Tan Oral etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tan Oral etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2025 Salı

KARDA MI YOKSA KARANLIKTA MI, BİR KÖY VAR UZAKTA

 


Karikatür: TAN ORAL



Aşağıya baktım, sonsuz beyazlık. Dağlar, tepeler, düzlükler kar altında. Derin vadilerin diplerinde bir kadının örgülü saçları gibi kıvrım kıvrım akıp giden küçük dereler. Aşağıda, çok aşağılarda büyük nehirlerle buluşmaya gidiyorlar ve sonra baraj göllerine. Bu uçsuz bucaksız beyazlıkta yön kavramı kayboluyor, hangi yöne gidiyoruz, şaşırıyor insan. Güneş bir sağımızda bir solumuzda. Helikopter bazen vadileri takip ediyor bazen aşıyor yüksek dağları, alçalıp yükseliyor. Ama ilerliyor durmadan.
(...)
İşte geldik. Köy, daha doğrusu mezra aşağıda. Karda mı yoksa karanlıkta mı kaybolduğunu bilmediğim köy, köyün mezrası, mahallesi. İnsanlar karınca gibi sağa sola koşuşturuyorlar, bize el salladıklarını görebiliyoruz. Bazı evlerin çatıları, bu sonsuz beyazlığın içinde kare kare, kara. Toprak damlar loğla iyice sıkıştırılmış olmalı. İlçedeki evlerin de çoğu böyle, toprak damlı. İlk günlerde epey yadırgamıştım sesleri duyduğumda. Sabah gördüm; insanlar, evlerinin damındaki karları kürüyor ve sonra demirin taşa ya da taşın demire sürtünme sesi, kağnı tekerleri gibi gıcırdaya gıcırdaya ağlıyor. Ağlayan hangisi, demir mi taş mı? Ne o, ne o, insan. Silindir, damdaki toprağın suyunu çıkarıyor. Toprağın gözyaşı. Hayır, evin, evde yaşayanların gözyaşı olmalı... 
(...) 
Muhtar, çığ altında ceset kalmadığını ve vefat edenlerin hepsinin gömüldüğünü söyledi.
(...)
Çaresizlik, insanın gözünü açıyor. Evet, bu insanlar ne yapabilirlerdi? Gelip gelmeyeceği, hatta olayı zamanında duyup duymayacağı bile meçhul bir savcıyı ve doktoru sonsuza kadar bekleyemezdi ölüler. Mezarlık, az yukarıda, evlerin bir kilometre kadar yakınındaymış. "Uzağında" denilmemesi dikkatimi çekti. Ölüm ne kadar yakınmış diye düşündüm. Uzak olmalıydı ölüm, insana uzak olmalıydı.

(İSA KÜÇÜK / Geçmemiş Zaman - Cumhuriyet Kitapları)






Merhaba!


11 Şubat 2024 Pazar

DİKENLİ YOLUN YOLCULARI

 


Karikatür: TAN ORAL



Tan Oral'ın karikatürü ne kadar güzeldi: Tuşları dikenli bir yazı makinesinde elleri yara bere içinde kalmış bir kişi yazı yazmaya çalışmakta...
Tuşlara her basışımda bu acıyı çekiyorum ben de. Her sözcük içimizden bir şey koparıyor. Yazmak, büyük bir sorumluluk yüklenmektir. Seçilen her sözcük, seçilmeyen nice sözcüğün hesabına konuşmak zorundadır. Dönem dönem bu tür güçlükleri yaşıyoruz. Yazar olmak, hele her gün konuşmakla görevli bir yazar olmak, dikenli bir yolda yürümekten de beter...

 (OKTAY AKBAL - Yaşayıp Görmek)


***
 

Otursam bir deniz kıyısında bir şiir söylesem. Hem de şiir olduğu için değil, çocuklar söylediği için şiir olan bir şiiri. Belki de dünyadaki tek arı şiiri:

Çocuktum ufacıktım, top oynadım acıktım.

Top oynamış ufacık bir çocuğun acıkması gibi bir açlıkla yaşadı bütün yazarlar. Hele geri ülke yazarları... Daima mutluluğa, insanlığa, anlayışa acıkarak ve daima da aç kalarak...
Geri ülkelerde yazar olmak, mezbahada ressam olmak gibi bir şeydir. Koyunlarla kasaplar dünyasında sanat göstereceksin. Sürüler kesilmeye gelirken tuvalini devirecek, kasaplar kanlı ellerinin bıçaklarını paletinde temizlemeye kalkacaklar...
Ve sen fırçanla mutlu dünyalar çizmeye uğraşacaksın.
Kalkınmış sermaye ülkelerinde yazarın bir yeri vardır, sosyalist ülkelerde de yazarın bir yeri vardır. Geri ülkelerde yazarın yeri kalabalık bir otobüse zar zor binmiş bir yolcunun yeri kadardır. Bir arkadan, biri önden, bir, yandan iter... 

 (ÇETİN ALTAN / Kopuk Kopuk - Bilgi Yayınevi)





Merhaba!