Mardin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mardin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2025 Pazar

YURDUNU SEVMEKLE BAŞLAR ...

 


Ben Gaziantepliyim, yani eski uygarlıkların beşiğinde büyümüşüm.

Öğretmen olan annem, biz çocuklarını o zamanlar adı Belkıs harabeleri olan Zeugma antik kentine, Urfa'nın Balıklıgöl'üne, bir masal kenti olan Mardin'e ve Dara harabelerine, İskenderun'un dalgasız denizine, Gaziantep'in o zamanlar kimsenin bilmediği Yesemek: Hitit Açıkhava Heykel Müzesi'ne götürmeseydi bu kadar meraklı ve gezgin ruhlu olamazdım.

Maarif Müdür Muavini olan babam da anneme benzerdi, şoför gocuğunu kuşanıp, beni kendi kullandığı cipine atar, dillerini bilmediğim, kadınların dövmeli yüzlerine hayretle baktığım, yolları bile olmayan dağ köylerine götürürdü. Dokuz yaşında beni trendeki kişilere emanet edip İzmir'in güzelim bağlarında yaşayan halamlara göndermişti. 

Şimdi bu anlattıklarım yeni kuşaklara masal gibi gelebilir, öyle de! Ben masal gibi bir çocukluk geçirdim.

Kitabınızın [Haydi Yola Çıkıyoruz - Remzi Kitabevi] bir yerinde şöyle diyorsunuz: "Dünyanın tüm renklerini gördüm, dinleri, gelenek ve görenekleri yaşadığım ülkeden çok farklı coğrafyalarda dolaştım. Ve kürkçü dükkânına, İstanbul'a döndüğümde, 42 uygarlığın tüm haşmetiyle var olduğu dünyanın en renkli ülkesinde yaşadığıma defalarca sevindim. Her seferinde ülkemi hep daha çok sevdim." Açar mısınız?

Evet, şöyle bir örnekle başlayalım: Örneğin, eski Mısır uygarlığı çok renkli, çok değişik bir uygarlık. Bunu biliyoruz, ben Mısır'a ilk kez, çektiğim "Seni Seviyorum Rosa" filminin İskenderiye Film Festivali'nde gösterilmesi nedeniyle davetli gittim. İkinci seferimde Hurgada'daki muhteşem ötesi Kızıl Deniz'de dalmaya, Firavunlar Vadisi ve göz kamaştırıcı eski Mısır'ı tavaf etmeye gittim. 

Evet, muhteşem ama tüm bu muhteşem uygarlık on gün sonra kendini tekrar etmeye başlıyor. İşte işin püf noktası bu! Yıllar önce Kapadokya'da Hollandalı gezgin bir çifte rastlamıştım. Lafladık, iki aydır ülkemizi geziyorlarmış, Ağrı'dan başlamışlar gele gele henüz Kapadokya'ya gelmişler. Her adımlarında değişik bir uygarlığın eserleriyle gözleri kamaşmış.

Yahu bu topraklardan 42 uygarlık gelip geçmiş, bu ülke uygarlığın beşiği, nasıl sevmezsin?

(IŞIL ÖZGENTÜRK - Cumhuriyet Kitap / Söyleşi: BETÜL DURDU) 


***


"İnsanlık sevgisine ancak insanın kendi yurdunu sevmesiyle varılabilir."


YEVGENİ YEVTUŞENKO







Merhaba!

5 Temmuz 2014 Cumartesi

ANADOLU



   İznik'in Simavna kasabasında kadılık eden bir beyin oğlu bilgin Şeyh Bedrettin'in yönettiği, sonra Balkanlar'a, Bulgaristan'daki Ağaç Denizi'ne sıçrayan büyük halk ayaklanması 15. yüzyıldadır. Anadolu'nun yoksul Türk, Yunan, Yahudi ve Ermeni köylülerini aynı sancak, aynı kardeşlikte toplayan ilke: "Yarin dudağından gayri her şeyde ortak" olma özlemiydi.
      Bilginler olsa, ilkel toplumculuk derdi. Bana sorarsanız hiç de o kadar ilkel değil. Daha yalın terimlerle söylersek, bu, bütün emekçilerin, tarih boyunca kardeşçe, özgür yaşama duydukları özlemdir.


          ABİDİN DİNO
         (d. 23 Mart 1913, İstanbul- ö. 7 Aralık 1993, Paris)
          1979 yılında Fransa Plastik Sanatlar Birliği'nin 
                                  Onursal Başkanlığı'na seçilmiştir.                              
                                                                                
                          
                      
                           




  " Dünyanın hiçbir yerinde, insan serüvenini bu denli temsil eden bir toprak bulunamaz: Savaş toprağı, istila toprağı, karşılaşma toprağı ve hatta bazen kıyım toprağı. Ama aynı zamanda da birlikte yaşama, sentez ve ahenkli anlaşma toprağı. Fakat özellikle bu diyalektik yazgının ötesinde İyonyalı filozofların çağından beri, Diyojen'den Selçuk çağı ozanı  Mevlana'dan geçerek, Cumhuriyet'in kurucusu Kemal Atatürk'e kadar, yaşamlarını kendi düşüncelerinin somut örneği haline getirmeye çalışmış insanların toprağı. Sert bir topraktır Anadolu: Ne ikiyüzlülüğü ne değişkenliği kabul eder. Bizans olsun, Osmanlı İmparatorluğu olsun, ana hoşgörüsünün temel ilkelerine ihanet etmeye cüret eden bir siyasi örgütü cezalandırır."



            MÜMTAZ SOYSAL (d. 1929- Zonguldak)1961 Anayasası'nın imza sahiplerinden hukukçu ve siyaset adamı.      




   Gazetede, Önder Manoğlu'nun yazısı ilgimi çekmişti:

   Viyana'da gezerken İmparatorluk saray kapısının kaşısındaki meydanda, turistler etrafı çevrili bir taş duvara bakıyorlardı. Sordum."Bizanslılar'dan kalma " dediler.Ülkemizde işi ile ilgilenen bir turizm bakanı olsa, yüksek bir yere çıkıp bağırırdı;" Siz medeniyet mi görmek istiyorsunuz, gelin Midyat'a görün." Öyle 3-5 medeniyet değil.Bakın kimler geçmiş, yaşamış Mardin'de, Midyat'ta:
  Hassunalar, Halaflar, Uruklar, Hurriler, Akadlar, Hititler, Mitanniler, Asurlular, Aramiler, Medler, Büyük İskender, Selevkoslar, Abgarlar, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Romalılar, Süryaniler, Sasaniler, Bizanslılar, Artuklular, Osmanlılar ve son olarak da Türkiye Cumhuriyeti.
  İtalyanlar, Napoli'nin iki bin yıllık tarihi ile övünürler. Mardin kaç yıllık bir tarihe sahip biliyor musunuz? Tam sekiz bin yıllık.




MARDİN
ve
MİDYAT






Merhaba!