17 Nisan 2026 Cuma

KIZLAR DA YANMAZ

 


"Hürriyet düğünü" olarak kutlanan Cumhuriyetin 10. yılında, okulu olmayan bir dağ köyünde, "Ben de okumaya gideceğim" diye tutturan, "Okuyan kızlar başını örtmezmiş, yarın ahrette cayır cayır yanarsın!" diye korkutulan, aklı karıştırılan, uykuları kaçan ama "Okuyan kızlar cehennemde yanacak" tabusuna başkaldırarak babasının "Kızlar da yanmaz, okuyabilirsin" demesiyle dünyası değişen bir kız çocuğunun nasıl eğitimimizin onuru olduğunu öğrendiğimiz bir yaşamdan damıttıklarını yazdı Pakize Türkoğlu.

"İLKOKUL BENİM DEVRİMİMDİ!" 


Kızlar da Yanmaz / Genç Cumhuriyet'te Köy Çocuğu Olmak [İş Bankası Kültür Yayınları] kitabında, "İlkokul benim devrimimdi" diyen bir köy çocuğunun gözünden çocukluk ve ilkokul anılarını, Cumhuriyeti, Gazi Mustafa Kemal'i, kitapların büyülü dünyasını, kent yaşamını anlattı.
Genç Türkiye'nin eğitime verdiği önemi, temel eğitimin bir devlet hizmeti olarak her yere götürülmesi gereğinin önemini gözler önüne serdi. Köyünü, dönemin kültür ve eğitim ortamını, gittiği Aksu Köy Enstitüsü'nde bir eğitim cennetiyle kucaklaşınca aydınlanma ışığını yakan bir kızın öyküsünü aktardı.
Kadir İncesu'nun "Bu kitabı yazarken neler düşündünüz" sorusuna şu karşılığı verdi: "Ben bu kitapta kendimi anlatmadım, eğitimle ilgili anılarımı anlattım. Türkiye'de eğitimi anlatmak için yazdım ve eğitimin engellenmek istendiği zaman neler olabileceğini yazdım. Eğitim çocuğun yanına götürülmelidir. Batı medeniyeti, okumuş insanların omuzlarında yaratılmıştır. Öyle ben demokrasiye geçtim demekle olmuyor. Özellikle kadınların büyük ölçüde okumadığı bir ülkede demokrasiye geçilemez..." 
Toplumlar gibi insanların da iç devinimleri olduğunu, Türkoğlu'nun bireysel iç devinimini küçük bir kızken yaşadığını söyleyen Adnan Binyazar, Köy Enstitülerinin "İlkokuldan sonra eğitime devam etmekten umudunu keserek köye dönüp örtülenmişken kendimi Aksu Köy Enstitüsü'nde cennet gibi bir eğitimin kucağında buldum" diyen küçük Pakize'ye cehennemi cennet eylediğini söylüyor:
"Kızlar da Yanmaz, Aksu Köy Enstitüsü'nde 'cennet gibi bir eğitim'le kucaklaşınca, başındaki örtüyü atıp aydınlanma ışığına bürünen küçük bir kızın öyküsüdür." (Cumhuriyet, 8 Ocak 2012).
(...)
"Enstitüye ilk gittiğimde beş kız öğrenci vardı. 60 öğrenci arasında benimle birlikte sadece altı kız öğrenci vardı. 
Kadın sayısı az olmasına rağmen biz hiçbir zaman bunu hissetmedik okulda. Aklımıza bile gelmedi az olmamız. Bunun nedeni eğitmenlerin, öğretmenlerin bize büyük bir kabul gösteriyor oluşuydu.
Bir de köylü yaşamında kadın erkek hep bir arada çalışır. Enstitüde de bu yaşam vardı. Bir eğitim cennetiydi orası.
Okulun insanda olumsuzluk hissi verecek hiçbir yanı yoktu. 
Öğrenciler kadın ya da erkek değil insandı. Normal okullarda bu ayrım vardı ama enstitüde kız erkek ayrımı hiç olmazdı. Herkes her işi yapardı. (...)
Çocukların cenneti başkadır. Biz orada üretim içinde eğitim öğretim görürken, arı gibi çalışıp bir etkinlikten ötekine koşarak bir eğitim cenneti kuruyorduk."
(...)
YKKED'nin [Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği] 2012'de yayımladığı Pakize Türkoğlu-Armağan Kitap'ta, Pakize Türkoğlu'nun yaşamı ve yapıtları inceleniyor. 
Pakize Türkoğlu'nu Doğan Hızlan'ın bu kitaptaki yazısından bir paragrafla , saygıyla anıyorum:
"Cumhuriyet kızlarının biyografileri benim için çok çekicidir. Birincisi, köyden çıkıp bir mücadele vererek doruğa tırmanırlar. Çünkü inançları onları başarıya götürür. Bu başarının hikâyesini öğreniriz.
İkincisi, cumhuriyet rejiminin öğrenim eşitliği sayesinde, köylü çocukların, özellikle kızların okumasını tüm serüveniyle öğreniriz. 
Üçüncüsü, Köy Enstitülerinin köy çocuklarına okumak için tanıdığı imkânları birinci kaynaktan öğreniriz.
Dördüncüsü ise bilgili, donanımlı olabilenler için Halkevlerinin yaşamlarındaki rolünü bir kere daha gösterir." 

(ÖNER YAĞCI - Cumhuriyet Kitap)


***


"17 Nisan bir bayramın tarihidir. Unutulmuş, unutturulmuş, hatta hatıra geldikçe hafızalardan çıkarılmak istenen bir bayramın tarihi... Bir tarih ki her yerden silinse bile tarihin taş bağrına hakkolunmuştur."


HASAN ÂLİ YÜCEL







Bir gün, gerçekten bayram olarak kutlamak dileğiyle!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder