Ferhan Şensoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ferhan Şensoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2022 Salı

SULAR ÇEKİLİRKEN

 





  Faşizm güncel bir şeydir ve kapitalizmle aynı soydan gelir. Bir yandan yağmalar, diğer yandan ortak eder günahına. Bitmek tükenmek bilmeyen kârlar, komisyonlar ve yüzdelerdir. Yüksek verimliliktir, akıl almaz hesaplardır. Dili bir tuhaftır, zor anlarsınız; bankaların, borsaların ve insan kaynaklarının dilidir. Gevezedir, hastalıklı ekranlardan akıllarınıza hücum eder durmadan.
  Parmağını sallamaktır her seferinde. Çocuklara, kadınlara ve yaşlılara düşman olmaktır. Maden ocağının önünde yan yana yatan genç bedenlere yetmeyen tabutlardır. Kavun deposuna doldurulan cesetlerdir. Nefes alacak hava, bakacak gökyüzü, içecek temiz su bırakmamaktır faşizm. 

  (ERCAN KESAL - BirGün Gazetesi)



***


  (...) İnsanoğlu milyonlarca yıldır aynı suyu kullanıyor, dinozorların içtiği suyu bugün biz içiyoruz. Kullandığımız su tarih çağlarından bu yana doğada dönüp dolaşıp önümüze geliyor. Ancak biz bu doğal döngüyü bozmak üzereyiz.
  Su, yerkürede her zaman tasarruflu kullanılması gereken, fabrikalarda üretilemeyen, en temel doğal kaynaktır.
  Su, teknolojinin hızla ilerlemesine rağmen yerine başka bir maddenin konulamadığı, canlıların, yaşamın olmazsa olmazıdır.
  Su, tek üretim yeri doğa olan, yeryüzündeki en yaygın ve en hayati maddelerden biridir...
  Petrolün alternatifinin bulunduğu günümüzde suyun alternatifi yoktur.
  Ve... Son bir şey, yer altı suları çekildikçe bir bir derelerimize, nehirlerimize, göllerimize veda edeceğiz.

(M. OSMAN AKBAŞAK / Sular Çekilirken - Duvar Yayınları)


***


  "Evrende iki sonsuz yaratıcı güç vardır. Biri insan, öbürü doğa. İnsan, yaratıcılığını yitirdiği gün, doğa yaratıcılığını bitirdiği gün her şey bitecektir. Doğa da insan da yok olacaklardır. Biz, sosyalistler olarak insanları yitirmiş oldukları yaratıcılıklarına kavuşturmak amacındayız. Yeryüzünde en büyük çabamız budur. Çünkü sömürgenlerin ilk ve başlıca işleri insanları kişiliklerinden sıyırmak olmuştur."

   (YAŞAR KEMAL / Abdi İpekçi'ye verdiği röportajdan - 1971)







Merhaba!

20 Aralık 2020 Pazar

ÇALINMIŞ ZAMANLAR




   

   Tahir Alangu, ülkücü bir yazarın, Ömer Seyfettin'in romanını 25 yılda yazdı, çalınmış zamanlarda... Öğretmendi, Anadolu'da dolaşıyordu, sonra İstanbul'a geldi ve onun gibi titiz bir öğreticinin bütün zamanlarını dolduracak kadar uğraşı varken, yaşamından saatler çalarak, Ömer Seyfettin biyografi romanını yazdı. Cumhuriyetten Sonra Hikâye ve Roman'ı yazdı, tercümeler yaptı, gazetelerde edebiyat eleştirileri yazdı ve öldü işte bir eli öpülesi adam daha... (1973'te öldü Tahir Alangu)
   Dostumdu Tahir Alangu.
   Ömer Seyfettin biyografi romanının kapak içindeki sunuş yazısı bana ondan bir hatıradır:
   "Aman ne zor imiş burçak yolması / Burçak tarlasında Tanju, adam olması."
   Nasıl da bilirdi bu ülkede halk yararına iş yapanların, ülkücülerin çilesini... Cumhuriyetten Sonra Hikâye ve Roman adını taşıyan üç ciltlik antolojisinin önsözüne şöyle yazmıştır:
   "Haklarında ne hüküm verilirse verilsin, eserlerini, yaşama şartlarının çetinliği pahasına vermek zorunda kalanlara karşı duyduğum hayranlığı ifade etmek isterim."
   Türkiye'de yazarın ikinci bir iş yapmadan sanatı ile geçinme olanağını bulamadığını iyi bilirdi. Bilirdi ki, iyi güzel, çağdaş, ülkücü, halk yararına, halkı yücelten ne varsa sanatta, edebiyatta, hepsi de çalınmış zamanlar ürünüdür. (SADUN TANJU - Kutsal İnekler)



TAHİR ALANGU


   Ben muntazam günlük tutan biriyim. Tahir Alangu diye bir edebiyat hocamız vardı Galatasaray Lisesi'nde. Onun sayesinde oldu bunlar. Tahir Alangu bizim sınıfa ilk derse girdi. Lise 1'deyiz önümüzde edebiyat kitapları var. "Kaldırın o kitapları mollalar" diye girdi sınıfa. Elinde bir Sait Faik kitabı. Koydu birinin önüne, okuyun dedi. Yan sınıfta "Küfe Melahat" var. O da edebiyat hocası. O sınıftan hiç yazar çıkmadı. Bizim sınıftan Nedim Gürsel, Selim İleri, ben, bir de Osman İlter vardı Şahap Sıtkı İlter'in oğlu çok genç öldü, o da çok iyi bir yazar olacaktı. Bunları Tahir Alangu'ya borçluyuz. "Küfe Melahat" ın sınıfında olsak mefâilün fâilâtün. (FERHAN ŞENSOY - Söyleşi: ENVER AYSEVER / Cumhuriyet Gazetesi) 







Merhaba!

20 Ocak 2014 Pazartesi

AŞKA DAİR




           İsa'dan önce Roma İmparatorluğu'na karşı bir ayaklanma düzenlenir.Ayaklanmayı yöneten Paetus adlı bir konsüldür.Ayaklanma bastırılır ve elebaşı Paetus ölüm cezasına çarptırılır.O dönemlerde ölüm cezasını cellat adı verilen bir görevli uygulamaz;cezaya çarptırılan kişi kendi canına kıyar,daha doğrusu kıymaya zorlanır.Paetus da kendini hançerleyerek cezasını uygulamak zorundadır,meydanda toplanmış seyircilerin karşısında.Kalabalık içinde,Paetus'un eşi Arria,elinde hançer öne atılır ve hançeri bağrına saplayarak"Paete non dolet"(Paetus acıtmıyor)diyerek kocasına cesaret verir.

           Yaşayan,yaşatılan aşkın,tarihe mal olmuş en büyük örneğidir bu.
           
           Aşk bir bahriummandır,buna haddi kenar olmaz.                                         
                                             
            Bakın Ernest Hemingway ne kadar güzel söylemiş:
             

            Aşık olun,ölesiye yazın.Hayatla sımsıkı kaynaşın.Edebiyat dünyasının büyük ustalarıyla tanışın.Vaktinizi boşa harcamayın.Müzik dinleyin ve resim seyredin.Durmadan okuyun.Kendinizi açıklamaya uğraşmayın.Zevklerinizi geliştirin.Susun.Söz yaratıcılığınızı öldürür.     
            
            Ferhan Şensoy'un Hacı Komünist adlı kitabında okumuştum;
Hemingway'in ölümü üzerine yasa boğulan balıkçı dostları,teknelerinde ne kadar bronz malzeme varsa söküp,bir heykeltraşa vermişler;
            "Erit bunları,bu köye Baba'nın bir heykelini yap!"demişler.Böylece dikilmiş buraya,vasiyetinde çok sevdiği teknesini bu balıkçılardan birine bırakmış,deniz seven adamın büstü. 
                                                                                                            
                                                                                                             Merhaba!