Sait Munzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sait Munzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2026 Pazar

COMANDANTE CHE GUEVARA

 


[Küba'daki sosyalist devrimin liderlerinden Arjantin asıllı Che Guevara 50. ölüm yıldönümünde Küba'nın başkenti Havana'da düzenlenen etkinliklerle anılıyor.
Euronews'in haberine göre; Havana sokaklarındaki reklam panoları Guevara'nın resimleriyle donatılırken birçok yerli ve yabancı turist ünlü devrimcinin figürlerinin olduğu hediyelik eşyalardan aldı. -Sözcü Gazetesi, 9 Ekim 2017]

Deniz kıyısına oturup da denize girmediğim, içki içtiğim günler. Kolombiyalı arkadaşım Luis Ospina'dan bir mektup almıştım. 1965-66 yılları Paris'inden, eski günlerden, Küba'ya gitmeyi hayal ettiğimiz günlerden söz ediyordu. O zamanlar kendime şu soruları sormuştum: Otomobil ve motosiklet kullanabilir misin, ata iyi binebilir misin, iyi yüzebilir misin, günde 12 saat yürüyebilir misin gibi sorular. Bunların hepsine cevabım "Hayır!" olduğu için bu devrimci hayalden vazgeçmiştim.
Ama düştüğüm keder kuyusu içinde, okuyacağınız iki şiiri yazmıştım:

1968 Günleri

Çamurlu kaldırımda bulduğun
o yazısı turası silinmiş nikel para  
denizin kumsala attığı
ağzı perdahlı cam kırığı
parmağına dar gelen nişan yüzüğü
düğmeleri kopmuş keten gömlek
güneşte sararmış defter sayfası
sahaflara sığınmış bir elyazması
bir evden sızan hüzzam faslı
bir akşam içkiden dönerken
terekende bekleyen borç senedi

Sierra Maestra, Casa Caramina,

ışık alıp kararmış fotoğraf kâğıtları
sesi tarçınlaşmış kasetler
asfaltla gizlenmiş parke sokaklar
hasta yürek, hasta dişetleri
bilgisayarlı Yuppiler, parkalı militanlar
ve evvel zaman çocukları
açık denizde bulduğun son ganimet
kendine armağan saydığın bir eksik hayat
nasıl da hırpalamıştı çürümüş kenti.

Bir bahar tek başına ölmez diyor
umur görmüş haneberduş şaman,
birlikte götürür öteki mevsimleri.

***

Comandante Che Guevara

Bir kent var, dilimi konuşmayan
Comandante Che Guevara

Bir gece var, uykumu uyumayan
Comandante Che Guevara

Bir tezgâh var, bezimi dokumayan
Comandante Che Guevara

Bir kapı var, denize açılmayan
Comandante Che Guevara

Bir çatı var, gökyüzünden çok uzak
Comandante Che Guevara

Bir hayat var, ayağıma dar gelen
Comandante Che Guevara

Bir ölüm var, ölmekle bitmiyor
Comandante Che Guevara

Düşün son menzilinde bir durak
Comandante Che Guevara


Kapitalizm onun anısını turistik eşya yapsa da devrim tarihini değiştiremez. "Che" Sierra Maestra'dan her an inebilir. 


ÖZDEMİR İNCE
(Cumhuriyet Gazetesi)



Karikatür: SAİT MUNZUR








Merhaba!

21 Kasım 2021 Pazar

BATI'NIN İKİYÜZLÜLÜĞÜ

 

   Polonya-Belarus sınırında yaşanan sığınmacı trajedisi tekil değil. Dünyanın dört bir tarafında benzer sahneler yaşanıyor. Daha iyi bir yaşam umuduyla Doğu'dan Batı'ya, Güney'den Kuzey'e doğru yaşanan göçü hiçbir bariyer durduramıyor. Kavimler göçünü aratmayan bu durum kapitalist-emperyalist sistemin eseri. Kapitalist sömürünün emperyalist saldırganlığı ve despot rejimlerin hükmü sürdükçe, 'yeryüzünün lanetlileri'nin göçü de devam edecek.


(Fotoğraf: AA)


   Kapitalist-emperyalist dünya sisteminin açlığa, savaşlara, çatışmalara mahkûm ettiği milyonların daha iyi bir yaşam umuduyla yaptığı yolculuk devam ediyor. Kapitalist-emperyalist sistemin kriziyle birlikte bu göç akını son yıllarda daha da artmış durumda. Yoksulluğun girdabında debelenen güney yarım küreden kuzeye, doğudan batıya doğru yaşanan göç akını adeta 'kavimler göçü'nü andırıyor.

   Her yıl on milyonlarca kişi savaştan, çatışmadan, açlık ve yoksulluktan dolayı yerini, yurdunu terk ederek gelişmiş ülkelere gitmeye çalışıyor. Daha fazla kâr, daha fazla sömürü uğruna eşitsizliği, adaletsizliği her geçen gün daha da derinleştiren egemenler, 'yeryüzünün lanetlileri'nin bu akınını durdurmak için seferber olmuş durumda. 

   Sermayenin serbest dolaşımı için sınırları kaldıran Batılı emperyalist ülkeler, söz konusu yoksullar olunca sınırlara duvarlar örüyor, tel örgüler çekiyor, muhafız güçlerine milyar dolarlar akıtıyor. Yeter ki kendi müreffeh adalarına 'baldırı çıplaklar' gelmesin. 

   Avrupasından Amerikasına, Avustralyasından Kanadasına küresel köyün efendisi güç merkezleri göçmen dalgasını kırmak, engellemek için bayraktarlığını yaptığı 'insan hakları', 'serbest dolaşım', 'özgürlükler' gibi her türlü değeri ayak altına alabiliyor. Sınır boylarında muhafız alayları, paramiliter milisler, ırkçı faşist gruplar duvarları aşmaya çalışanlara saldırıyor, dövüyor, öldürüyor.

   Bugün kitlesel şekilde yollara düşmek zorunda kalarak mülteci durumuna düşen Iraklılar, Filistinliler, Afganistanlılar, Suriyeliler, Somalililer, Yemenliler, Sudanlılar, Malililer, hepsi emperyalist yıkım politikalarının sonucu. Egemenler ülkelerini ateşe attıkları milyonları, ülkelerine sokmak istemiyorlar. 

   (...)

   Göç Araştırmaları Derneği kurucularından, akademisyen Doç. Dr. Polat S. Alpman göçmen akışını değerlendirdi. Alpman, "Birdenbire dünyada niye göç dalgası başladı dersek en temel nedeni eşitsizlik ve ayrımcılık politikasının sürdürülemez hale gelmesi. Kapitalizmin 'altın çağı' bitti ve cehennem eşiğine geldik. Bu eşiğin en ağır faturasını en yoksul ve en ezilen halklar ödüyor. Bu onların tek başına taşıyabileceği yük değil" ifadelerini kullandı.

   Uygulanan politikalara dikkat çeken Alpman, "Dünya sürekli hareket etmeye uygun değil fakat bu eşitsizliğin de giderilmesi lazım. Onarıcı politikalar geliştirmeden sadece göçü önlemeye yönelik politikalar geliştirmeye çalışmak sonuç üretmez" dedi. 

   Göç dalgasına karşın devletlerin sınırları yükseltmesinin çatışmayı arttıracağına vurgu yapan Alpman şu ifadeleri kullandı: "Dünyadaki eşitsizlik giderek artıyor. Radikal ayrımlar var. Mesela bir taraf Mars'a giderken bir tarafta da onların yağmur suyunu almaya çalışan şirketler var. Giderek yoksullaşan, en temel sağlık ihtiyaçlarını gideremeyen geniş yığınlar ve kalabalıklar var. Savaşlara, ekolojik afetlere temas etmeden sadece bu ekonomik eşitsizlik bile çok ciddi bir tablo çıkarıyor karşımıza. Bunu çözmenin yolu sınırları güçlendirmek, sınırları yükseltmek değil. Bu politika sadece çatışmayı arttırır ve dünyanın gittiği yer de bu. Polonya sınırında yaşanan da bunun bir örneği. Devletler göçmenleri koz olarak kullanıyor. (İBRAHİM VARLI - BirGün Gazetesi) 


Karikatür: SAİT MUNZUR




Merhaba!