Alberto Manguel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alberto Manguel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2021 Pazar

"B" GEZEGENİ

 



 ...Teknolojik gelişmeler hayatı "kolaylaştırıyor" belki ama ya hiçbir emek vermeden elimizde/soframızda bulduklarımız! Ya üretim süreçlerinden her gün biraz daha ve hızla uzaklaştığımız yiyip içtiklerimiz, giyip eskitmeden vazgeçtiklerimiz...
   (...)
   Sahi, yaşadığımız şu hayata dışarıdan bakmaya ne dersiniz? İşte Şiva'nın* dedikleri: "Kısa bir süredir Dünyadayız ama oyun oynayan çocuklar dışında mutlu birilerini görmedim. Yani sahip çıkmanız gerekenler o kocaman binalarınız, arabalarınız ya da etrafa savurup durduğunuz plastik eşyalarınız değil. Soluduğunuz hava, kokladığınız çiçek, içtiğiniz suya sahip çıkmanız gerekiyor..."
   Haydi subaşına/yeşilin sakinliğine varma vaktidir. Deniz kıyısında çakıl taşlarının üzerine uzanıp ya da bir dereciğin şırıltısına kulak verip ya da efil efil ses veren rüzgârın peşine düşüp Orhan Veli'yle elele gökyüzünü boyamanın vaktidir.
   (...) 
  Bir civcivin yumurtadan çıkışına, bir karpuz çekirdeğinin fideye dönüşüp o incecik dalında kocaman karpuzlar büyütüşüne, haziranda kiraz dalının yere doğru eğilinceye dek neler yaşadığına tanık olmaya varsanız, dünyamızı her gün daha çok tehdit eden plastik adaları/dağları için de kaygılısınız demektir. (Y. BEKİR YURDAKUL - Cumhuriyet Kitap)

   *Zaman Yolcusu Kreta - "Tüketme, Tükenme / GÜLŞAH ÖZDEMİR KORYÜREK 


***


   (...) Büyük şehirlerin gecekonduları beton bloklara döndükçe insanların yalnızlığı, bireysel yaşamları mutsuzluk nedenleri oluyor. Hayvanlar ve doğa daha çok değer kazanıyor. Birçok insan kedisi, köpeği ya da balkonunda yetiştirmeye çalıştığı çiçekleriyle sosyal medyada var olmaya, sosyalleşmeye çalışıyor ama bu gerçek bir yaşamın karşılığı değil.
   Son dönem yayınlanan kitaplardaki hüzün belirgin bir hal alıyor. Bu da yaşadığımız hayatların sonucu diye düşünüyorum. Hızla mutsuzluğa evrilen bir toplumun en çok ihtiyaç duyduğu şey belki de okuma aralarında atacağı kahkahalar ama öyle olmuyor, bazen bir parça ironi bile bizi mutlu etmeye yetiyor. Ama hüzün yaşamlarımızı ele geçirmiş. Gene de her şeye rağmen bizi bize anlatan öykülerin satır aralarında nefes alıyoruz. İçinde bulunduğumuz durumdan uzaklaşıyoruz ve okumalarımız geleceğe daha umutlu bakmamızı sağlıyor. (KADİR IŞIK - BİRGün Kitap) 


***


Ve her zaman olduğu gibi, her zor durumda, kitaplar bana yardımcı oldu.
Beni kurtarmadı ama "evet" yardımcı oldu.
Çünkü seni kendinden başka kimse kurtaramaz.  


ALBERTO MANGUEL


***


   (...) İnsanın doğaya yabancı, bencil bir canavar olduğuna inanmamızı istiyorlar. Anıları/hafızası olmayan ve imparatorluğun tebaası haline gelmiş olanlar her şeye inanır. Darwin, liberal ideolojinin aparatı haline gelmiş sözde bilim insanları kadar doğadaki rekabete körü körüne önem veren biri değildi. "Hayvanların birçoğu, birbirinin acılarını ve sıkıntılarını paylaşmaktadır. Bay Blyth, Hint kargalarının kör arkadaşlarını beslediğini görmüştür. Bir köpeğin, yakın arkadaşı olan ve sepetinde hasta yatan bir kediyi birkaç defa yalamadan sepetin yanından geçmediğini gözlerimle gördüm. Bu, bir köpekteki acıma duygusunun en güvenilir belirtisidir." Charles Darwin'e göre Hint kargaları, sosyal güvenlik sistemini çoktan icat etmiş gibi görünüyor. İçerisine düştüğümüz bu karanlık ideolojik odadan yine kendimize has icatlarla, en başta da edebiyatla ve şiirle çıkmak zorundayız. Kapitalizmin ve sömürücülerin hizmetine koşulan tüm o atların koşumlarını kesmek zorundayız. İnsanlık, dolu dizgin dört nala geleceğe koşacaksa eğer başka bir formül yok. (ÇAĞDAŞ GÖKBEL - soL Haber)


***


Su vurdukça kıyıların tarihi değişiyor
Bak dünya ne güzel oluyor
Toprakta tahakküm
Hayvanda eyer kalkınca

ELİF SOFYA


***










Merhaba!

12 Ocak 2020 Pazar

GERÇEK EDEBİYAT




   "Yüreğimizdeki teli titretmeyen, içimizde bir sarsıntı ve titreşim yaratmayan şiirler, 
  romanlar, öyküler ya da oyunlar derinlemesine bir etki bırakmazlar üzerimizde."


EMİN ÖZDEMİR
(Dilin Öte Yakası)



***




CENGİZ GÜNDOĞDU


   Cengiz Gündoğdu, genelde sanatın, özelde de romanın çok yönlü işlevlerini şöyle sıralıyor: "Gerçekliğin bilgisini göstermek, insancıl duyarlılığı geliştirmek, insanı deneyimli kılmak, insanda estetik bilinç oluşturmak ve estetik haz vermek..." Gündoğdu'nun gerçekçi edebiyat mücadelesi insan içindir. Ona göre gerçekçi yapıtlar insana yaşama deneyimi kazandırır, yaşama sanatını öğretir. (GÜLAY YEŞİLİPEK - Cumhuriyet Kitap)



***



"Romanlar sahici hayatlardır, sahteliği kaldırmaz."


NECLA AKDENİZ
(Gök Kuşaksız)



***



   Gerçek; bugün en çok özlediğimiz... Postmodern çağ edebiyatının tüm dünyaya saçtığı yalanlar öylesine derin yaralar bıraktı ki bugün neyin edebiyat olup neyin olmadığını anlamak için sayısız ecinni ile çarpışmak gerekiyor.
   Yazar ajanları ile, endüstriyel yayıncılarla, sahte eleştirmenlerle, imaj-maker'larla ve siyasi manipülasyonlarla yürütülen bu edebiyat devrinde 19. yüzyıl empresyonizmi en çok özlediğimiz. 
   Denebilir ki; "Hayır dostum! Empresyon da neymiş bu çağda? Her şey yeterince görünür değil mi? Bugün anlatımcılığın lüzumu nedir?!" Ben de derim ki o sizin sarih gerçeklik olarak gördüğünüz illüzyonları ve yapıntı edebiyatı ve hatta sanatı ben kabullenemiyorum çünkü her şeyiyle sahte, ticari ve suiniyetli olduğunu biliyorum; bana lütfen eski güzelliklerimi geri getirin, ölüsüne bile razıyım; çünkü ben yazar olmaya onlarla karar verdim, onlar çekti beni elimden bu büyülü deryaya; Taşralı Bir Büyük Adam Paris'te, İki Şair, Bir Yaratıcının Çektikleri, yani Balzac'ın Sönmüş Hayalleri ruhumda ilk iz bırakanlardı. Sonrası; Flaubert, Zola, Hugo, Maupassant ve ötekiler...
   Şimdi onlar nerede; biz neredeyiz? Bankalardan çıkan dev bütçeli reklam kampanyalarının hormonlu edebiyatına hücum eden yüz binlik güruhlar nerede, ben neredeyim?! Aşka köpeklik, memleket sevgisine gerilik, nezakete budalalık diyen yeni çağ yazarları best-seller basamaklarının zirvelerine tırmanadursun; bugünlerde çıkan ve hakkında tek kelime edilmeyen "Parisli Bir Burjuvanın Pazar Gezintileri" kitabında Guy de Maupassant, kahramanı Monsieur Patissot'a şunu dedirtiyor: "Fransız nezaketi bir vatanperverlik biçimidir." 


HİKMET TEMEL AKARSU
(Cumhuriyet Kitap)



***



   "Dünyamız neredeyse tümüyle tüketim üzerine kurulmuştur. Anamalcılık hepimizi gereksiz olanın gerekliliğine bizi inandırmayı başarmıştır. Bununla birlikte gerçek bir okur hiçbir zaman iyi bir tüketici olamaz. Okur, ardı ardına kendisine sunulan salaklıklar karşısında, nice saf olursa olsun, düşünür, ölçer ki bu da tüketim için yıkıcıdır. O yüzden ekonomik güçler düşünmemizi hiç istemezler."


ALBERTO MANGUEL








Merhaba!


10 Kasım 2019 Pazar

MASALLAR NE İŞE YARAR?




   1974-75 ders yılında - programı bilmediğim için Frankfurt okullarında - yeni yürüyen bir çocuk ürkekliği ile masalla ders anlatmaya başladım.
  "Masalcı" diye şikâyet edilmem gecikmedi. Frankfurt (Milli) Eğitim Müdürü teftişe geldi ve çocukların gösterdiği ilgiden çok etkilendi:
   "Siz bu metodu Prof. Bruno Bettelheim'dan mı öğrendiniz?" "Hayır! Adını ilk kez duyuyorum" dedim. "Peki kimden öğrendiniz ?" diye yeniden sordu.
   "Ninemden!" dedim. Adam gitti, 6 ayda bir yenilenen iş sözleşmemi süresiz yaptı ve diğer okullarda da bu metodu göstermemi istedi. 



YÜCEL FEYZİOĞLU
(Cumhuriyet Gazetesi)



***



   1948 yılında Buenos Aires'te doğan Alberto Manguel, babasının elçi olmasından dolayı çocukluğunu önce İsrail'de, sonra kendi ülkesinde geçirir. Daha 3-4 yaşındayken Çek asıllı bakıcısının kendisine okuduğu ilk kitap "Binbir Gece Masalları"dır. Belki bu kitap onu denemeci, gazeteci, eleştirmen, çevirmen, yayıncı kılacak ilk tohumları eken kitaptır. 
   Görme yetisini yitiren Borges'e gençliğinde kitaplar okur. Çocukluğundan başlayarak sözcükler ve dil aracılığıyla kimliğini oluşturduğunu söylemek pek abartma olmasa gerek. Kişisel kitaplığında 35 bin kitabın bulunduğunu düşününce, ne demek istediğim kolayca anlaşılır sanırım.
   Bunca kitabı biriktirmenin, yeniden yeniden okumanın kendisine ne sağladığı sorulduğunda verdiği yanıt ilginçtir: "Son sayfasına dek güzel bir kitabı okumak tam bir mutluluk. Gelecek yaşamım konusunda bir karar versem tam tamına aynı şeyi yapar, anımsadığım ilk satırdan başlarım: Bir varmış bir yokmuş..." (AYTEKİN KARAÇOBAN - Cumhuriyet Kitap)


ALBERTO MANGUEL









Merhaba!


30 Aralık 2018 Pazar

OKUMA SANATI




   "Yazarlar kendi okurlarını arar, kendi okurlarını yaratırlar, okurlar da kendi yazarlarını."


EMİN ÖZDEMİR










   Damon Young, kitapları önemseyenlerin geçtiği ya da geçebileceği yollara değinirken okumanın, kişiyi "dünyanın arınmış ve onarılmış görüntüsüyle karşılaştırabileceğini" söylüyor. Okuma, bu noktadan itibaren bir sanata dönüşüyor ve Young'a göre tam anlamıyla bireyselleşiyor. Koleksiyonerler gibi okurlar da deneyimlerini veya onunla eşleştirdiklerini biriktirip bir sanat inşa ettiğinde, kütüphane ve zihin alabildiğine büyüyor. (ALİ BULUNMAZ - Cumhuriyet Gazetesi)


DAMON YOUNG










Yazmadan yaşanabilir ama, okumadan asla. 
Toplumlar yazı olmadan da vardır ama, hiçbir toplum okumadan var olamaz.


ALBERTO MANGUEL
(Okumanın Tarihi)











   Beyim diyor, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok, kitaplığı ne yapacağız?
   Anlatıyorum ona: Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur!


FAKİR BAYKURT
(Eşekli Kütüphaneci)












Merhaba!