Nobel Barış Ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nobel Barış Ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2020 Pazar

SALGIN, AÇLIK, İKLİM KRİZİ; SAVAŞ VE BARIŞ

 


   Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, BM Genel Kurulu'nda düzenlenen Covid-19 Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, "Zengin ve güçlü ülkelerin aşı izdihamında fakir ülkelerin ezilmesine müsaade edemeyiz." dedi. Salgının üzerinden neredeyse bir yıl geçtiğini ve "tünelin sonundaki ışığın daha parlak hale geldiğini" belirten Ghebreyesus, pandemiden sonra ise dünyayı daha zorlu sorunların beklediği uyarısında bulundu. Ghebreyesus, "Yoksulluk ve açlığın aşısı yok, eşitsizliğin ve iklim değişikliğinin aşısı yok." diye konuştu. Pandeminin küresel bir kriz olduğuna dikkati çeken Ghebreyesus, çözümün de adil ve küresel olması çağrısı yaptı. (AA)


***


   Marksist sosyolog, filozof ve kültür eleştirmeni Slavoj Zizek: "İğrenç bir barbarlığa doğru sürükleniyoruz"  

   Bu salgının gelecek gerçek krizin yalnızca küçük bir testi olduğunu söyleyen Zizek, "Toplum iğrenç bir barbarlığa doğru sürükleniyor. Umut etmek istiyorsak, eski hayatımızın bittiğini kabul etmeliyiz. Yeni bir normal icat etmeliyiz. Üçüncü dalga bir akıl hastalığı dalgası olacak" diyor. 

   Kitabınızda, bir felaket kapitalizminin panzehiri olan bir "felaket komünizminden" bahsediyorsunuz. Şöyle yazıyorsunuz: "Devlet, maskeler, test kitleri ve ventilatörler gibi temel malzemelerin üretimini organize etme, otellere ve diğer tatil yerlerine el koyma, yeni işsizlerin geçimlerini sağlama gibi konularda çok daha aktif bir yol üstlenmekle kalmamalı, bütün bunları piyasanın mekanizmalarından vazgeçerek yapmalı."

  Her şey ya çok daha kötüye gidecek ya da çok daha iyi olacak. Bu tamamen bize bağlı. Covid-19 öylece kaybolmayacak. Aşılara rağmen, insanoğlunun da davranış ve yaşam biçimini değiştirmesi gerekecek. Ama beni en çok kaygılandıran şey, çok başka bir şey. Sibirya'daki sıcaklığı gözlemlediniz mi? Temmuz ayında 35 derecenin üzerinde sıcaklıklar ölçüldü. Bundan gerçekten korkmalıyız. (Söyleşi: Tomasz Kurianowicz, Çeviri: Nurcan Dikme Yaşar, BirGün Gazetesi)   


***


   Silahlı çatışmalar, iklim krizi dünyada açlıkla karşı karşıya kalanların sayısını her geçen gün artırmaya devam ediyor. Yapılan araştırmalar, Covid-19 salgını ile birleşen çatışmaların ve ekonomik krizin gıdaya erişim sorununu rekor seviyeye çektiğini gösterdi.

   Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı kuruluşlar, 20 ülkede yaklaşık 250 milyon insanın önümüzdeki dönemde gıda krizi ve hatta kıtlık tehdidi altında olduğu konusunda uyarıda bulundu. BM Gıda ve Tarım Örgütü raporlarında, "Krizde veya daha kötü seviyelerde akut gıda güvensizliği ile karşı karşıya kalan insan sayısı çarpıcı bir şekilde artış gösterdi" dendi. Örgüt, çatışma, gıda fiyatları ve geçim kaynaklarını etkileyen Covid-19 salgınının etkilerinin sorunu daha da kötüleştirdiğini söylüyor. Dünya Gıda Programı ise şiddet ve çatışmaların Batı Afrika'nın Orta Sahel bölgesinde 7,4 milyon insanı şiddetli açlığa sürüklediğini bildiriyor. 


    Yeni yayımlanan raporlar, Yemen'deki açlığın rekor seviyeye ulaştığını gösteren sayıları da gözler önüne serdi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), BM Dünya Gıda Programı (WFP) ve UNICEF Yemen'deki açlık için uyarıda bulundu. Yemen için Yeni Gıda Güvenliği, kıtlık benzeri koşulların yeniden başladığını, açlık sınırında yaşayan insan sayısının artışa geçtiğini belirtti. 
   Raporda, 2021 yılının ilk yarısında Yemen'de, açlık kriziyle boğuşan kişi sayısının 3,6 milyondan 5 milyona çıkacağı yönünde uyarı da yer alıyor. BM ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde yaklaşık 22 milyon insanın, geçen yıla kıyasla endişe verici bir artışla gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.
     Dünya Gıda Programı'nın raporları Güney Madagaskar'daki açlığın boyutlarını da gözler önüne serdi. Artan açlık, bölge nüfusunun yaklaşık yarısını etkilerken krizle karşılaşan çoğunluğu, kadınların ve çocukların oluşturduğu vurgulanıyor. Bir raporda ise beş yaşın altındaki çocukların neredeyse yarısı kronik yetersiz beslenmeden mustarip olduğu için Madagaskar'ın şimdiden dünyanın en yüksek bodurluk oranına sahip olduğu bilgisi yer aldı. (BirGün Gazetesi) 


***


  2020 Nobel Barış Ödülü'ne Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) layık görüldü. Nobel Barış Ödülü madalyası ve sertifikasını genel merkezlerinde alan WFP İcra Direktörü David Beasley şunları söyledi: 

"Gıdanın barışa giden yol olduğunu inanıyoruz"

  Her gece yatağa aç giren 690 milyon insanın açlığını nasıl sona erdirebileceklerinden bahsetmeyi istediğini ancak ellerinde başka bir kriz olduğunu vurgulayan Beasley, şöyle devam etti:
  "Nobel Barış Ödülü bir teşekkürden fazlasıdır, bu bir eylem çağrısıdır. İklim değişikliği, pek çok savaş, açlığın siyasi ve askeri bir silah olarak yaygın kullanımı ve bunların hepsini katlayarak daha kötü hale getiren küresel sağlık salgını nedeniyle 270 milyon insan açlığa doğru yürüyor."
  Beasley, açlığa yürüyen 270 milyon insandan 30 milyonunun hayatta kalabilmek için yardımlarına muhtaç olduğuna dikkat çekti. Dünyada 400 trilyon dolarlık bir servet olduğunu ve salgının zirve yaptığı günlerde bile 2,7 trilyon dolarlık ek bir servet yaratıldığının altını çizen Beasley, "Bizim, 30 milyon insanı kıtlıktan kurtarmamız için 5 milyar dolara ihtiyacımız var" dedi. Beasley, Covid-19 salgınına yönelik ihtiyaç ve talepleri karşılayamamanın açlık salgınına yol açacağını kaydetti. (AA) 


***



Resim: İBRAHİM BALABAN



Bir tas sıcak süttür barış 
ve uyanan bir çocuğun gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
Başaklar uzanıp, ışık! ışık! - diye fısıldarken birbirlerine!
Işık taşarken ufkun yalağından.
Barış budur işte.

(...)

Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanları
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.

Ve toprakta derin izler açan sabanların
tek bir sözcüktür yazdıkları:
Barış.
Ve bir tren ilerler geleceğe doğru
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
Bu tren barıştır işte.

Kardeşler, barış içinde ancak
derin derin soluk alır evren.
Tüm evren,
taşıyarak tüm düşlerini
Kardeşler, uzatın ellerinizi.
Barış budur işte.   

YANNİS RİTSOS
(Çeviren: ATAOL BEHRAMOĞLU)







Merhaba!

28 Mayıs 2016 Cumartesi

BİR HAYALİM VAR


Fotoğraf: David Lagerlöf (Expo/TT)

 
   1 Mayıs 2016 Pazar:
   İsveç'in Borlange kentinde ırkçıların düzenlediği yürüyüşte, Nazilerin önüne dikilerek yumruğunu havaya kaldıran Tess Asplund:
 "O anda bunu yapmayı tasarladığımı sanmıyorum, sadece yola atladım. Burada olmamaları gerektiğini düşündüm."








ROSA PARKS


    1 Aralık 1955 Perşembe:
   Rosa Parks için herhangi bir gündü o gün. İşinden çıkıp sürekli kullandığı hat otobüsüne bindi, ücretini ön kapıdan ödedi ve arka kapıdan otobüse girdi. Otobüsün ortalarına doğru olan kendisinin oturabileceğine dair renklendirilmiş koltuğa oturdu. Ancak üç durak sonra şoför yeni binen beyazlara yer vermeleri için Rosa'nın da içlerinde olduğu dört zenciyi işaret etti ve koltukları bir an önce boşalmalarını istedi. Zenciler isteksizce şoförün dediğini yaptılar. Ancak Rosa sadece cam kenarına çekilmekle yetindi.
   "İnsanlar sürekli o gün yerimi yorgun olduğum için vermediğimi söylüyorlar ama bu doğru değil. Fiziksel olarak yorgun değildim ya da genelde bir iş günü sonunda olduğumdan daha yorgun değildim. Yaşlı da değildim - bazıları o zamanlar yaşlıymışım gibi bir figür yaratıyorlar - kırk iki yaşımdaydım. Hayır, tek bir yorgunluğum vardı; pes etmekten yorulmuştum." Şoför bu tutumu üzerine Rosa'nın yanına geldi. Kalkmadığı takdirde polis çağıracağını ve kendisini tutuklatacağını söyledi. Rosa'nın tavrı kesindi: "İstediğinizi yapabilirsiniz." Böylelikle Rosa Parks eyalet yasaları gereğince tutuklandı. Ancak bu tutuklama bir ırkın süregelen sessizliğinin sonu oldu ve Rosa Parks'ın direnişi yüzlerce insanı, günler aylar sonra binlerce insanı ayaklandırdı. 
5 Aralık Pazartesi günü Rosa Parks mahkemeye çıkarken, Montgomery kenti tarihinin en önemli gününü yaşıyordu. . Şehirde o gün yağmur yağıyordu ancak neredeyse bütün siyahlar boykota katılıyordu. En az kırk bin belediye otobüsü yolcusu o gün yürüyerek gitti işine. Bazıları 32 kilometrelik yolu yürüdü ama yine de belediye otobüsüne binmedi. Şehirdeki siyahlar tam 381 gün boyunca otobüslere binmediler.










  Martin Luther King, belki de en çok 1963 yılında "İş ve Özgürlük İçin Washington'a Yürüyüş" sırasında yaptığı "Bir Hayalim Var" konuşmasıyla ünlüdür:
   "Bir gün, dört çocuğumun da derilerinin rengi ile değil de kişilikleri ile yargılanacağı bir ülkede yaşayacaklarına dair bir hayalim var."






   FBI, 1963 yılından itibaren King'i dinlemeye aldı, defalarca tehdit etti. Ancak FBI'nın tacizleri King'i vazgeçirmeye yetmedi. 1964 yılında Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü. Ödül parasını yurttaş hakları hareketine bağışladı. King, 1968'de artık sadece siyahlar için değil Vietnam Savaşı ve fakirliğe karşı da mücadele veriyordu. 4 Nisan 1968'de Memphis'teki otelinin balkonunda beyaz bir keskin nişancı tarafından öldürüldüğünde bütün ülkede siyahlar sokağa döküldü. Suikastın ardında FBI ya da başka güçlerin olduğu iddia edildi ancak bunlar kesinlik kazanmadı. Martin Luther King Jr."Hiçbir şey için ölmeyecek bir adam yaşamaya uygun değildir" demişti.




MARTIN LUTHER KING  - ROSA PARKS







"Açıktır ki, bir bahçenin gururu açan güllerinin oluşturduğu çiçek demetinin tümüdür: Kırmızı, beyaz ve sarı."




NAZIM HİKMET








Merhaba!