1 Mayıs 2026 Cuma

YA BARBARLIK, YA SOSYALİZM !

 

"İnsan olmak, işin esası. Bu da demektir ki: Sağlam ve açık ve şen olmak, evet, her şeye ve her şeye rağmen neşeli olmak... İnsan olmak demek, tüm hayatını 'kaderin büyük tartısına' sevinçle atıvermek demektir, gerekiyorsa eğer; ama aynı zamanda da, her aydınlık sabaha ve her güzel buluta sevinmek demek." 


ROSA LUXEMBURG


"Benim idealim, herkesi sevebileceğim bir toplumsal düzen"

[Rosa Luxemburg], hâlâ güncelliğini koruyan Sermaye Birikiminin Temel Koşulları'nda, kapitalizmin tek bir dünya pazarı oluştuktan sonra varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği, geleceğin yeni bir barbarlık çağı olup olmayacağı sorusunun yanıtını aradı. "Her savaş biraz da intihardır" diyerek Karl Liebknecht'le, devrim yoluyla savaşı sona erdirmeyi amaçlayan Spartaküs Birliği'ni kurdu ve atıldığı cezaevinde yazdığı Spartakistler Ne İstiyor?'da, Almanya'da ihanete uğrayan işçi sınıfının kararlı ve örgütlü mücadelesini anlattı:
"İşçilerin dünya çapındaki kardeşliği, bence yeryüzünün en yüce ve en kutsal şeyi; benim yol gösterici yıldızım, idealim ve vatanım; bu ideale ihanet etmektense, hayatımı vermeyi seve seve kabul ederim!"


Toplumsal Reform ya da Devrim, İkinci Enternasyonal içindeki reformcu eğilimlere karşı bir manifesto gibiydi. Bu kitaba eklenen Teori ve Pratik'te, reformcu siyaset anlayışına karşı çıktı: "Hareket etmeyenler, zincirlerin ne kadar ağır olduğunu bilmezler. Tereddüt eden liderler fırtına halinde harekete geçen kitleler tarafından kesinlikle bir yana itilecekler." 
"Belirleyici unsur, kitlelerdir, bir kaya gibidir onlar, devrimin nihai zaferi onlara dayanarak kurulacaktır."


"Ya barbarlık, ya sosyalizm!"

"Tarihi deneyler ve bilgi edindiğimiz, güç kazandığımız ve bize idealistlik aşılayan bu 'yenilgiler' olmasaydı, bugün nerelerde olurduk! Ve bu yenilginin gelecekteki zaferin tohumlarını taşımasının nedeni de budur."
[Aralarında] Sophie Liebknecht'e yazdığı "Ya emperyalizmin zaferi ve her türlü kültürün çöküşü ya da sosyalizmin zaferi. Görev yerimde ölmeyi umuyorum: Bir sokak savaşında ya da bir hapishanede" cümlelerinin de olduğu Hapishane Mektupları, onun aynı zamanda bir mektup ustası olduğunun kanıtıydı. 
John Berger onun bu mektupları için, "Korkusuz, kırılmaz, tutkulu ve kibar bir kadın. İşçileri ve kuşları severdi. Aksayan ayağına rağmen dans ederdi. Onunla ilgili her şey büyüleyici ve gerçek" dedi. 

"O bizim için bir kartaldı ve öyle kalacaktır"
(V. I. LENIN)

Rosa Luxemburg'u Che Guevara'ya benzettim hep. Birikimli, cesur, kararlı, açık yürekli, bağnazlıktan uzak, doğru bildiğinden şaşmayan, asıl derdi insanlık ve özgürlük olan devrimcilerdi onlar.
Öldürülmesinden önce, 14 Ocak 1919'da yayımlanan son yazısında "Vardım, varım, var olacağım!" diyen Rosa Luxemburg'u Eduardo Galeano'nun sözleriyle anıyorum:
"Rosa, suya hasret kaldığımız zamanlarda bizim taze su kaynağımız olmayı sürdürmektedir."

(ÖNER YAĞCI - Cumhuriyet Kitap)


Bertolt Brecht'in "Rosa Luxemburg İçin Gömüt Yazıtı" şiiri şöyle bitiyor:

Ezilenler, gömün ayrılıklarınızı!





İŞÇİNİN ve EMEKÇİNİN BAYRAMI KUTLU OLSUN !


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder