerçek sahibi olan canlılardır sözü edilen. Yollar asıl onların huzurunu kaçırmaktadır. Bir dağ keçisi düşünün ki, yoldaki trafik teröründen dolayı güven içinde bir yudum su içemez olmuş. İkiz oğlaklarıyla suya inemez hâle gelen keçiler, hangi müteahhidin umurunda! (HÜSEYİN CANERİK - Aydınlık Gazetesi)










İlk bulutu, ilk kuşu senin ufkunda tanıdıysam
Bağrında kırlarının geçtiyse çocukluğum
Dostluğu, özlemi, aşkı senin dilinde yoğurduysam
Acıların da acılarımdır sevgili yurdum.


NİHAT BEHRAM










   Evet, sanırım "yüreğimdeki ülkem" diyebilmek için yalnızca "seviyorum" demek yetmiyor. O yerin taşını toprağını, kuşunu, havasını, suyunu.. her bir şeyini bilmek , öğrenmek, yaşamak, yaşatmak gerekiyor. 


FERİDUN ANDAÇ













Merhaba!

26 Şubat 2017 Pazar

EDEBİYATIN ÇINARI - YAŞAR KEMAL




   Yaşar Kemal, İnce Memed'i uzun süre aklında kurgulamıştı. Artık oturup yazması gerekiyordu. Marmara Denizi'nin buz tuttuğu bir kışta, üç ayda romanı bitirip Cumhuriyet Gazetesi'nin yayın yönetmeni Cevat Fehmi Başkut'a verir. On beş gün sonra da romanı okudunuz mu? diye sorar Cevat Fehmi'ye:
  - Yarıya kadar okudum.
  - Doğru değil okuduğunuz...
  - Neden doğru değilmiş?
  - Efendim o romana başlamış olsaydınız, bitirmeden bırakmazdınız.
  - Seni şımarık seni! Kendini ne sanıyorsun, daha ilk romanın.
   Bir ay sonra Cevat Fehmi, Yaşar'ı odasına çağırır:
 - Haklıymışsın, önceki gece romanına başladım ve bu sabah bitirdim. Elimden bırakamadım. (NURTEN AKSOY- BirGün Gazetesi)





Dağın öte yüzü güneşe
Bakıyormuş çocuklar.
De hadi davranın,
Güneşle sohbetimiz var,
Geç kalmayalım...

YAŞAR KEMAL










Merhaba!