emek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2025 Pazar

UMUT VE DİRENİŞ

 


SENNUR SEZER

İlk şiirinden son şiirine şair, "şiir ömrü"nü "insanın ömrü"yle sınadı. Umutla yazdı, aşkla düşledi, şairin özgürlüğünün yeryüzünün özgürlüğü olduğuna inandı. Özgürlükleri için yazdığı insanlar, yalnız kendi ülkesinin işçileri, emekçileri, yoksulları değildi. "Bir sözle kuruldu dünya; hep o sözü aradım ve buldum: Emek." dedi ve "emeğin şiiri"ni usul, ipeksi, içten, sabırlı, direngen, taze, gündelik sözcüklerle işledi. İnsanın kötülüğünü ancak böyle bir şiirin silip süpüreceğine, korkunç acılarla kıvrandığımız günleri, geceleri sevdayla ve şiirle kısaltacağına inandı.

 (Çıngıraklı Sokak Şiir Gazetesi)


Burda ya da Angola'da hep aynıdır insanlar
Sevilmek ister kadın,
Çocuk doymak, korunmak,
Erkek iş ister ellerine
Ve dinlenebilmek
Eve dönünce
Burda ya da Angola'da
İnsan insanca yaşamak ister sözün kısası.
Oysa sayın bayım,
Ölüler verdiniz
Ölüler veriyorsunuz her gün bize
Açlık ve dayak ölüleri
Kurşun ölüleri
Ağlayalım diye.

Bakın bayım,
Gök her yerde mavi
Orda ya da burda.
İnsan sever alabildiğine göğü görmeyi
Oysa mavi kalmıyor bize
Hapisanelerimizde, iş yerimizde ve evimizde
Sizin duvarınız yüzünden sanırım
Ya da balkonlarınız kapatıyor mavimizi.

Adı bilinen bilinmeyen her ülkede
İnsan bir gariptir bayım
Siz pek bilemezsiniz sanırım
İnsan hep aynıdır,
Önce küser mavisiz ve ekmeksiz
Sonra kızar işsizliğe ve ölülere
Yaşamaya mecbur değildir elbet
Ama yaşamaya mecbur olmasa bile
Yaşatmalıdır çocuklarını
İnsan düşünmeye başlar bayım
İnsan konuşmaya başlar
Ve alışır direnmeye...

(SENNUR SEZER)

***

"Kapitalizmin dünyasında yaşıyoruz.
Gücü sarsılmaz ve kaçınılmaz gözükebilir.
Ama bir zamanlar, kralların ilahi hakları da öyle görünüyordu.
İnsan eliyle yaratılan her güç, insan eliyle değiştirilebilir."


(URSULA K. LE GUIN) 






Merhaba!

5 Şubat 2017 Pazar

EMEĞİNE SAHİP ÇIK




Eli emekli olanın ağzı yemekli olur.



(Resim: İBRAHİM BALABAN)



   Bugün tüketilen ürünlerin büyük bölümü israf edilmektedir. Kapitalizmin teşvik ettiği gösterişçi tüketim, birçok ürünün tükenmeden çöpe atılmasına yol açmaktadır. Üretimin kapitalistlerin kârını artırmak için değil de insanların ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapıldığı bir düzende bugün üretilenden daha az bir üretimle insanların daha iyi bir yaşam sürmesi sağlanabilecektir. Böylece doğanın bize sunduğu kaynaklar da israf edilmemiş olacaktır. (YILDIRIM KOÇ - Aydınlık Gazetesi)







   Zengin daha da zenginleşirken fakir daha da fakirleşerek yaşamaya devam ediyor. İngiliz yardım kuruluşu Oxfam' ın 2016 raporuna göre dünyanın en zengin yüzde 1' lik kesiminin serveti, geri kalan yüzde 99' luk kesimin servetinin toplamına eşit...  Dünyanın en yoksul yüzde 50' sinin nüfusu 2010 ile 2015 yılları arasında 400 milyon artmasına rağmen serveti yüzde 41 oranında azaldı. Dünyanın en zengin 62 kişisinin serveti ise 500 milyar dolardan 176 trilyon dolara yükseldi. Bunun ne anlama geldiğinin özeti ise şu: Dünyada gelir dağılımı eşitsiz ve hiç de adil şekilde dağılmıyor. Yüzde 1' lik o kesim için, devasa servetleri edinmiş o insanlar için çalışıyor, üretiyor, yaşıyor gibiyiz. Sanki onlar servetlerine servet katsın diye bir ömrü dünyanın geri kalanı tüketiyor gibiyiz. (SELİN AVAZYAN - Aydınlık Kitap)












   Ekonomik bağımlılık politik bağımlılığı doğurur. Bir çok endüstri kolları, madenler, ticaret ve kimi zaman tarım işletmeleri yabancıların ve yabancı şirketlerin ellerine düşer. Yabancılar kendi çıkarları açısından yönetirler bu işletmeleri ve her yıl büyük kârlar götürürler kendi ülkelerine. Endüstrinin güçsüzlüğü az gelişmiş toplumun dışarıya işlenmemiş mal gönderen ve dışarıdan işlenmiş mal ve makine alan bir ülke durumuna sokar. Kendi gereksinmesini kendi karşılayamayan toplumda üretim tüketimi bir türlü yakalayamaz. Ticaret ve ödeme dengelerindeki açıklar artar. Bu açıklar gelişmiş ülkelerin yardımıyla kapatılmaya çalışılır. Oysa gelişmiş toplum yardım adı altında gelişmemiş toplumu sömürmeye bakar. Bir kısır döngüdür bu, içinden kolay çıkılmaz.



OKTAY RİFAT
(Bir Kadının Penceresinden)








Bu demir Divriği Dağları'ndan
Ben söktüm ulan ben söktüm
Bu namlu Divriği demirinden
Ben döktüm ulan ben döktüm


HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL











Merhaba!