Doğan Kuban etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğan Kuban etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2019 Pazar

ANADOLU' DAN




   Doğanın emrine emanet edin yüreğinizi, sesleri duyun, renkleri fark edin. Doğanın bin bir sesi kulaklarınıza dolsun. Kuşların, böceklerin, yaprakların, pınarların sesi...
  Ve renkleri fark edin, yaprağın yeşilini, dağın zirvesindeki karın beyazını, mor çiçeklerin, al çiçeklerin rengine çevirin gözlerinizi... Yürüyün bakın sizi nereye götüreceğim.


   Erzincan'dan doğuya doğru gidelim bugün, Fırat'ın kıyısından yürüyelim. Önce dilerseniz Girlevik Şelalesi'ne uğrayalım. Otuz bir kilometre yol yapacağız; muhteşemdir şimdi. İlkbaharın renkleri, dallarda kuşlar, dağlarda kar çizgi çizgidir Keşiş Dağı'nın tepesinde. Söğüt ağaçları kollarını uzatır yolun üstüne, şelale önünde 'hazırol'da bekler söğütler... Su süzülür kayaların arasından tel tel otlara değer, yosunlara değer, muhteşem bir ses dolar kulaklarınıza. O ritme dayanamaz yüreğiniz, oturur bakar durursunuz suyun düşüşüne...


    
   Dönüşte Cimin ilçesinin yemyeşil tarlalarının içinden, doğanın güzelliğine uygun bir tepe yükselir... Altıntepe'dir orası... Yüzyılların içinden günümüze ulaşan kalıntılara çıkmadan olur mu? Urartu, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerinin yaşadığı mekan tanıtılsa insanlar koşa koşa gelir, bu yuvarlak tepeye çıkar, tarihin derinliklerinden gelen eserlere bakar, yemyeşil Erzincan Ovası'na hayran olur da gider... (LÜTFİ ÖZGÜNAYDIN - Aydınlık)




***





HATTUŞAŞ - Hitit Başkenti


   "Kitaplarda görmüş olduğum Batı resimlerini, Avrupa'ya gidince müzelerde gördüm. Hepsini de beğendim. Onların hiçbirinden örnek almadım. Fakat benim öz kaynaklarım olan Doğu'daki; Asur, Sümer heykellerini ve Hitit rölyeflerini, Hattuşaş'a gittiğimde gördüm: Bereket Tanrısı'nı, Savaş Tanrısı'nı, daha birçok rölyefin desenini çizdim. Hepsine de hayran oldum. Ama örnek almadım. Fakat ibret aldım."


İBRAHİM BALABAN




***






   ...Cennetin Kapısı Anadolu'dadır, İstanbul'un Fethi'nden 225 yıl önce yapılmıştır.
   Evet! Divriği Ulucamii ve Şifahanesi'nin kuzey taç kapısından söz ediyoruz. Kapıya bu adı yakıştıran Doğan Kuban anlatıyor: İslam sanatının en büyük taş oyma başyapıtı bu. Bir heykel gibi yekpare taştan oyulmuş (öteki taç kapı da öyle). Başka bir deyişle, üç boyutlu yontu nitelikli bir taş oyma. Dünyada benzeri yok. Üstündeki bezemeler, işlemeler, oymalar nerdeyse insanüstü bir ustalık ürünü. "Onbinlerce motifin bir daha kendini tekrar etmemesi" ölçüsünde ince bir işçilik.
   Kapıya oyulan biçimlerin içeriği de güçlü. İki yanda birer hayat ağacı. Kat kat güneş. İnsanın içini açan palmetler kademe kademe... Cennet Kapısı'nda bütün biçimler yukarı doğru devinim halinde, Cehennem Kapısı'nın tam tersi yani. İnsan ruhunun düşüşünü değil, yükselişini betimlemiş yapının mimarı Ahlatlı Hürremşah... Kimdir Hürremşah? Bilmiyoruz, ama Doğan Kuban'ın dediği gibi, sanat tarihimizin yıldızlarından biri olduğuna kuşku yok. Yapıtının değerini bilelim. (OĞUZ DEMİRALP - Cumhuriyet Kitap)







Merhaba!   

28 Ağustos 2016 Pazar

MAZLUMLAR DÜNYASI EMPERYALİZME KARŞI




"Dünyanın bütün ülkeleri, kimi satıcı, kimi alıcı. Fakat alıcı kölelik adayıdır."



DOĞAN KUBAN





"Bulutların yağmuru içinde taşıdığı gibi, kapitalizm de savaşı içinde taşımaktadır."



JEAN  JAURES







   O zamanlar Cağaloğlu'nda binlerce, yüzbinlerce kurşun harfler vardı. Gazeteler, dergiler, kitaplar kurşun harflerle dizilir, forma forma bağlanır, baskıya verilirdi. Şefik Abi yere düşen kurşun harfleri ekmek kırıntısı gibi öper başına koyardı. "Can almış, binlerce kana girmiş harflerdir bunlar" derdi. Nedenini sorduğumda  Cağaloğlu'ndaki ve Ankara, İzmir, Adana gibi büyük kentlerdeki kurşun harflerin vaktiyle Çanakkale Savaşı'nda sıkılan kurşunlardan yapıldığını, Çanakkale'de metre kareye 8-10 bin kurşun sıkıldığını söylemişti. 


OSMAN ŞAHİN






Mustafa Kemal Paşa, İstiklâl Savaşımız sırasında Türkiye'nin bütün Mazlumlar Dünyası için savaştığını saptamıştı:

  "Bütün mazlum milletler zalimleri bir gün mahv ve nabut (yok) edeceklerdir. O zaman dünya yüzünden zalim ve mazlum kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir heyet-i içtimaiyeye mazhar olacaktır.
  Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum. Bu milletler bütün güçlüklere ve bütün engellere rağmen muzaffer olacaklar ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı hakim olacaktır."



MUSTAFA KEMAL ATATÜRK







   1922'de, Yunan ordusu İzmir'de denize döküldüğü gün, Nehru ve arkadaşları Lucknow Bölge Cezaevi'ndedirler. Bu durum, onları da kendileri zafer kazanmış gibi sevindirir:

  "Türklerin zaferini kutlamak için hapishane barakamızı sağdan soldan bulabildiğimiz şeylerle süslemiş, dahası o akşamı, cılız bir biçimde bile olsa, ışıklandırmaya çalışmıştık."


CEVAHİRLAL NEHRU









Merhaba!