ırkçılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ırkçılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2024 Pazar

BUDALALIK

 



Gerçek bir hayvansever olan Romain Gary, eşi Amerikalı oyuncu Jean Seberg ile Los Angeles'ta yaşarken bir gün çok güzel, uysal ve sevecen, başıboş bir Alman kurdu köpek bulur ve sahiplenir.
"Ağzının sağ tarafında ben gibi bir siğili ve burnunun etrafında yanık tüyleri olan gri bir köpekti, bu nedenle onu Nice'de çocukluğumun geçtiği lisenin yakınlarındaki Sigara İçen Köpek adlı tütüncü dükkânının tabelasındaki sigara tiryakisine benzetiyordum" diyen yazar, böylece ilk satırlardan itibaren insanlar ve hayvanlar arasında doğrudan bir ilişki kurar.
Ancak Romain Gary ve eşi kısa bir süre sonra yazarın -Rusça "ağırbaşlı" anlamına gelen- Batka adını verdiği bu köpeğin evlerine gelen siyah konukların boğazına atlamaya başlaması üzerine, zencilere saldırmak üzere koşullandırılmış eski bir polis köpeği, yani bir "Beyaz köpek" olduğunu idrak ederek dehşete düşerler.
Bütün çabalarına karşın, bu saldırılara engel olamayacağını anlayan Gary, olası bir trajediyi önlemek amacıyla, Batka'yı öldürmeye karar verir.
Köpeği ıssız bir araziye götürür, ama tabancasını çıkardığında gözleri yaşarır, elleri titrer ve tetiğe güçlükle basarak ıska geçer.
O andaki duygularını şöyle yorumlar: "İntihar girişimimde başarısız olmuş gibiydim."
Bunun üzerine kendine bir görev belirler: Batka'yı ne olursa olsun "iyileştirmek" yani "ırkçılığından" arındırmak. Ama ne yazık ki köpeği bu amaçla emanet ettiği Kara Panter Partisi üyesi siyah eğitmenin de kendine gizlice bir görev biçtiğinin farkında değildir...



Beyaz Köpek adlı yapıtında bu olaydan yola çıkan Romain Gary, yalnızca bir köpeğin hikâyesini anlatmakla yetinmez. 
O yıllarda sıkı bir insan hakları militanı olan eşi Jean Seberg, beyazlarla eşit haklara sahip olabilmek için mücadele eden siyahlara destek olmak amacıyla çeşitli toplantılara ve yürüyüşlere katılıyor, maddi açıdan bağışlarda bulunuyordu.
Bu vesileyle, aynı zamanda o dönemin ABD'sinin karanlık tablosunu çizen Romain Gary soruna tamamen nesnel bir bakış açısıyla eğilir: 
Özgürlüğe kavuşmak için yeni yollar arayacaklarına, kendilerine zulmedenleri taklit ederek "tersten ırkçılık" yapmaya başlayan Afro-Amerikalı aktivistler ve onlar tarafından kurulan Kara Panter Partisi'nin düştüğü çelişkiler konusunda onulmaz bir düş kırıklığı içinde olduğu belirgindir. 
(...)
Yazarın birer masumiyet abidesi olarak gördüğü hayvanlara önemli bir yer ayırdığı bütün romanlarındaki gibi, ilk satırlardan itibaren sevecen bir köpek olarak betimlenen Batka, insanlar tarafından bir silah olarak kullanılmak amacıyla acımasızca soysuzlaştırılmıştır. 
Sembolün ötesinde bir özdeşleşmedir söz konusudur olan:
Beyaz Köpek, insanın hem arılığının hem de sapkınlıklarının bir aynasıdır ve Romain Gary, ırkçı beyazların koşullandırdığı Batka üzerinden kötücül insanlığın kurbanı olan masumiyet temasını işler.
"Gözünüzün önünde acı çeken her şey insandır" diyen yazar, eziyet edilen bir hayvan ve zulüm gören bir insan arasında hiçbir fark gözetmez.
Dolayısıyla Jean-Jacques Rousseau'dan da esinlenerek insan müdahalesinin doğanın saf güzelliğini nasıl yozlaştırdığını anlatır.
Sorunu irdeledikçe, gerçek sorunun insanlığı çaresiz bir hastalık gibi kemiren budalalık olduğu sonucuna varır.

(FERDA FİDAN - Cumhuriyet Kitap)







Merhaba!    

4 Şubat 2024 Pazar

ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR ?

 

Ejderha Ateşi (Dragon Fire), İngiltere'nin yeni savunma silahının adı. Aşağıdaki fotoğraf dikkatle incelendiğinde görülecek ki savaş sevdalısı İngiliz yöneticiler, bu silaha isabetli bir isim bulmuşlar. Silah, 'Bayraktar' ailesi için kötü bir haber niteliği taşıyor. Zira, bu teknolojik mucizenin ana hedefi insansız hava araçlarının düşürülmesi ve İngiltere ya da müttefiklerinin hava sahasının etkin bir biçimde korunması. Silah, gökyüzüne gönderdiği etkili ışık huzmeleriyle 'Yıldız Savaşları' filmindeki ışın silahlarını andırıyor. 


Bir filmden örnek vermek her zaman konunun ağırlığını hafifletir. Biz konuyu çok fazla hafifletmeyelim ve hatırlatalım; İngiltere eski Genelkurmay Başkanı Nick Carter'ın dediği gibi, ülke hızla küresel bir savaşa (3. Dünya Savaşı'na) hazırlanıyor.
İngiltere Savunma Bakanlığı kaynaklarına göre, teknolojinin bu son harikası, oldukça ekonomik bir silah. Bu lazer silahını 10 saniye boyunca ateşlemenin maliyeti, evde kullanılan bir ısıtıcının bir saat çalışmasıyla harcadığı enerjiye denk. Bu da silahın atış başına maliyetinin oldukça düşük olduğunu gösteriyor. Bu silah hem kara ordusunun hem de kraliyet donanmasının hava savunma yeteneklerinin bir parçası olacak ve İngiltere'yi kendi başına açtığı belalardan sözde kurtaracak.
İnsanların evsizlikle, ısınma sorunlarıyla ve gıda bankalarından yardım alarak yaşamak için mücadele ettiği İngiltere'de 'Tory' hükümeti, multi milyon sterlin boyutundaki bir bütçeyi savunmaya (silahlanmaya) ayıracak. Anlaşılan o ki yeni icatlar kapıda ve insanlık bu icatları yine savaş denilen melanetin teşvikiyle bulacak. Tıpkı radyo ve internette olduğu gibi...


Avrupa, geliştirilen tüm bu epik silahların gölgesinde hızla irtifa kaybediyor. Irkçı ve Nazivari yönetimler hızla iktidara yürüyor. Peki, Nazilerin yeniden iktidara gelmesi nasıl bir anlam taşıyor? Sermaye, tüm Avrupa'yı bir savaş pozisyonuna geçirebilmek için kendi savaş kabinelerini bir bir oluşturmaya çalışıyor. Yalnız bu seferki ırkçı deneyimi geçmişte Almanya'da yaşanan Nazi deneyimiyle karıştırmamak gerekiyor. Kesişim noktaları olmakla birlikte, bu sefer 'Avrupa Merkezci İdeoloji'nin hâkim olduğu bir ırkçılıkla yüzleşeceğiz. Martin Bernal'ın işaret ettiği gibi Avrupa-Atlantik sınırının ötesinde kalan ya da bu ideolojinin onayından geçemeyen halkların hızla dehümanizasyona tabi tutulacağı bir döneme giriyoruz. Bu yüzden Ukrayna savaşından sonra Avrupa'ya göç etmek zorunda kalan Ukraynalıların elde ettikleri ayrıcalıklara ve Ukraynalı olmayan mültecilerin karşı karşıya olduğu muamelelere ve ikiyüzlülüğe iyi bakmak gerekiyor. Bu tür bir ırkçılığın temel kodlarını orada bulabiliriz. Bu yüzden Avrupa merkezci ideolojiye sıkı sıkıya iman etmiş bir patron olan Rishi Sunak esmer teniyle pekâlâ bu inanç uğruna savaşabilir ve kendi teninden olan insanları gözünü kırpmadan insanlıktan çıkarabilir. Yeni bir dünya savaşı için etkili bir ideolojiye ihtiyaçları var ve bu etkili ideoloji cephaneliklerinde mevcut. Bir savaş pilotunun ses hızını geçerek ulaştığı düşman topraklarında bombalayacağı evleri, çocuk parklarını ve diğer her şeyi insana ait bir obje olarak görmemesini sağlayacak olan tek şey bu! Örneğin: İsrail'in Gazze'de yaptığı şey tam olarak buydu. 


Şimdi tek tek yaşanan gelişmelere bakalım...

- İngiltere Savunma Bakanı Grant Shapps, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada 5 yıl içerisinde küresel bir savaşın başlayabileceğini ve bunun için hazırlıkların hızlandırılması gerektiğini söyledi. Savunma Bakanı Shapps, ayrıca 2024 yılının İngiliz savunması için bir dönüm noktası olduğunun altını çizdi. Bakana göre, İngiltere'nin irrasyonel güçlerle karşılaşması kaçınılmaz (tıpkı 1. Dünya Savaşı öncesi İngiliz raporlarını andırıyor bu söz... İngiltere'nin Almanya ile karşılaşması şart ve kaçınılmaz). Peki kim bu ülkeler? Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore. Bakan Grant Shapps, hızını alamıyor ve ekliyor: "İngiltere savunma alanında yapacağı yatırımı GSYİH'nın % 2,5'ine çıkarmayı hedefliyor." NATO üyesi ülkelerin savunma yatırımında geri kalmaması ve hızla buna odaklanmaları gerektiğini de sözlerine ekliyor. Türkiye'de bir anda patlama yapan mucizevi silah üretimini bununla ilişkilendirmek mümkün mü? Peki, çanlar kimin için çalıyor?

- Türkiye'de televizyonda denk geldiğim bir habere göre, önde gelen bir NATO yetkilisi, Batı'daki sivillerin ve silahlı kuvvetlerin Rusya ile başlayacak bir savaşa hazırlıklı olmaları gerektiğini söyledi. Memlekette habercilik yerlerde süründüğünden gazeteciliğin en önemli sorusu olan 'kim?' sorusunu unutmuş görünüyorlar. Şimdi, kim sorusuna yanıt arayalım. Açıklamayı yapan kişi NATO Askeri Komitesi Başkanı Amiral Rob Bauer. Bauer, 'barışın devam etmesi kesin değil' diyor. Kabiliyetli Amiralimiz, Rusya ile bir savaşa hazırlanıyoruz diyor. Askeri tarihçi John Keegan'ın modern dünyada savaşta olma tezini takip edersek eğer, diplomatların susup komutanların konuştuğu bir evreye savaş evresi diyebiliriz. Demek ki ilerleyen günlerde askerler daha çok konuşacak ve yoksullar daha çok ölecek. Kısacası bu teze göre zaten savaştayız.

- Davos'ta gazetecilere açıklama yapan İrlanda Başbakanı Leo Varadkar, Ukrayna için verilen mücadelenin Avrupa değerleri için verilen bir mücadele olduğunu belirterek, Avrupa konseyinin Şubat ayında beklemede olan 50 milyar Avroluk Ukrayna yardım fonunu onaylamak için bir oylama yapacağına inandığını söyledi. Varadkar, Ukrayna'daki savaş ne kadar sürerse sürsün Ukrayna'nın yanında olacaklarının altını çizdi. AB ve ABD'ye Ukrayna'ya maddi destekte bulunma çağrısı yapan İrlanda Başbakanı, Avrupa'daki yoksulluğa ve krizlere rağmen 50 milyarlık dev bir hibenin Ukrayna'ya verilmesi gerektiğini söylüyor. İşte ücretsiz eğitime ve sağlığa harcanması gereken paraların gittiği yerler. Demek ki bu dev kamusal bütçeleri bir grup göçmen ya da mülteci yemiyor. Bu bütçeler açık açık zenginlerin savaşına harcanıyor. Not: İrlanda'da evsizlerin sayısı yeni bir rekor kırdı ve 13.500'e ulaştı.

Dünyayı yöneten tekellerin savaştan başka bir seçeneği yok gibi görünüyor.
Bir dünya savaşı yoksullar cephesindeki en kötü ihtimal.

İşçi sınıfı örgütsüz ve dağınık olduğu için maalesef kendisine karşı hazırlanan bu yeni cehenneme duyarsız ve yabancı görünüyor. En azından İngiltere'den bakınca durum böyle görünüyor. Yakın gelecekte daha fazla insan savaşlarla öldürülecek ve pek çoğu evlerini, yurtlarını kaybedecek. Bu yüzden milyonlarca insan akın akın savaş bölgelerinden göç edecek. Nükleer bombaları ya da insansız hava araçlarını ışın silahıyla yok etmeyi planlayan İngiltere bu insanlarla ne yapacak? Avam kamarasından geçip, lordlar kamarasına doğru yol alan Ruanda gibi planları mı işletecek? Bu ölümcül cendereden kurtulmak istiyorsak bizi savaşlara, kıtlığa ve vahşi kapitalizmin kıyma makinesine sürükleyen hükümetlerimizi alaşağı etmek zorundayız. İşte o zaman gerçekten konuşma hakkını elde etmiş olacağız!

(ÇAĞDAŞ GÖKBEL - soL Haber)



"Savaş şayet iyi bir şey olsaydı, onu asla ama asla yoksullara bırakmazlardı."

(TEKİN DENİZ)







Merhaba!
  

28 Mayıs 2016 Cumartesi

BİR HAYALİM VAR


Fotoğraf: David Lagerlöf (Expo/TT)

 
   1 Mayıs 2016 Pazar:
   İsveç'in Borlange kentinde ırkçıların düzenlediği yürüyüşte, Nazilerin önüne dikilerek yumruğunu havaya kaldıran Tess Asplund:
 "O anda bunu yapmayı tasarladığımı sanmıyorum, sadece yola atladım. Burada olmamaları gerektiğini düşündüm."








ROSA PARKS


    1 Aralık 1955 Perşembe:
   Rosa Parks için herhangi bir gündü o gün. İşinden çıkıp sürekli kullandığı hat otobüsüne bindi, ücretini ön kapıdan ödedi ve arka kapıdan otobüse girdi. Otobüsün ortalarına doğru olan kendisinin oturabileceğine dair renklendirilmiş koltuğa oturdu. Ancak üç durak sonra şoför yeni binen beyazlara yer vermeleri için Rosa'nın da içlerinde olduğu dört zenciyi işaret etti ve koltukları bir an önce boşalmalarını istedi. Zenciler isteksizce şoförün dediğini yaptılar. Ancak Rosa sadece cam kenarına çekilmekle yetindi.
   "İnsanlar sürekli o gün yerimi yorgun olduğum için vermediğimi söylüyorlar ama bu doğru değil. Fiziksel olarak yorgun değildim ya da genelde bir iş günü sonunda olduğumdan daha yorgun değildim. Yaşlı da değildim - bazıları o zamanlar yaşlıymışım gibi bir figür yaratıyorlar - kırk iki yaşımdaydım. Hayır, tek bir yorgunluğum vardı; pes etmekten yorulmuştum." Şoför bu tutumu üzerine Rosa'nın yanına geldi. Kalkmadığı takdirde polis çağıracağını ve kendisini tutuklatacağını söyledi. Rosa'nın tavrı kesindi: "İstediğinizi yapabilirsiniz." Böylelikle Rosa Parks eyalet yasaları gereğince tutuklandı. Ancak bu tutuklama bir ırkın süregelen sessizliğinin sonu oldu ve Rosa Parks'ın direnişi yüzlerce insanı, günler aylar sonra binlerce insanı ayaklandırdı. 
5 Aralık Pazartesi günü Rosa Parks mahkemeye çıkarken, Montgomery kenti tarihinin en önemli gününü yaşıyordu. . Şehirde o gün yağmur yağıyordu ancak neredeyse bütün siyahlar boykota katılıyordu. En az kırk bin belediye otobüsü yolcusu o gün yürüyerek gitti işine. Bazıları 32 kilometrelik yolu yürüdü ama yine de belediye otobüsüne binmedi. Şehirdeki siyahlar tam 381 gün boyunca otobüslere binmediler.










  Martin Luther King, belki de en çok 1963 yılında "İş ve Özgürlük İçin Washington'a Yürüyüş" sırasında yaptığı "Bir Hayalim Var" konuşmasıyla ünlüdür:
   "Bir gün, dört çocuğumun da derilerinin rengi ile değil de kişilikleri ile yargılanacağı bir ülkede yaşayacaklarına dair bir hayalim var."






   FBI, 1963 yılından itibaren King'i dinlemeye aldı, defalarca tehdit etti. Ancak FBI'nın tacizleri King'i vazgeçirmeye yetmedi. 1964 yılında Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü. Ödül parasını yurttaş hakları hareketine bağışladı. King, 1968'de artık sadece siyahlar için değil Vietnam Savaşı ve fakirliğe karşı da mücadele veriyordu. 4 Nisan 1968'de Memphis'teki otelinin balkonunda beyaz bir keskin nişancı tarafından öldürüldüğünde bütün ülkede siyahlar sokağa döküldü. Suikastın ardında FBI ya da başka güçlerin olduğu iddia edildi ancak bunlar kesinlik kazanmadı. Martin Luther King Jr."Hiçbir şey için ölmeyecek bir adam yaşamaya uygun değildir" demişti.




MARTIN LUTHER KING  - ROSA PARKS







"Açıktır ki, bir bahçenin gururu açan güllerinin oluşturduğu çiçek demetinin tümüdür: Kırmızı, beyaz ve sarı."




NAZIM HİKMET








Merhaba!