Sabahattin Kudret Aksal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sabahattin Kudret Aksal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2025 Pazar

SEMİZOTU

 


CELÂL SILAY


Petrograd tam bir buluşma ve tanışma yeridir. Beyoğlu'na çıkan sanatçılar, hiç değilse camdan içeri bir göz atmadan edemezler. Gerçi kimileri Viyana Kahvesi'ni de sık sık yoklarlar ama Nisuaz'la Petrograd, Beyoğlu'nun göbeğinde olduğu için çokluk buralara düşerler.
(...)
Napolyon Celâl'in (Celâl Sılay) de Sait Faik'le, 1939 yılında ilk orada tanıştığını belirtmeliyiz. Celâl, daha ilk günden Sait'in "lan", "bok" sözlerini ağzından hiç eksik etmediğini görmüştür. Ama zamanla onun bu sözleri daha çok sevdiklerine söylediğini anlar. O yılların Sait'ini isterseniz bize bir kez de Celâl Sılay anlatsın:
"Gece yarıları portakal soyardık. Yarısına kadar ısırırdık. Suları damlardı. Sonra o bir şarkı tuttururdu. Makamına uyardım. Ben bir şarkı tuttururdum, makamına uyardı. O bekârdı, ben bekârdım. Akşamları severdi, akşamları severdim. Beyoğlu'nda gezerdi, Beyoğlu'nda gezerdim. Yanında boş bir adam arardı. Yanımda boş bir adam arardım. Konuşmak istemezdi, konuşmak istemezdim. Büyük laflardan hoşlanmazdı, büyük laflardan hoşlanmazdım. Küfredilecek bir herif arardı, küfredilecek heriftim."


Bu sözler Celâl Sılay'ın da çeşnisini koyar ortaya. Celâl büyük acılılardandır. Ama bunu kimseye belli etmez, yüzüne taktığı çokça sırıtkan bir maske ile neşeli insanlardan biri görünmek ister. Maskesini çıkarmak zorunda kaldığı vakit de kahvenin dışarısında, caddeden birinin geçtiğini görmüş gibi fırlar gider.


SABAHATTİN KUDRET AKSAL


Celâl Sılay'la arkadaşlık kolay işlerden değildir. Çokça alıngan olduğu için arkadaşları onunla sık sık bozuşur. Onunla ikide bir selamı sabahı kesip, sonra yine barışanlardan biri de Sabahattin Kudret'tir. Sabahattin onunla bir kez de 1957 yılında bozuşmuştur. O sıralar Celâl, Moda'da oturur. Bir gün Sabahattin evine gelir. Celâl: "Otur da beraber yemek yiyelim" der. Sonra da sofraya alengirli bir semizotu yemeği getirir. Sabahattin semizotunu çok sevmiştir. Her ne kadar çatal kullanırsa da yemekle birlikte parmaklarını da yer. Akşamüstü de Beyoğlu'nda rastladığı Baha Çalt'a, Celâl'in yemeğini iyisinden över. Nedir, o günden sonra Celâl'e nerde rastlarsa Celâl başını çevirir. Üç ay, dört ay, beş ay. Bir gün Sabahattin dolmuşta Celâl'in yanına düşer. Celâl ona dirsek vurarak sırıtır. Bu kez Sabahattin ona yüz vermez. Celâl yine dürter. Sonunda Sabahattin:
- Bak Celâl, şimdiye değin seninle birkaç kez küstük. Ama hepsinin nedenini bilirdim. Bu kez neden bozuştuk bilmiyorum.
- Yahu, sen bende semizotunu iyi pişirmekten başka övülecek bir şey bulamadın mı?

(SALÂH BİRSEL -  Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu, 1976)







Merhaba! 

18 Eylül 2022 Pazar

ŞİİRİN TANIMI

 

Şiir ateşin habercisidir,

yangının kundakçısı.

Yanardağın üstündeki kuştur şiir.


ÜLKÜ TAMER

(Şiir İçin Cevaplar)


***


   "Şiirin artısız ve eksiksiz bir tanımını bugüne dek yapamadım. Böyle bir tanımını da görmedim. Bence, yoktur da. Çünkü, şiirin, mantığın saptadığı üzre bir tanımı olsaydı başlangıçtan bu yana hep aynı şiirin yazıldığı görülecekti."

(SABAHATTİN KUDRET AKSAL)


***



... şiir yazmak "o cehennemi yaz sıcaklarında buzu buz olarak sürdürmek, elde tutmak, satmak" demektir.

(YILMAZ GRUDA)



***



  Dünyayı aşklaştırmanın özel bir edimidir şiir. Referansları özgürlük, adalet ve vicdandır. Özgürlüğe evrensel, adalete toplumsal ve sınıfsal, vicdana bireysel olarak yaklaşır ve özümser; onları insani ve estetik boyutlarda yeniden üretir.

   "Gülün gülle tartılacağı" bir dünya, aşk hâlinde bir dünyadır ve bu, şiirin düşüdür. Şiir, önce kendini aşk'laştırarak yola koyulmakta ve tahayyülün sınırsızlığına doğru kanat vurmaktadır.

AHMET TELLİ
(2020 Dünya Şiir Günü Bildirisi)



***



"Zaten aşk da devrimin ta kendisiydi."

SEMA SOYKAN
(Kilit Taşı)








Merhaba!