Friedrich Engels etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Friedrich Engels etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2017 Pazar

GERÇEK MUTLULUK




   "Mutluluğun elde etmekle değil, vermekle olduğunu anladığımız anda, 
başkalarını mutlu kılarak kendimizi daha mutlu, daha sevinçli kılmış oluruz."

 

ANDRE GIDE










   Doğrudan konuya girelim. "En kötü milli eğitim en mükemmel küresel eğitimden çok daha önemli, çok daha değerlidir!" Ölümsüz önderimiz Atatürk bu yalın gerçeği bildiği için "Tevhid-i Tedrisat (Öğretimin Birleştirilmesi) ilkesini benimsemiştir. Peki, bu temel esası yok sayarsanız, ne olur? Karşınıza başlıkta göreceğiniz türden (The Sabancı Univercity) acayip yapılar çıkar. Memleketin kaynakları ile göbeğini yağlandıranlar, yalanın şampiyonu olan emperyalist merkezlerin ucuz mürekkebi olurlar...
   Milli bir eğitim ve öğretim kurumunun ilk hedefi şudur: "Hayatta en büyük başarı ve mutluluğu millete hizmette gören, mutluluk, erdem ve haz arasında denge kurma bilinç ve yeteneğinde olan fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmektir."



   O komplekslerde ise bencil, tüketime doymayan, bireysel refah arayan, içinden çıktığı topluma  karşı sorumluluk duygusu olmayan, küresel şirket elemanları yetiştirilir. Gönüllerdeki aslan bir şirkete CEO olmaktır. Atatürk büstü olmadığı için kasılmaktan başı gözü oynayanlara bir önerim var: "Bill Gates'in heykelini dikin!" Okuduğunu sananlar için güçlü bir mesaj olur! Başarının ölçüsü, daha çok para kazanma değil mi? Ama Friedrich Engels'in şu cevabını da unutmayın: "Para her kapıyı açar ama kilitleyemez!"


FRIEDRICH  ENGELS


   Değerleri olmayan, güçlüye yamanarak çıkar bekleyenleri Desiderius Erasmus, "Deliliğe Övgü" adlı eserinde şöyle betimliyor: "Sıradan insan sadece maddi olana hayranlık besler, sadece maddi olanın gerçek olduğunu sanır. Çünkü sıradan insan önceliği paraya pula, sonra bedensel zevklere verir; onun için ruh en sonda yer alır, hatta çoğu, ruhun gözleri ile görmediğinden, kendi varlığına bile inanmaz!" (SONER POLAT - Aydınlık Gazetesi)










   Sırp asıllı Amerikalı fizikçi, bilim insanı Nikola Tesla'nın elektrik ve diğer buluşlarının patent hakkını çalan Edison zengin olur. Ve bugün dünya halkları, elektriği Edison buldu diye hâlâ kandırılıyor.   



NIKOLA TESLA

   Tesla'nın Edison gibiler için söylediği şu sözü anımsamanın tam zamanıdır:
  "O kadar cahilsiniz ki dininiz var diye ahlâka ihtiyacınız kalmadığını sanıyorsunuz."
(OSMAN ŞAHİN) 










Merhaba!


19 Temmuz 2015 Pazar

DOĞA ve İNSAN




 BİR KIZILDERİLİ İNANIŞI :

Yaşayan varlıklar alınıp satılmaz ve toprak ana da bizler gibi soluk alıp verir. 
Toprağın ve insanların ticaretini yapan beyaz adam bu dünyada en büyük günahı işlemektedir.








HAVVA ANA- RABİYE ÖZCAN
(Karadeniz yaylalarını birleştirme -bitirme operasyonu "Yeşil Yol " projesine direnişin simge ismi )


   Sonunda başını kumdan çıkarıp; Köroğlu'nun, Yunus'un, Pir Sultan'ın, Aşık Veysel'in ve de ovaların, yaylaların, dağların, ağaçların, börtü böceklerin, derelerin sesini duydun! Bu neoliberal küresel ekonomik  sistemin paradan başka şey düşünmeyen gözü dönmüş yandaşlarına " Artık durun, yetti gayri, kimdur devlet, devlet bizum sayemizde devlettur, ben halkım" diyerek; toprağına, suyuna, havana, doğana, yaylalarına sahip çıktın ve haykırdın:  " Bizim derelerimizi sattınız, denizlerimizi sattınız, şimdi dağlarımızı satamazsınız, doğanın kalbine birer hançer gibi saplanan HES'lerinizi, madenlerinizi, otellerinizi, yollarınızı alıp, gidin." (ETHEM GÖNENÇ-Aydınlık Gazetesi)







   Bilinmelidir ki; doğal varlıklar üzerinde kazandığımızı zannettiğimiz her zafer için doğa bizden öcünü alır. Orta Asya ve başka yerlerde işlenecek toprak elde etmek için ormanları yok eden insanlar, çölleşmeye zemin hazırladıklarını, dağlardaki kaynakların sularını kuruttuklarını, azgın sel yığınlarının ovaları basmasına neden olduklarını akıllarına bile getirmemişlerdir. Artık anlamalıyız ki; bizler hiçbir zaman doğaya egemen olmak gibi bir çaba içinde olmamalıyız; tersine etimiz, kanımız ve beynimizle ondan bir parça ve onun tam ortasında olduğumuz bilinciyle davranmalıyız. İnsan olarak doğa üzerinde kurduğumuz egemenlik, onun yasalarını tanıma ve doğru olarak uygulayabilme üstünlüğüne sahip olabilmemizden öteye gitmemelidir. Hele varoluşumuzun ilk koşulu olan suyu ve toprağı bir alışveriş nesnesi yapmak, insanın kendisini bir alışveriş nesnesi yapmaya doğru atılmış bir adımdır. Su ve toprağın alınır, satılır bir mal haline getirilerek bir azınlığın tekeline alınması ve geri kalanların dışlanması ahlaksızlıktan başka bir şey doğurmaz.

FRİEDRİCH ENGELS
(Doğanın Diyalektiği)





Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser







Merhaba!