Süreyya Berfe-Yavaş yavaş Bilemiyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süreyya Berfe-Yavaş yavaş Bilemiyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2024 Pazar

SÜREYYA BERFE ve DOĞA

 

"Çağımız insanı 'insan yazgısı' ile 'doğa yasası' arasındaki ayrımın bilincine varan kişidir."

(İLHAN SELÇUK - Ağlamak ve Gülmek)





Sabaha doğru

bahar yağmuru

Şiir bazen görülebilir.

Geçmişte yaptığı bir söyleşide "Kent ve kentliyi çocukluğumdan beri sevmedim. Ama bu kır âşığıyım demek değil. Doğayı ve ona yakın insanları daha çok seviyorum" deyişini anımsatıyorum Yavaş Yavaş Bilemiyorum'u kendisinden dinlemek için bir araya geldiğimiz Berfe'ye.

Bugün kentten yola çıksak diyorum, dönsek aynı kırı ve doğayı bulur muyuz artık? "Ah nerede..." diye iç geçiriyor usta şair, "Bulmak imkânsız. O kır, o doğa yok artık ama sadece o da değil sorun. Nüfus da aldı başını gidiyor, her şey daha kötüye doğru ilerledi."

Doğanın tam içinden, artık onunla yoğurulmuş olarak görüyoruz dizeleri. Günümüzde çokça hırpalanan, sömürülen, yok edilmeye çalışılan bir varlık artık doğa. Gözlerimizin önünde yakılan, yıkılan, yerine betondan renksiz, kokusuz, nefessiz bir dünyanın yaratıldığı o güzelim doğaya getiriyoruz sözü. 

Onun yanında yer alıp, kitapta tam da içinden konuşan şaire, "Canı yanan doğanın bir seslenişi mi bize?" diyorum, "Öyle elbette, hatta çırpınışıdır..." diye yanıtlıyor beni.

Bahar rüzgârına, topraktaki kıpırdanmaya, denizin durgunluğuna bir bir rastladığımız dizeler, insanın yolculuğunu doğa aracılığıyla anlamlandırmasına da bir olanak tanıyor.

(...)

Doğayı, sevmeyi, gören gözlerle bakmayı, yalnızlığımızı, içtenliği, kısacası artık pek rastlayamadıklarımızı, unuttuklarımızı ve tabii çokça baharı hatırlatıyor Süreyya Berfe; durmadan sakin ve kararlı.

Yazıyı kitaba ismini veren şiirle bitirelim:

Bahar akşamlarının yalnızlığı

neye benziyor

Yavaş yavaş bilemiyorum.

 (BERRİN KARADENİZ - Cumhuriyet Kitap)




Merhaba!


9 Ocak 2024 Salı

CEMAL SÜREYA & SÜREYYA BERFE

 

   "Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."
  Cemal Süreya'yı Cemal Süreya yapan dizeler. Bugüne kadar aşka, sevdaya dair ne kadar şiir yazıldıysa, bu altı kelimede hepsinden biraz vardır. O kadar çok benimsemiştir ki şiir severler bu dizeleri, herkes kendince bir şeyler karalamaya çalışmaktadır artık sonu 'Keşke yalnız bunun için sevseydim seni' ile biten, ki bu zaman zaman asıl Cemal Süreya satırları hangileri idi diye kafaları karıştırmaktadır. 
   Bu dizeler ilk defa, birinci baskısı Dönem Yayıncılık tarafından 1 Nisan 1988'de yapılan Güz Bitiği isimli şiir kitabında karşımıza çıkmıştır. Şairin bu kitabında 1 düzyazı, 16 dize, 11 beyit ve her birinin sonu bu dizeyle biten 20 şiir bulunmaktadır. 
  Burada bahsi geçen 20 şiirin başlıkları sırasıyla: İki Kalp, Eşdeğeriyle Yan, Atı'lar Deltalara, Çekirge Bulutu, Sülünün Yüzü, İlkokulu Bitirdiği, Bilgisayar Olarak, Afyon Garındaki, Daha Ben, İçtim O, Bir Mineli, Metinlerde Buluştuk, Küçük Anne, 18 Aralık, Hiçbir Semtte, Mutsuzluk Gülümseyerek, Bir Kış, Piri Reis, Bir Çiçek ve Gece Bitkilerinden'dir. Şiirlerin son iki dizeleriyse yine sırasıyla şöyledir:

"Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Seni o kadar yakından görünce,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Hızla geçen otobüslerin ardında benzeşmek...
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"İyi anlarında sesin kalınlaşıyor.
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Baktım yeri toparlıyor ayak izleri
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Eşiklere oturmuş bir dolu insan
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

" Fazıl Hüsnü diyor ki, ne diyor Fazıl Hüsnü?..
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Ortaoyunumuzun dekoru bir kâğıt mendil
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Uzaklardaydın, oracıkta, öbür kıtada,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"İkinci bir parıltı var senin bakışlarında
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Kehanet adlı kısacık bir şiir buldum
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Yürüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"İki çay söylemiştik orda, biri açık
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Bir şey var, ancak makilerin orda söyleyebilirim,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

"An ki fıskiyesi sonsuzluğun
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."


   (bizboyleyiz.wordpress.com)





   Kitapta dikkat çeken kimi ara metinler, göndermeler de var. O göndermelerden biri de Cemal Süreya'nın Güz Bitiği kitabına ve "Keşke Yalnız Bunun İçin Sevseydim Seni" şiirine. 
  Bu şiirin doğuşunun öyküsünü soruyorum kendisine, "Nereden başlayayım ki?" diyor. Süreya ile yaptıkları bir sohbette gırgır, şamata konuşup şakalaşırken konu Berfe'nin sevgilisine gelmiş. "O dönem sevgilimden ayrılmıştım. Cemal de konuyu dolaştırıp ona getiriyor. Başladı kızı methetmeye. O söylüyor, ben 'Yahu haklısın be keşke bunun için sevseydim' diyorum. O söylüyor, ben 'Yalnız bunun için sevseydim' diyorum. Bu hikâyeden doğdu o şiir." diyor tebessümle. Bu dizeden hareketle yazılmış, esin verenini dahi duygulandıran şiir.
   Bir derin ah çekiyor burada Berfe, "Cemal ile baş edilmez" diyor, "Ondaki zekâ, edebiyatımızdakilerde pek azdır." Giden dostun ardından bir an duraksayarak: "Ahhh Cemal ahhh... Kalk Cemal kalk, ortalığa bak!"

   (BERRİN KARADENİZ - Cumhuriyet Kitap)






Bugün Cemal Süreya'nın aramızdan ayrılışının yıl dönümü. 
Ne yazık ki Süreyya Berfe'yi de 34 yıl sonra aynı gün kaybettik.
Işıklar içinde uyusunlar.