YEVGENİ YEVTUŞENKO
(Fotoğraf: SASHA KRASNOV)
"Şiir aldanmaz... Şiir yalanı bağışlamayan kıskanç bir kadındır."
Ve elbette şiir "yoğun bir biçimde hayattır"
Yevgeni Yevtuşenko, şiir üzerine şu yorumla şiir dünyasının kapılarını açıyor:
"Benim şiirimde dile getirdiğim yeni düşünce ve duyuşlar ben daha şiir yazmaya başlamadan önce Sovyet toplumunda yer etmişti ama henüz şiire dökülmemişlerdi. Ben olmasam bir başkası yapacaktı o işi."
Devamı da şöyle:
"Hem ben ben olayım hem de başkalarının henüz dile getirilmemiş fikirlerini gün yüzüne çıkarayım. Varım ben buna. Bütün hayatım boyunca. Biliyorum çünkü, ben ben olamadım mı o fikirleri gün yüzüne çıkarma gücü de benim olmayacak."
Peki ama o kim?
Ah! şiirim de
bana benzesin isterim:
benim gibi farklı, çoğul ve değişken,
nice acılara katlansam da uğruma.
Ama, ne olursa olsun,
pençesindeyim sanatın
çoktan.
Bu yüzden başkalarının yapıtında
ilk önce kendimi ararım.
Yakın akrabalarımdır
Yesenin'le
Walt Whitman..
(...)
Çılgınca kitap okurum
ve odun taşırım.
(Fotoğraf: SASHA KRASNOV)
1952'de ilk şiir kitabı Geleceğin Madencileri'ni yayımlar. Kitabının ardından yazdıklarının kimseye bir yararı olamayacağını görür. "Güzel kafiyelerim, çarpıcı benzetmelerim, hep, boşlukta süsler gibiydiler. Biçim arama çabama öyle dalmıştım ki yolun sonuyla, yolu birbirine karıştırmıştım. Öyle iyi yazıyordum ki hiç iyi değildi."
Kazandığı ilk telifini Moskova Nehri'ne atar, kabullenemez. Bir süre şiir yazamaz ama sonra değişerek yazmaya başlar, şaşırtır etrafındakileri, okurları.
Rusya'da "Şairler fabrika fabrika, şantiye şantiye gezip dolaşıyorlar, lakin makineleri işleten insanları değil, makinelerin şiirini yazıyorlar" dır. "Makineler şiir okusaydı, o şiirleri herhalde ilginç bulurlardı. İnsanlar hiç de ilginç bulmazlar" bu şiirleri.
Yevtuşenko için "şiir": "Şiir / bir barış sığınağı değildir. / Şiir / yaratıcı gücü savaşın."
(...)
Nâzım Hikmet'in, yaşamında ve şiirinde nasıl derin izler bırakan bir yeri olduğunu "Nâzım'ın Kalbi" şiirinde açıkça, gurur duyarak dünya âleme şöyle duyuruyor:
"Usandığım zaman gerçeklerin yalanından
kaygan küstah baskıdan
tunç Nâzım'ı hatırlarım
ve sesini
biraz hançeri:
"Merhaba kardeşim... Ne o neden suratın asık öyle?
Boş ver!
Yoksa şiir takıldı mı bir yerde?
Gel beraber bitirelim.
Para mı yok?
Çaresine bakarız dert değil.
Sevgili mi yok?
Aldırma buluruz..."
Oysa asıl kendisinde bir şey var
içini yaralayan
yüzünün buruşuklarından dehşetle akan:
"Hepsi iyi ya
şu kalp ağrısı...
Adam sen de
ağrıyadursun yaşıyoruz ya..."
[Yevtuşenko]'ya göre şiir, yaşamın yoğunlaşmış halidir! Haklı değil mi?
(GÜLTEKİN EMRE - Cumhuriyet Kitap)
Merhaba!


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder