Yugoslavya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yugoslavya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2025 Pazar

NE-NEDEN-NASIL ?

 

"Öldürmek çözüm değil diyorum. Bak biz şimdi seninle ne yapıyoruz? Sevdiğimiz birisini sağ salim gelsin diye bekliyoruz değil mi?"

"He... Yüzbaşıyı bekliyoz ya."

"Tamam işte. O düşman dediklerini de bekleyen, seven birileri var. Aslında onlara da sorsan bu savaşı istememişlerdir."

"Eee kim istedi o vakit?"

(DİDEM KOÇ - Yüzyıllık Yolculuk / Edebiyatist)


***



TÜRKEL MİNİBAŞ
(Fotoğraf: VEDAT ARIK)

[Türkel Minibaş], Çağ Atlama Serüveni adlı yapıtının sunuşunda şunları söylüyordu:

"Doğduğumda NATO'ya girilmiş, Kore Savaşı'na gidenler geri dönmeye başlamış, dış borcum 7 dolar artmıştı. 27 Mayıs devrimini haber veren gazete manşetlerini kesip bir resim defterine yapıştırarak ilkokul öğretmenime verdiğimde ilk kez karne almanın heyecanını da yaşıyordum.
1960'lı yılların sonunu lise öğrencisi olarak geçiren birisi için 12 Mart darbesi pek de şaşırtıcı değildi. Ne var ki tarihin dün, bugün ve yarın üçlüsünün bir bileşkesi olduğunu anlamak için yine de 1970'li yılların rahle-i tedrisatından geçmek gerekecekti.
Yeni yeni düşünmeye, ne-neden-nasıl diye sorgulamaya, kısacası insanların birey olmaya başladığı bir toplumun bir darbeyle kul yapılmaya çalışılma stratejileri sırasında artık orta yaşa gelmiştim. Parçacıklar bir araya getirildiğinde ortaya hiç de yabancısı olmadığımız bildik bir tablo çıkıyordu. Ne var ki biz tarihi sadece savaşlar, barışlar ve birtakım isimler olarak algılamış, olayların nedenlerini, farklı farklı oluşumların birbirini nasıl etkilediğini hiç mi hiç düşünmemiştik." 

Yaşadığımız coğrafyada ulusal ve uluslararası anlaşmalarla belirlenerek geliştirilen projelerle ülke haritalarının yeniden çizilmesi serüvenlerinin yaşandığı dramatik koşullara bilgi birikimi ve aydın duyarlılığıyla yaklaştı. 
Ürettiği düşünceler, on yıllarca süren "soğuk savaş" politikalarıyla cendere altında tutulup yıldırılmaya çalışılan ama duyarlılığını, bilincini koruyarak ayakta kalmayı başaran, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı özgürlük savaşımı veren devrimci, yurtsever insanlara kararlılık ve güç aşıladı. Yaşananları "görmezden gelmekte direnenler"in sayısını azaltmaya çalıştı.
Ekonomideki birikimine kattığı aydınlatıcı yazar kimliğiyle dünyada ve ülkemizde yaşananları Cumhuriyet'teki "Gözucuyla" köşesinde, "Göz kenarında kalıp da görmezden geldiklerimizi göstermek kaygısıyla" yorumladı, ülkemizin nereye götürüldüğüne ilişkin uyarılarını inatla sürdürdü.
(...)
[D]ünyaya ve ülkemize dayatılan küreselleşmenin saklanan ayrıntılarına dikkat çeken yöntemiyle gerçekleri günışığına çıkardı.
Kitapta ele aldığı ABD'nin dünya egemenliği, BOP, sömürgeleştirmenin uluslararası anlaşmaları, Avrupa Birliği, ülkeler arasındaki eşitsizlik, küreselleşmenin kıskacındaki ülkemize dayatmalar, buğday, tütün, şeker derken tarımımızı çökerten özelleştirme politikaları, sömürgeleştirmenin temel unsurlarından enerji politikaları, sosyal devletin sonunu getiren su sorunu ve orman yasası, sağlık ve sosyal güvenlik sorunları, kadınların sorunları, dayatılan açlık, işsizlik, eşitsizlik, kamu yönetimi, yerel yönetimler yasaları konularıyla ilgili yorumlarıyla bilgiyi, bilinci çoğaltmak isteyen insanlara seslendi.
(...)
Yazdıklarının boşa gidip gitmediği hakkında kitabının son cümlesi olarak "İş ki soru işaretini kullanmayı unutmayalım" yazmıştı.

(ÖNER YAĞCI - Cumhuriyet Kitap)


***



[İ]ç savaşla parçalanan güzel yurt Yugoslavya'ya savaştan on yıl sonra gittim. İlk gördüğüm, Saraybosna'da duvarları kurşunlarla delik deşik edilmiş ulusal kütüphaneydi. Evet, bir harabeydi artık ve ön kısmında koca koca reklam panoları vardı, Batı'nın ünlü markalarının parfüm ve giysi fotoğrafları gözümü alıyordu.
Bu görüntü binlerce insanın öldüğü, binlerce kadına tecavüz edildiği savaşın neden yapıldığını tüm açıklığıyla anlatıyordu.

(IŞIL ÖZGENTÜRK - Cumhuriyet Kitap, Söyleşi: BETÜL DURDU)






Merhaba! 

19 Mayıs 2015 Salı

BAĞIMSIZLIK GÜLÜ




Mustafa Kemal Paşa'nın bağımsızlık tutkusu, onu tutarlı bir antiemperyalist yapıyordu.




  Gece Tayyarede Açıkta. Orhan Bahtiyar'ın romanının adı. Zaman; Büyük Taarruz'dan bir kaç gün önce. Roman kahramanları konuşuyorlar:
   
   "Ordumuz neredeyse Sakarya Muharebesi öncesindeki büyüklüğüne ulaştı...Yeni katılanların eğitimi  de neredeyse bitiyor. Yeni pilotlar ve makinistler yetiştirdik bir senede....Ruslar nakdi yardımlarda bulunuyor. Bu bizim için cephane ve yeni silah demek. Hatta Lenin, Paşa'ya bir mektup bile yazmış. Kızıl Ordu'yu yardıma göndermesi için bir sözünün yeterli geleceğini söylemiş."
   "Paşa ne cevap vermiş?"
   "Böyle bir şeyi yapmaması gerektiğini, yaparsa cepheyi ikiye böleceğini söylemiş."
   "O da ne demek?"
   "Yani buraya gelirsen seninle de savaşırım demek."
   "Çok doğru. Paşa tam bağımsızlık hariç hiçbir şeyi kabul etmez."







   ...Beyin bulanıklığının asıl nedeni; ülkenin ne kadar küçük veya büyük baş ileri geleni varsa alayının emperyalizmin işbirlikçisi olması yanılgısıdır. Bu kadar muhteremin hepsi hain olamaz diye düşünüyor haklı olarak. Çünkü devlet sisteminin çökertildiğini kavrayamıyor, her şeyin yolunda gittiğini sanıyor sade vatandaş. Osmanlı iki yüz yıl daha fazla yaşadı emperyalist paylaşım yapılamadığından. Ülkemiz şunu anlamak zorundadır, emperyalizm ölüyor acilen taze kana ihtiyaç var, o da Müslüman coğrafyasından temin edilecek. Tek engel emperyalizmin korkulu rüyası Atatürk, eğer o bir uyanırsa yandı keten helva! (DERVİŞ ERGÜN - Aydınlık Gazetesi)
   






Yerden alıp o gülü
Hangi gülü?
Bir topçu neferinin
Sakaryalı yaz toprağında
Sıcak kan gülü.

Alıp koklamak o gülü
Hangi baharda?
Türkçenin özgür kırlarında
Türkülerde burcu burcu,
Bilgeliğin ana gülü!

Bir basmadan alıp o gülü,
Hangi basmadan?
Nazilli fabrikasından
Pamuğumuzdan, emeğimizden,
Dokuduğumuz halk gülü.

Hoyrat ellerinden alıp o gülü
Hangi ellerden?
Uzak Teksaslı çobanların
Bilmediği, uğruna can vermediği
Türkiyeli o çileler gülü.

Yerine koymak, kutsamak o gülü,
Hangi yerine?
Mustafa Kemal'in bahçesine
Bir ulusun suladığı beslediği
Yediveren bağımsızlık gülü!

CEYHUN ATUF KANSU



   Yugoslaya'nın kurucusu Tito, 12 Mart 1978 günü ülkesinin kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmada, şöyle der:

   "Ülkemiz kristal bir küredir. Ben Josip Broz Tito, bu küreyi ellerimle tutarak değil alttan nefesimle üfleyerek havada tutuyorum. Umarım benim nefesim tükendiğinde birisi bu görevi devralır. Yoksa kristal küre yere düşer ve tuz buz olur...İşte o zaman dünyanın kaderinin korunması başka bağımsız ülkelere kalır. Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır benim dostumdur ancak ondan önce dünyanın geleceğinin korunması Anadolu'ya düşer. Anadolu'da Kemalistler tarafından kurulan devletin temeli bağımsızlıktır. Bu yüzden Anadolu, dünyanın kaderini kurtarma görevini omuzlarına alır."







İnceldikçe bağımsızlığın boynu
Kalınlaşır boyunduruk

ALİ YÜCE





Merhaba!